Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
✨💮💮💮💮💮✨
Kül Rengi yolculuğunda dilerim, en az benim kadar sizler de okumaktan zevk alırsınız.
Kafamda kurguladıklarımın kaleme yansımaya başladığı ilk günden beri bu hikâyeyi yazmak benim için tarifsiz bir heyecan oldu. Her satırına ayrı emek verdiğim her seferinde yeni bilgi aktarımları içersin diye konuyu baz alarak gerek araştırmalar gerek daha şatafatlı sözler kullanmaya epey zaman ayırmalarımla beraber, her ayrıntısına ve detayına özendiğim, bazen yazarken benim bile devamını bir an önce getirmek istediğim bir kitaba dönüştü Kül Rengi.
Bende bıraktığı yer ise daha şimdiden kendine bir taht kurdu.
Umarım siz de bu yolculukta Nilüfer’in dünyasına adım attığınızda, benim yazarken hissettiğim heyecanın bir parçasını hissedersiniz.
Şimdiden okuyan, destekleyen ve bu hikâyeye kendi dünyasında bir yer açan herkese sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum ayrıca belirtmek isterim ki bu romanın tüm hakları saklıdır aksi takdir de yaptırımları olacaktır.
Keyifli okumalar. 🩷
Beş dakika bile geçmemişken kapı kulbunun tutulma sesiyle hemen Flash TV oyunculuğumu konuşturmaya başladım. Uzandığım kasalardan aldığım şişeyle işe koyuldum.
Tahmin ettiğim gibi, giren kişi başka bir yüzdü.
Beliren silüetle birlikte elimdeki şişeyi yere bırakmam bir oldu.
Zira şişenin ağzı kapalıydı. Gerçekçi olması lazımdı.
Kırılan şişenin ağız kısmını ayağımla çaktırmadan kasanın altına itelemiştim.
“Bebeğim!”
diye coşkuyla önümdeki sırığa tam anlamıyla koşup boynuna atıldım.
Kollarımın altındaki adam da ne olduğunu anlamamıştı ama bozuntuya vermedi. Üzerinde garson üniforması vardı.
Müşteri değil, çalışandı demek ki.
Bu iyi bir şeydi.
Az sonra Şurup gelirdi.
O gelince kurtulurduk.
Maksat oyalamaktı.
Ama erkekler yine şaşırtmıyordu.
Bedenini bana yaslamış, dudaklarıma doğru yöneliyordu.
Kim bilir kimin kocasıydı? Yaşı başı da vardı, belliydi.
Valla karısı kimse özür diliyorum. Bu azgın köpek beni buldu. Kaçınılmaz sonum bu olacak.
Mecburen öpecektim bu çirkin ördeği.
Bana yaklaşan dudaklara tiksinerek bakıyordum ama karşımdaki bunu göremiyordu çünkü gözleri kapalıydı.
Anı yaşamayı yanlış anlamıştı.
Kapının eşiğinde beliren Şurup da hayretler içerisindeydi.
Gözlerimiz kesiştiğinde öne doğru bir hamle yapıp adamı benden çekti ve yine Bulgarca bir şeyler söyledi.
Adam bir bana, bir Şurup’a dönüp ellerini iki yana açarak bir şeyler söyledikten sonra depodan çıktı.
“Orospu çocuğu.”
diye mırıldandım.
“Tam zamanında geldin.”
Minnettar bir hâl almıştım.
O da kafasıyla teşekkürümü kabul etti, sağ olsun.
Bu bölümün ilk 37 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları