Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
boğazın o karanlık sularını yaran polis sirenlerinin sesi, yalının devasa duvarlarında yankılanırken salondaki o kusursuz illüzyon tamamen parçalanmıştı.
mali şube ve siber suçlarla mücadele ekipleri o altın işlemeli kapıları kırarcasına açıp içeri girdiğinde, az önce ege'ye ve bana iğrenerek bakan o elit sürüsü, şimdi çığlık çığlığa kaçışıcak delik arıyodu.
"haldun karahanlı ve pars karahanlı!" diye bağırdı sivil giyimli, sert görünümlü bi komiser. "kara para aklama, evrakta sahtecilik ve devleti dolandırma suçlamalarıyla gözaltındasınız. bütün çıkışları kapatın!"
haldun karahanlı'nın o babacan, dokunulmaz holding patronu maskesi saniyeler içinde düşmüştü. kravatını gevşetmiş, yüzü kıpkırmızı bi şekilde polislerin üzerine yürüyodu.
"benim kim olduğumu biliyo musunuz siz?!" diye gürledi. "yarım saate bütün müdürlerinizi sürdürürüm! o ekrandakilerin hepsi iftira, hepsi yalan!"
ama komiser zerre kadar etkilenmedi. iki polis memuru haldun'un kollarını arkaya kıvırıp o soğuk metal kelepçeyi taktığında, adamın o meşhur, sarsılmaz kibri de o kelepçeyle beraber kilitlenmiş oldu.
ve sonra, polisler sahnenin sağ tarafındaki o karanlık köşeye, pars'a doğru yöneldi.
pars kaçmaya ya da babası gibi bağırmaya çalışmadı. sadece o duvara yaslanmış, ruhu çekilmiş gibi etrafındaki o kaosu izliyodu. polis memuru onun omuzundan tutup ellerini arkasında birleştirdiğinde, pars'ın o pahalı lacivert ceketi buruştu. metalin o soğuk sesi, kehribar gözlerindeki o son kibir kırıntısını da yok etmişti.
ege elimi hiç bırakmadan, ağır ve kendinden emin adımlarla o kargaşanın ortasından geçip pars'a doğru yürüdü.
polisler pars'ı kapıya doğru götürürken ege onların tam önünde durdu.
pars başını yavaşça kaldırdı. o kusursuz savcı gitmiş, yerine babası tarafından feda edilmiş, hayatı daha başlamadan bitmiş yirmi yaşında, acınası bi piyon gelmişti.
"lisede babamın hatalarının bedelini bana ödetmeye çalışmıştın," dedi ege, sesi o kadar soğuk ve o kadar karanlıktı ki, etraftaki uğultuya rağmen pars'ın beynine bi bıçak gibi saplandığına emindim. "ama karahanlıların kuralları farklı işliyomuş. senin baban, kendi hatalarının bedelini direkt sana ödetiyo. kendi ailene bile güvenemediğin o sahte krallığında... iyi çürümeler pars."
pars'ın çenesi titredi. gözlerinde saf bi pişmanlık ve nefret birbirine karışmıştı ama tek bi kelime bile edemedi. polisler onu başından bastırarak o şatafatlı yalının kapısından çıkarıp ekip otosuna bindirirken, flaşlar gözünü kör edercesine patlıyodu.
o devasa karahanlı holding, tek bi gecede, bizim kurduğumuz o dijital mahkemede çökmüştü.
yalının dışına, boğazın o dondurucu ama bi o kadar da özgür hissettiren rüzgarına çıktığımızda, derin bi nefes aldım. sanki aylardır ciğerlerime dolan o zehirli havadan sonunda kurtulmuş gibiydim.
berke, sırt çantasını tek omzuna asmış, yüzünde o meşhur zafer sırıtışıyla gri clio'nun kapısında bizi bekliyodu.
"ofise adam yolladım," dedi berke heyecanla. "karahanlıların şirketindeki polis baskını sırasında bizim çaldıkları sunucuları da 'delil' olarak güvenlik altına aldırmışlar. savcılık haftaya bütün donanımlarımızı bize geri vericek. şirketimiz kurtuldu ege!"
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları