Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
KÜL RENGİ/ ALTINCI BÖLÜM
Ayakkabının topuklarını kır emri gelmişti.
İçim kan ağlaya ağlaya dediğini yapmaya koyuldum ama lanet topukların tekini dahi kıramadım. Zaman daralıyordu. Kaçmamız lazımdı ve bu çamurun içinde topuklarla koşamazdım. Dersimi almıştım.
Bu yüzden sorgulamadan kırmaya çalışıyordum.
İki elimle topuğumu kavramış, sarsıyordum. Daha çok kendimi sarsıyordum gerçi ama olsundu. Çaba başarının yarısıydı neticede.
Artık topuklara sesli sövüyordum.
Heybetli de sıkılmış olmalıydı ki bu tarafa yaklaşan var mı diye etrafta gezinen gözlerini bana çevirdi. Aynı anda az önce belinden çıkardığı 9 milimetreyi diğer eline alıp bana doğru uzandı ve topuklarımı saniyeler içinde kırdı.
Madem bu kadar çabuk kırabilecektin, ne diye bana uğraştırıyorsun? Kırsaydın, kaçardık hemen. Oyalanmadan!
Sitemlerimi duymamış gibi bir hâli vardı. Umursamadan bakışlarını yine sağa çevirdi. Birkaç saniye sonra tekrar bana döndü.
“Sürünerek yolun diğer tarafındaki ormana geçeceğiz. Sadece bana ayak uydur. Başka herhangi bir şey yapma. Yalnızca benim yaptıklarımı yap.”
Söyledikleri karşısında kaşlarımı çattım.
“Ben niye seninle kaçıyorum? Sen kimsin? Terörist falan mısın sen? Sen nereye gidiyorsan git, ben düğün tarafına gideceğim. Senin peşindeler, benim değil. Seninle alakam yok.”
Mermi yağmuruna tutulduğumuzdan beri ilk defa cümle kurmuştu.
“Seni yanımda gördüler. Peşini bırakırlar mı sanıyorsun?”
Sözlerine karşılık hemen atıldım.
“Lan, kim bu adamlar? Niye söylemiyorsun?”
Gergindim.
Neyin içine düşmüştüm böyle?
Adam bir bokun içindeydi belli ama burası benim olmamam gereken bir yerdi.
Kafama sıçayım.
Benim burada ne işim var?
Elimi iki saattir çalan telefonuma uzattım. Yokluğumu da fark etmişlerdi. Düğün başlayalı baya bir vakit geçmişti. Konvoy yapılmış, şarkı bile açılmıştı. Ben ortadan kaybolduğumda millet hazırlanıyordu.
Ne desem bu saatten sonra aklanamazdım.
Gideceğimi söylediğim tuvalette yoktum. Oraya çoktan bakmışlardır zaten.
Korkudan değil, sinirden gözlerim dolmuştu.
“Beni tutmayıp başta gitmemi söyleseydin bu durumda olmazdım!” diye yine bağırdım.
Kafam karıncalanıyordu. Kurşunların hedefindeyken bile korkum isabet etmelerinden değil, babama kurtulursam ne diyeceğimden kaynaklanıyordu.
Allah kahretsin! diye dişlerimin arasından söylendim.
Telefonumu çantamın içine koydum.
Ne olurdu biraz anlayışlı olsalardı?
Şimdi bırak kurtulduktan sonrasını düşünmeyi, buraya gelip kurşunların hedefi bile olmazdım.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları