Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
pars'ın o zehirli sözleri zihnimde yankılanırken, yalının içindeki o klasik müzik aniden bıçak gibi kesildi.
kristal avizelerin ışıkları hafifçe kısıldı ve bütün salonun dikkati, altın varaklı merdivenlerin ortasındaki o geniş sahanlığa çevrildi. orda, pars'ın biraz daha yaşlı, saçlarına griler düşmüş ama duruşuyla bile etrafa ölümcül bi otorite yayan bi adam duruyodu.
haldun karahanlı.
o gizli ortak. benim hayatımla satranç taşı gibi oynayan, ege'nin babasının krallığını tek bi hamleyle yutan adam.
elindeki mikrofona hafifçe vurduğunda, koca yalıda çıt çıkmıyodu.
"değerli misafirler, vadi üniversitesi'nin yeni ve en parlak öğrencileri..." diye başladı adam. sesi tok, yavaş ve inanılmaz derecede kibirliydi. "bu gece burda sadece yeni bi eğitim yılını deil, vadi'nin küllerinden yeniden doğuşunu kutluyoruz. bildiğiniz gibi, üniversitemizin ve bağlı olduğu holdingin yönetiminde bazı... radikal değişiklikler oldu."
adamın gözleri kalabalığı tararken, sanki saniyelik bi an bizim olduğumuz yönde duraksadı. ege'nin elimi tutan parmakları okadar kaskatı kesilmişti ki, parmak boğumlarım acıyodu. ama sesimi çıkarmadım.
"fakat biz karahanlı ailesi olarak, geçmişin tecrübelerine her zaman saygı duyarız," diye devam etti haldun bey, yüzüne o sahte, politik gülümsemeyi yerleştirerek. "bu yüzden, vadi'nin eski sahibini tamamen dışlamak yerine, onun tecrübelerinden faydalanmaya karar verdik. karşınıza, üniversitemizin yeni 'onursal yönetim kurulu danışmanını' davet etmekten gurur duyuyorum."
nefesimi tuttum. beynimdeki bütün alarm zilleri aynı anda çalmaya başladı.
merdivenlerin üst kısmından, yavaş ve boyun eğmiş adımlarla bi adam sahneye doğru yürüdü.
ege'nin babası.
ege'nin ağzından, boğuk, acı dolu bi küfür kaçtı. bedeni sanki görünmez bi duvara çarpmış gibi sarsıldı.
"imkansız," diye fısıldadı ege, gözlerini merdivendeki o adama kilitleyerek. "o dosyalar... berke o belgeleri bizzat savcılığa verdi. o adamın en az on yıl içerden çıkamaması lazımdı. nasıl..."
adam merdivenlerde, haldun karahanlı'nın hemen bi adım arkasında durdu. lisedeki o gürleyen, herkesi ezip geçen holding patronu gitmiş; yerine omuzları çökmüş, gözlerindeki o kibir tamamen silinmiş bi adam gelmişti. haldun karahanlı ona bi köpeğe bakar gibi bakıyo, o ise sesini bile çıkaramıyodu.
karahanlı ailesi onu hapisten kurtarmıştı. ama karşılığında... ege'nin babasını kelimenin tam anlamıyla kendi piyonları, kendi kuklaları yapmışlardı. onu vadi üniversitesi'nde bi "danışman" kisvesi altında herkesin önüne çıkararak, ona en büyük aşağılanmayı yaşatıyolardı.
ege'nin nefes alışverişi hızlandı. gözlerindeki okyanus, devasa bi fırtınayla kabardı. çenesindeki kaslar seğiriyodu. beni kendi arkasına doğru iterken, diğer eliyle ceketinin düğmesini açtı. öne doğru bi adım attığında ne yapıcağını çok iyi biliyodum.
o merdivenlere çıkıp, babasının düştüğü bu aciz durumu herkesin yüzüne vurucak, o yalıyı dağıtıcaktı.
"ege, hayır," dedim hızla uzanıp onun koluna iki elimle yapışarak.
"bırak beni melis," diye tısladı dişlerinin arasından. "şu an bize yukardan gülüyolar. o herifi o merdivenlerden indiricem."
Bu bölümün ilk 20 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları