Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
kafeteryadaki o ölüm sessizliği, pars'ın o lacivert, pahalı ceketiyle kapıdan çıkıp gitmesinin ardından yavaş yavaş kırılırken, benim kulaklarım hala uğulduyodu.
herkesin gözü bizim üzerimizdeydi. vadi koleji'nin yıkılmaz denilen kralı ege, ilk defa kendi çöplüğünde deil, başkasının krallığında köşeye sıkıştırılmış gibi duruyodu.
ege'nin göğsü hızla inip kalkıyo, pars'ın az önce durduğu yere bakarken çene kasları okadar şiddetli seğiriyodu ki dişlerini kırıcağından korktum. elleri yumruk halindeydi ve o yumrukların beyazlayan boğumlarında cinayet işliycek bi öfke yatıyodu.
"ege..." diye fısıldadım, titreyen elimi uzatıp onun o kaskatı kesilmiş koluna dokunarak.
dokunuşumla birlikte sanki elektrik çarpmış gibi irkildi ve anında bana döndü. okyanus gözlerindeki o karanlık ateş, bana baktığı an yerini inanılmaz bi koruma içgüdüsüne bıraktı. uzanıp beni belimden kavradığı gibi göğsüne çekti.
"gidiyoruz," dedi buz gibi bi sesle. etraftaki meraklı bakışları zerre kadar umursamadan beni kafeteryanın kapısına doğru sürüklemeye başladı. "bu lanet olasıca kampüste bi saniye daha durmıycaz."
gri clio'ya bindiğimizde ege kapıları anında kilitledi. arabayı öyle bi hızla çalıştırıp gaza bastı ki, otoparktan çıkarken tekerlekler acı bi çığlık attı.
arabanın içi ölüm gibi sessizdi. radyoyu açmamıştı. sadece ege'nin sık ve öfkeli nefes alışverişleri duyuluyodu. istanbul'un trafiğine karıştığımızda, ege direksiyona okadar sert bi yumruk geçirdi ki yerimde sıçradım.
"KAHRETSİN!" diye kükredi. "KAHRETSİN!"
"ege lütfen sakin ol," dedim korkuyla. emniyet kemerimi sıkıca tutuyodum. "kaza yapıcaz."
derin, titrek bi nefes alıp ayağını gazdan hafifçe çekti. arabayı sahil yolunda boş bi cebe sertçe park edip motoru durdurdu. elleriyle saçlarını çekiştirerek başını direksiyona yasladı.
"sakin falan olamam melis," diye fısıldadı boğuk bi sesle. "o herifin sana nasıl baktığını gördüm. o kahveyi sana verirken aslında bana 'senin olan her şeye istediğim an ulaşabilirim' mesajı veriyodu. ve ben..."
başını kaldırıp bana baktı. okyanus gözleri çaresizlik ve öfkeyle doluydu. "ben bu sefer babamın uyduruk şirketine karşı savaşmıyorum. karahanlı ailesi... melis, onlar türkiye'nin en karanlık, en dokunulmaz ailelerinden biri. benim babam onların yanında sadece bi ayak işçisi kalır."
"yani?" dedim yutkunarak. "korkuyo muyuz onlardan? alara'nın ve o züppe pars'ın önünde eğilicek miyiz?"
ege'nin gözlerinde alaycı bi ifade belirdi. uzanıp ellerimi kendi büyük ellerinin arasına aldı. parmaklarımı dudaklarına götürüp uzun, sıcak bi öpücük bıraktı.
"ben sadece senin önünde eğilirim kraliçem," dedi fısıltıyla. "korkmuyorum. ama o herifin seni hedefe koyması beni delirtiyo. istanbul üniversitesi'ndeki o kaydını bilerek sildirdiler. seni bu cehenneme, vadi'ye çekmek için bilerek tam burs verdiler. sen onların elinde bana karşı kullanıcakları bi rehinesin şu an."
kanım dondu. pars'ın o kibar gülüşünün altındaki yatan o asıl iğrenç planı şimdi anlıyodum. beni kendi çöplüklerine getirip, ege'yi benim üzerimden ezip geçiceklerdi.
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Allahim şu ikiliye bayılıyorum söyle her zaman arkamızda duracak bizi desteklemek olanla ;
Yorum
Yorum bulunamadı.