Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
✨💮💮💮💮💮✨
Kül Rengi yolculuğunda dilerim, en az benim kadar sizler de okumaktan zevk alırsınız.
Kafamda kurguladıklarımın kaleme yansımaya başladığı ilk günden beri bu hikâyeyi yazmak benim için tarifsiz bir heyecan oldu. Her satırına ayrı emek verdiğim her seferinde yeni bilgi aktarımları içersin diye konuyu baz alarak gerek araştırmalar gerek daha şatafatlı sözler kullanmaya epey zaman ayırmalarımla beraber, her ayrıntısına ve detayına özendiğim, bazen yazarken benim bile devamını bir an önce getirmek istediğim bir kitaba dönüştü Kül Rengi.
Bende bıraktığı yer ise daha şimdiden kendine bir taht kurdu.
Umarım siz de bu yolculukta Nilüfer’in dünyasına adım attığınızda, benim yazarken hissettiğim heyecanın bir parçasını hissedersiniz.
Şimdiden okuyan, destekleyen ve bu hikâyeye kendi dünyasında bir yer açan herkese sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum ayrıca belirtmek isterim ki bu hikayenin tüm hakları saklıdır aksi takdir de yaptırımları olacaktır.
Keyifli okumalar. 🩷
KÜL RENGİ / BEŞİNCİ BÖLÜM
Normal şartlarda alınganlık yapar, yine de o haspam karının ne duşunu ne de kıyafetlerini kullanırdım. Ama şu an tavır alacak durumda olamayacak kadar sefil bir hâldeydim. Üç gündür duşa girememiştim. Bir de dağda taşta uyumaktan her yerim tutulmuştu. Sıcak bir duş tüm kaslarımı gevşetir, yüzümün gözümün açılmasını sağlardı.
Duşa girdim.
Şampuanları, duş jellerini bol bol kullanmış, yetmemiş, yere de sıkmıştım. Benim intikam anlayışım buydu. Kişiye değil, şahsi eşyalarına zarar vermek. Rahatlama hissi de veriyordu. Bal kaymaktı.
Dalgınlığıma denk geldiği için banyonun kapısının tıklatılmasıyla yerimde sıçradım.
“Nilüfer…”
Yumuşacık ses Kara’ya aitti. Bekletmeden cevap verdim. “Efendim?”
“Öldün mü, abim? Çıksana artık.”
Büyük bir iç çektim. “Öldüm. Gömenim yok, abi.”
“Buluruz gömenini, telaşlanma.”
Arkadan gelen ses Kıvırcık’a aitti. Gözlerimi devirdim.
Üstümü giyinip kapıyı açtığımda en boş bakışlarımla sordum: “Saçım için tarak falan var mı?”
“Dolabın içinde.”
Dolapları karıştırmak istemedim. “Sen ver istersen.” Sanki az önce fayansları ürünlerle sıvamamışım gibi en masum hâlimi kuşanmıştım.
“İstediğin gibi kullan.”
En havalı hâliyle odayı terk etti.
Ellerini karın oyuntularına koymuş, çıkan kızın arkasından bakakalan Kara’ya dönüp anlam veremeyen bir ifadeyle sordum: “Bu neyin havasında ya?”
“Bakma sen ona. Dediği gibi kullan, istediğin gibi.”
Tam o sırada tip bakışlarıyla ortama dalış yapan Zero, bakışlarıyla resmen küfrediyordu. Elindeki yemek tepsisini odadaki masaya pata küte koyarken üzerinde duran koku şişesini devirdi.
“Yavaş oğlum, yavaş, adamı sikmiyorlar.”
İçimden geçenleri Kara dışından söylemişti.
Zero hiçbir şey demeden tepsiyi düzeltti. Seri adımlarla uzaklaşmaya yeltenmişti ki Kara, tamamen dostane bir şekilde ensesinden kavrayıp sıktı.
İçimin yağları eridi.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları