Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
karahanlıların çöküşünden sonraki ilk pazartesi sabahı vadi üniversitesi'ne adım atmak, yıllarca süren bi savaştan sağ ve galip çıkmış bi ordunun zafer yürüyüşü gibiydi.
kampüsün o soğuk, devasa taş binaları bile gözüme artık bi hapishane deil, sadece sıradan bi okul gibi görünüyodu.
koridorlarda yürürken fısıltılar yine vardı, ama bu sefer hedef biz deildik. herkes telefonlarındaki haber sitelerine kilitlenmişti. haldun karahanlı'nın off-shore hesapları, pars'ın imzaladığı o sahte belgeler ve bütün holdingin üzerine kayyum atanması haberleri ana manşetlerden inmiyodu. o çok korktukları, önünde eğildikleri dokunulmaz aile, berke'nin tek bi enter tuşuyla tarihin çöplüğüne gömülmüştü.
ege her zamanki gibi elimi sımsıkı tutuyodu ama parmaklarındaki o gerginlik, o her an birine saldırıcakmış gibi duran tetikte olma hali tamamen yok olmuştu. adımları rahattı. yüzünde, liseden beri ilk defa gördüğüm saf, karanlıksız bi huzur vardı.
kafeteryanın önünden geçerken, içerideki manzaraya gözüm takıldı.
alara, o meşhur, herkesin ona pervane olduğu cam kenarındaki masada tek başına oturuyodu. etrafındaki o sahte arkadaş grubu, karahanlı imparatorluğu çökünce saniyeler içinde dağılmıştı. alara kahvesini iki eliyle kavramış, başı eğik bi şekilde boşluğa bakıyodu. bizi gördüğünde gözlerini hızla kaçırdı.
ona acımadım. ama öfke de duymadım. sadece... piyonların, arkasındaki şah devrildiğinde ne kadar zavallı ve anlamsız kaldığını bi kez daha anladım. oyun bitmişti ve o kendi kibrinin enkazı altında kalmıştı.
öğleden sonra, dersler biter bitmez soluğu berke'nin plazadaki ofisinde aldık.
asansörün kapıları dördüncü katta açıldığında, içeriden gelen yüksek sesli rap müziği ve berke'nin kahkahası bizi karşıladı.
ofis eski haline dönmüştü. polislerin söküp götürdüğü o devasa ubuntu sunucuları, kablolar ve bilgisayar kasaları savcılık kararıyla eksiksiz bi şekilde iade edilmişti. berke, elinde bi enerji içeceğiyle ekranların arasında sevinç dansı yapıyodu.
"sistem tıkır tıkır işliyo ege!" diye bağırdı berke bizi görünce. müziğin sesini biraz kıstı. "sunucuları bağladım, tek bi veri kaybı bile yok. üstelik haberler patladıktan sonra uygulamamıza olan organik trafik yüzde üç yüz arttı. herkes karahanlıları çökerten bu adamlar kim diye bizim projeleri inceliyo!"
ege gülerek berke'nin yanına gitti, onun ensesinden tutup kendine çekerek kardeşine gururla sarıldı.
"eline sağlık kardeşim," dedi ege. "o şirketi, o emekleri onların kursağında bırakmadın."
ben masalardan birine yaslanmış, o ikisinin bu çocuksu, saf mutluluğunu izliyodum. ege'nin babası yüzünden lisede başlayan o karanlık kabus, ege'nin kendi şirketini geri almasıyla ve kendi ayakları üzerinde durmasıyla tamamen son bulmuştu. o artık vadi koleji'nin eski, yaralı kralı deildi. o kendi hayatının, kendi geleceğinin asıl sahibiydi.
ege başını bilgisayarlardan kaldırıp bana baktı. okyanus gözleri anında yumuşadı. ağır adımlarla yanıma geldi, ellerini masanın iki yanına, benim belimin hizasına koyarak beni kendi kolları arasına hapsetti.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Emeğine sağlık canım çok mükemmel olmuş çok beğendim iyi ki yazmışsın iyi ki varsın ♥️♥️♥️♥️♥️
Çok güzel olmuş başarılarının daimini ve eserin devamını sabırsızlıkla bekliyorum ... :-)
Yorum
Yorum bulunamadı.