Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Yiğit’in o soğuk, kestirip atan tavırla eve girmesinin ardından çardakta koca bir sessizlik kaldı. Çok geçmeden bahçe kapısı tekrar gıcırdadı. İsmail Amca, babam ve Hatice Teyze yüzlerinde günün yorgunluğuyla içeri girdiler.
Babamın geldiğini görünce içimdeki o fırtınayı hemen bastırmaya çalıştım. Yüzüme en tatlı, en neşeli tebessümümü yerleştirip çardaktan fırladım.
"Hoş geldiniz!" dedim sesimi canlı tutmaya çalışarak. "Ayy bitti mi işleriniz? Çok yoruldunuz değil mi?"
Babam ceketini koluna düzeltip bana şefkatle baktı. Ama bir babanın gözünden kaçmıyordu işte. Yüzümdeki o hafif düşünceli, gergin havayı sezmiş gibi duraksadı. "Hoş bulduk güzel kızım. Bitti çok şükür, hallettik... Ama sen iyi misin Lara’m? Yüzün bir düşmüş sanki, bir şey mi oldu?"
"Yok babacığım ya!" dedim hemen gloss’lu dudaklarımı kıvırıp babamın koluna girerek. "Hiçbir şey olmadı, sadece sıcaktan ve düğün kalabalığından biraz halsiz düştüm sanırım. İyiyim ben, gerçekten."
Büyükler yorgunluktan odalarına çekilince ev tamamen derin bir sessizliğe gömüldü. Zeynep de günün koşturmacasıyla odasına çıkıp yatmıştı. Ama benim gözüme uyku girmiyordu. Yatakta bir o yana bir bu yana dönmekten içim şişince, üzerime ince pırpır bir sabahlık atıp sessiz adımlarla aşağıya, bahçedeki çardağa indim.
Yaz gecesinin o serin rüzgârı yüzüme çarparken ahşap banka çekildim. Telefonumu çıkarıp rehberden Melis’i aradım. Kardeşimden öteydi benim için, şu an içimi dökmezsem patlayacaktım zaten.
Telefon ikinci çalışta açıldı. "Lara? Kızım bu saatte hayırdır?"
"Melis..." dedim fısıltıyla, sitemli bir nefes vererek. "Sorma kanka, aklımı kaçırmak üzereyim! Ben buradaki o suratsız Yiğit Bey'e biraz yumuşayayım, takışmalarımızın tadını çıkarayım diyorum, adamın altından ne gizemler çıkıyor bir bilsen!"
"Ne oldu kız? Ne yaptı yine o dağ ayısı?"
"Ya bak!" dedim heyecanla sesimi kısıp çardağın direğine yaslanarak. "Dün gece telefonu çaldı, kireç gibi oldu adamın yüzü! Bizden uzaklaşıp fısıltıyla 'Efendim Hazal' dedi ya! Hazal kim Melis? Aklım çıldırdı! Hani hayatında kimse yoktu bunun?"
Melis telefondan derin bir nida çekti. "Ooo! Ne diyorsun kızım sen? Eski sevgilisi falan mı acaba, hâlâ peşini bırakmayan?"
"Bilmiyorum ki!" dedim sıkıntıyla ayağımı sallayarak. "Bir de bana gelmiş 'hemşire hanım' diye havalar atıyor. Ben kimsenin yedekte tutacağı kız değilim Melis, valla fena yapacağım onu..."
Melis’le bir süre daha olayın dedikokusunu yapıp içimi soğuttuktan sonra vedalaşıp kapattık. Telefonu masaya koyup derin bir nefes aldım. Tam o sırada ekran tekrar aydınlandı ve iğrenç bir melodisiz titreşimle çalmaya başladı.
Ekranda yazan ismi görünce kaşlarım çatıldı, bütün neşem kaçtı: Cenk.
Sıkıntıyla telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Ne var Cenk? Ne istiyorsun bu saatte?"
Telefonda Cenk’in o her zamanki üstenci, sinir bozucu sesi yankılandı. "Lara? Neredesin sen Allah aşkına? Kaç gündür ulaşamıyorum sana, neredesin o köyde ne işin var senin?"
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Güzel olmuş askk
Çok güzeldi aşkımm bir an önce düğümden kurtulalım artık 🤍🤍😊
Yorum
Yorum bulunamadı.