Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
vadi üniversitesi'nin o devasa, gotik kütüphanesinde saat gece yarısını çoktan geçmişti.
önümdeki masada boyumu aşan ceza hukuku kitapları, yargıtay kararları ve pars'ın bana özellikle kalın hazırladığı o lanet olası kurgusal duruşma dosyası duruyodu. gözlerim yanıyor, beynim uyuşuyodu.
zengin bi züppeyi, fakir bi öğrenciye çarpıp kaçtığı bi dosyada savunmak... bu sadece hukuki bi sınav deildi, pars'ın benim psikolojimle oynadığı hastalıklı bi oyundu. dosyayı okudukça midem bulanıyodu. o zengin çocuğun ailesinin delilleri nasıl yok ettiği, şahitleri nasıl parayla susturduğu sayfalarda açıkça belliydi. lisede ege'nin babasının, alara'nın ve cenk'in yaptıklarının birebir aynısıydı.
ve ben bu çocuğu beraat ettirmek zorundaydım.
başımı çaresizce ellerimin arasına aldığımda, masama bırakılan iki karton kahve bardağının sesiyle irkildim.
başımı kaldırdığımda ege'yi gördüm. üzerine o meşhur siyah deri ceketini giymiş, dağınık saçları alnına dökülmüştü. kütüphanenin o loş sarı ışığı altında o kadar kusursuz, o kadar 'ben buraya ait deilim ama senin için burdayım' diye bağırıyodu ki... yorgunluğum bi anlığına silinip gitti.
yanımdaki sandalyeyi çekip oturdu. uzun bacaklarını masanın altına uzattı ve kahvelerden birini önüme doğru itti.
"üç saattir o aynı sayfaya bakıyosun," dedi ege, sesi kütüphanenin sessizliğinde boğuk ve sıcaktı. "gözlerinin altı morarmış melis. bırak şu lanet dosyayı."
"bırakamam," diye fısıldadım kahve bardağını iki elimle kavrayarak. "pars haklıydı ege. bu çocuğu savunamıyorum. içimdeki her şey ona suçlu dememi haykırırken, o kürsüye çıkıp onu aklayamam. yapamıyorum."
ege'nin yüzündeki o rahat ifade anında silindi. sandalyeyi bana doğru çekip aramızdaki mesafeyi kapattı. ellerini uzatıp, buz gibi olmuş parmaklarımı kendi sıcak avuçlarının içine aldı.
"bana bak," dedi okyanus gözlerini doğrudan gözlerime dikerek. "sen vadi koleji'nin o sahte krallarını kendi oyunlarında mat etmiş kızsın. pars seni o kürsüye çıkartarak inançlarını kırıcağını sanıyo. ama sen onların silahını onlara karşı kullanıcaksın."
"nasıl?" dedim yutkunarak.
ege'nin dudaklarında o tehlikeli, karanlık tebessüm belirdi. baş parmağıyla elimin üzerini okşadı.
"o çocuğu masum olduğu için savunmıycaksın melis," dedi fısıltıyla. "onu, o çok güvendikleri sistemin ta kendisini yargılayarak savunucaksın. aileyi suçla. paranın o çocuğu nasıl zehirlediğini, asıl suçlunun o arabayı kullanan piyon deil, ona o arabayı ve o kibri veren zengin ailesi olduğunu yüzlerine vur. pars savcı rolüyle kurbanı savunduğunu sanırken, sen savunma avukatı olarak aslında pars'ın temsil ettiği o bütün elit sistemi yargıla."
beynimde şimşekler çaktı.
ege haklıydı. dosyayı zengin çocuğu aklamak üzerine deil, zenginliğin yarattığı o iğrenç sistemi deşifre etmek üzerine kurabilirdim. asıl suçlu varis deildi; onu hata yaptığında parayla kurtarıcağına inandıran, ona dokunulmaz olduğunu aşılayan o "old money" zihniyetiydi. tıpkı karahanlılar gibi.
"sen bi dâhisin," diye fısıldadım dudaklarımda büyüyen bi gülümsemeyle. ege'nin boynuna atılıp ona sımsıkı sarıldım.
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Harikaydı asım böle devam ettt
Mükemmel olmuşş
Yorum
Yorum bulunamadı.