Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
vadi üniversitesi'nin o meşhur, sadece elitlerin girebildiği cam tavanlı kış bahçesi kafesinde hava bu aralar epey garipti.
eskiden pars ve alara'nın işgal ettiği, kimsenin yaklaşmaya bile cesaret edemediği o devasa şömineli köşe masa, artık tamamen ege, ben ve berke'ye aitti. gerçi berke genelde laptopuna gömülüp enerji içeceği yudumladığı için masanın hakimi daha çok ikimizdik.
o gün dersten biraz erken çıkmıştım. ege'nin dekanlıktaki yazılım ihalesi işlerini bitirip kafeye geçtiğini biliyodum. çantamı omuzuma asıp kış bahçesine doğru yürürken, adımlarım cam kapının hemen önünde aniden durdu.
içeride, bizim o meşhur masamızda ege oturuyodu. üzerinde siyah bi boğazlı kazak vardı, kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. önündeki macbook'a bakıyodu.
ama sorun ege'nin orda olması deildi. sorun, ege'nin tam dibine, neredeyse onun omuzuna sürtünücek kadar yakınına oturmuş olan kızdı.
kız üst dönemlerdendi, adı cansu'ydu. sarı saçlarını savurarak ege'nin bilgisayar ekranına doğru eğilmiş, elindeki kahve bardağını tutarken resmen bütün beden diliyle "sana yürüyorum" diye bağırıyodu.
"işte bu algoritma kısmında aslında benim de bi projem var ege," diyodu cansu o cilveli, incecik sesiyle. "beraber çalışabiliriz diye düşündüm. sonuçta ikimiz de bu okulun en iyileriyiz."
kanımın damarlarımda fokurdadığını hissettim. lisedeki ezik melis olsa şuracıkta gözleri dolar, arkasını dönüp giderdi. ama ege'nin boynuma taktığı o siyah pırlantalı kraliçe kolyesi tenime değdikçe, içimdeki o savaşçı kadın uyanıyodu.
kapıyı itip içeri girdim. topuklu botlarımın parkede çıkardığı o sert, ritmik ses bütün kafenin dikkatini anında bana çekti.
ege başını bilgisayardan kaldırdı. okyanus gözleri beni bulduğu an, yüzündeki o bıkkın, soğuk ifade saniyesinde silindi. gözleri parladı, dudaklarının kenarında o bildiğim karanlık tebessüm belirdi. cansu'dan zaten rahatsız olduğunu ve kasten kendini geriye çektiğini görebiliyodum ama şimdi benim napıcağımı izlemek için tamamen arkasına yaslandı.
masaya yaklaştım. cansu beni görünce hafifçe irkildi ama yerinden kalkmadı. sahte bi gülümsemeyle bana baktı.
"aa melis," dedi küçümseyen bi tavırla. "biz de ege'yle yazılım şirketinin yeni projeleri hakkında konuşuyoduk. senin pek anlıycağın şeyler deil gerçi, teknik detaylar."
gülümsedim. ama bu öyle içten bi gülümseme deildi, tamamen ege'den öğrendiğim o merhametsiz, buz gibi gülüşlerden biriydi.
cansu'nun hemen yanına, ege'nin sandalyesinin arkasına geçtim. ellerimi ege'nin geniş omuzlarına yerleştirip aşağı doğru kaydırdım. ege'nin bedeni dokunuşumla anında gevşedi, başını hafifçe geriye, bana doğru yasladı.
"teknik detaylardan anlamadığım doğru cansu," dedim sakin ve yumuşak bi sesle. "ama neyden çok iyi anlarım biliyo musun? benim olan bişeye, haddini aşarak yaklaşanların o sahte bahanelerinden."
cansu'nun yüzündeki gülüş dondu. "anlamadım?"
"diyorum ki," diye fısıldadım yüzümü ona doğru biraz daha yaklaştırarak. "ege'nin şirketinin algoritmaları seni çok ilgilendiriyosa, cv'ni berke'nin asistanına bırakabilirsin. ama eğer benim erkek arkadaşımın kişisel alanına bi santim daha girersen, o çok güvendiğin akademik kariyerini bu kafenin ortasında ezip geçerim."
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Kitabın yeni bölümünü okudum harikaydı çok mükemmel olmuş emeğine sağlık balım mükkemmeldi 😄😄😄😃😃😃😁😁😁😁😁
Yorum
Yorum bulunamadı.