Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Bölüm şarkısı: Sezen Aksu~Tükeneceğiz
Arabanın içindeki sessizlik, fırtına öncesi bir sessizlik değil; devasa bir yıkımın ardından geriye kalan o sağır edici ıssızlıktı. Yiğit, verdiğim komutla birlikte gözlerini yoldan ayırmadan kontağı çevirdi. Aracın motoru gürültüyle çalışırken, aramızdaki mesafenin bir daha asla kapanmayacak kadar açıldığını ikimiz de biliorduk.
Konya merkeze giden yol boyunca ne o konuştu ne de ben tek bir nefes harcadım. Bakışlarım yan camdan akan bozkır manzarasına çakılıydı ama zihnimde sadece Hazal’ın gölgesi ve Yiğit’in o kahredici çaresizliği dönüp duruyordu. Gözümü açtığımda yanımdaydı... Bu cümle, şakağımda atan bir damar gibi beni zihnen felç etmeye yetiyordu.
Şehir merkezine girdiğimizde trafik yoğunlaşmaya başladı. Yiğit arabayı kalabalık bir caddenin kenarında yavaşlattı. Cenk’e söz verdiğim buluşma noktasına birkaç sokak uzaklıktaydık. Dörtlüleri yaktı, elleri hâlâ direksiyonu kıracakmış gibi sıkıca sarılıydı.
"Lara..." dedi, sesi pürüzlü ve paramparçaydı. Başını bana doğru çevirmedi bile, sanki yüzümdeki o soğuk ifadeden korkuyordu. "Gitme o herifin yanına. Lütfen. Nereye istersen götüreyim seni, ama o adamın arabasına binme."
Çantamın askısını daha da sıkı kavradım. Yüzümdeki profesyonel maskeyi yeniden takınmak içimdeki yangını söndürmüyordu ama dik durmak zorundaydım.
"Seninle buraya kadar gelmem bile hataydı Yiğit Bey," dedim, 'bey' kelimesinin üzerine basarak. "Bundan sonrası benim hayatım, benim kararlarım. Sizin ilgilenmeniz gereken çok daha... 'hayati' meseleleriniz var, unutmayın."
Kapı koluna uzandığımda Yiğit hamle yaptı; bileğimi yakaladı. Teması tenimi yaktı ama bu kez ne geriledim ne de kaçtım. Bakışlarımı yavaşça eline, ardından gözlerine diktim. Gözlerindeki o yalvaran, perişan ifade beni bir kez daha vurmaya yetmedi. Çünkü kırgınlığım, merhametime galip gelmişti.
"Bırak," dedim buz gibi bir tonla.
"Seni bu halde bir başkasına gönderemem," dedi dişlerinin arasından. "O adam seni anlamaz Lara! Sen o değilsin, bu oyunlar sana göre değil!"
"Beni en son anlayacak kişi sensin," diyerek bileğimi hızla elinden kurtardım. "Bir daha sakın bana ne yapacağımı söyleme. Git, o karanlık geçmişinle ve geleceğindeki o bebekle ne yapacağına karar ver."
Arabanın kapısını açıp kendimi dışarı attım. Arkamdan adımı seslenişini duymazdan gelerek adımlarımı hızlandırdım. Sıcak şehir havası yüzüme çarparken, bir kafe zincirinin önünde duran siyah sedanı ve arabanın kaputuna yaslanmış olan Cenk’i gördüm. Cenk beni fark edince yüzündeki o bildik, kendinden emin tebessümle ayağa kalktı.
"Lara! Vay canına... Şehir havası sana yaramış ama gözlerindeki bu fırtına da ne?" dedi, yaklaşarak bana sarılmak için kollarını açtı.
Geri çekilmedim ama sarılışına tam olarak karşılık da vermedim. Gözlerimin ucuyla caddenin karşısına baktığımda, Yiğit’in arabasının hâlâ orada durduğunu ve direksiyondaki silüetin bizi izlediğini görebiliyordum. İçimdeki o intikam arzusu yerini derin bir boşluğa bıraktı. Bu bir zafer değildi; bu, iki tarafın da kaybettiği bir savaştı.
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Güzeldi canım umarım yeni bölümde yüzümüzü güldürürsün 🤍🤍😊
Yorum
Yorum bulunamadı.