Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Bölüm şarkısı-Müslüm Gürses ~Nilüfer
Eskişehir’in buz gibi sabahında Hazal, binanın kapısından çıkarken Yiğit’in kolundaki sert tutuşunu fark edip durumun ciddiyetini hemen tarttı. Yiğit öfkeyle arabaya doğru yürürken Hazal yüzüne o mağdur, masum ifadeyi yerleştirmekte gecikmedi.
Arabaya bindiklerinde Yiğit’in gözü dönmüştü. Kontağı öfkeyle çevirip gaz pedalına yüklendi.
"Nereye gidiyoruz? Söyle, hangi hastaneyse hemen gideceğiz!" diye kükredi Yiğit, elleri direksiyonu kıracak gibi sıkıca sarılıydı.
Hazal hiç istifini bozmadı. Yüzüne o masum, mağdur ifadeyi yerleştirip anında söze atıldı: "Yiğit, ne olur bağırma bana! Ben zaten öteden beri takipli olduğum kendi doktoruma gidiyorum. Şehrin öbür tarafında özel bir klinik var, Dr. Erdem... Bütün testlerim, kaydım orada. Madem bana inanmıyorsan, sür oraya! Adamın yüzüne karşı sor, testleri gösterelim, için rahat etsin."
Hazal’ın bu kadar rahat ve kendinden emin bir şekilde adresi vermesi Yiğit’in kafasını karıştırmaya yetti. Kızın bu cesareti karşısında ne diyeceğini bilemedi, içindeki o sert gardı bir anda düşüverdi. "Nerede o klinik? Tarif et hemen!" diyerek Hazal’ın lafıyla hareket etti.
"İlerideki kavşaktan sağa kır, bulvarın sonuna doğru sür..." dedi Hazal, sakin bir tonla yoldaki tabelaları göstererek.
Yiğit, Hazal’ın tarif ettiği sokaklara girip şehrin öbür ucundaki tıp merkezinin önüne geldiklerinde arabayı zınk diye durdurdu. Vakit kaybetmeden araçtan inip hırsla binaya doğru yürüdü. Hazal da hemen arkasından arabadan inip adımlarını ona uydurdu.
Yiğit kapıyı itip içeri daldı ve Danışmadaki görevliye bakmadan doğrudan Hazal’a döndü: "Hangi oda?"
Hazal öne geçip koridorun sonundaki muayenehaneyi işaret etti: "Dr. Erdem’in odası şurada."
Yiğit, içindeki o devasa belirsizliği bitirme hırsıyla koridorda hızlı adımlarla ilerlemeye başladı. Koridorun sonundaki kapıyı çalma gereği bile duymadan hırsla açıp içeri girdi. Arkasından adımlarını yetiştirmeye çalışan Hazal da hemen içeri süzüldü.
Masasının başında dosya inceleyen orta yaşlı, gözlüklü doktor başını kaldırıp bu aniden içeri dalan adama şaşkınlıkla baktı.
"Buyurun? Ne oluyor?" dedi doktor, kaşlarını çatarak.
Hazal hemen Yiğit’in arkasından öne çıkıp sesine o çaresiz, sığınan tonu verdi: "Erdem Bey... Kusura bakmayın böyle birden geldik ama Yiğit... yani bebeğin babası, durumdan emin olmak istiyor. Ben de size gidelim, her şeyi doktorum anlatsın dedim."
Dr. Erdem’in gözleri bir an Hazal’a, ardından Yiğit’in o alev alev yanan, gergin gözlerine kaydı. Doktorun yüzündeki ilk şaşkınlık ifadesi yerini profesyonel ve son derece kendinden emin bir duruşa bıraktı. Gözlüğünü düzeltip arkasına yaslandı.
"Anlıyorum," dedi Dr. Erdem, Yiğit’e bakarak. "Yiğit Bey, beyefendi... Hazal Hanım benim yaklaşık üç aydır takipli hastam. Neden böyle bir şüpheye düştünüz bilmiyorum ama kendisinin hamileliği resmi kayıtlarımızda mevcut. Ultrasondan kan değerlerine kadar her şey sistemde işli."
Yiğit, doktorun bu kadar net ve tereddütsüz konuşmasıyla adeta duvara çarpmışa döndü. Göğsündeki o sıkışma daha da şiddetlendi. Bir an için Hazal’ın blöf yaptığını, buraya gelene kadar geri adım atacağını sanmıştı. Ama doktorun ağzından çıkan bu cümleler, zihnindeki tüm hesapları altüst etmişti.
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzeldi canım ama artık mutlu olsunlar lütfennnn
Yorum
Yorum bulunamadı.