Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Evet, ben Yasmin. Kaderi kanla yazılmış, hayatı bir gülden ibaret olan, düşlerinin içinde kaybolup hayatın tozpembe olduğu hayaller kuran ama bu hayallere kavuşma ihtimali olmayan şehre doğan, dünyanın sonuna doğan Yasmin.
Çabuk olgunlaştım ben. Baskıcı bir ailem değil, hayatım var. Hayır bile diyemezdim. Asıl olay burada başlıyordu. Bir insanın çabalamayı bırakması, hayır demesi ile başlardı. Hep içimde tutardım. En sonunda ağlayarak mühürlerdim.
Ben hiçbir zaman ilgi çekmek için yüksek sesle ağlayamadım. Bunun için bir annemin ve benimle ilgilenen bir babamın olması gerekiyordu değil mi? Ben bunaldım, ciddi anlamda. Belki annem bana sarılsaydı saatlerce ağlayabilirdim. Sesini hatırlamıyorum, kokusunu hatırlamıyorum, dokunuşunu bile hatırlamıyorum. Aklımda sadece bu zorluklar değil sorularda var. Uras'ı tam olarak tanımıyorum, ama birini andırıyor sanki...
Hani hiç beklenmedik bir anda eski parfümünüzü bulursunuz ya. Onu kokladığınız zaman aklınıza eski anılar gelir. Bana o hissi veriyordu Uras'ı andıran, isimlendiremediğim şey. Belki bu yüzden korkumu bastırabilmiştim. Ama bu çok saçma değil miydi? Saçmaydı tabii ki. Benim hemen kendimi toparlamam gerekiyor. Belki de deliyim ben. Sahiden deli miyim acaba... Değilimdir ya...
Bir süre boş boş duvara bakıp bunu sorgularken kapı zilinin çalma sesiyle irkildim ve düşüncelerimden sıyrıldım. İşte benim masalımın en güzel kahramanları gelmişti. Ece'nin çalışıydı bu, her yerden tanırım. Kapıyı onca olan şeye rağmen büyük, gerçek bir gülümsemeyle açtım. Kızların ellerinde bir sürü poşet vardı. Anlam veremeden sorgular gibi gülümsemeye devam ettim. Ece ayakkabılarını çıkarıp bu sessizliğe son vererek kapıdan içeri daldı, ardından Asya ile Nisa yavaşça içeri girdi.
"Selam aşkom! Ne haber?" Hayır, ona başıma gelenleri anlatamazdım. En azından şimdilik hiçbir şey olmamış gibi devam etmeliydim. "İyiyim canım, sen?" Dedim rolüme devam ederek.
"Ben fazlasıyla iyiyim. Bize bir sürü eşya aldım!"
"Onu görebiliyorum zaten. Ne aldınız? Ve... Bunları alacak parayı nereden buldunuz"
Asya utana sıkıla bana baktı ve "Ailem destek oldu" dedi. Söz vermişti, kendi ayaklarımız üzerinde durmayı öğrenmemiz gerekiyordu. Normalde kızardım ama tatlılığından kızamıyordum. Gülerek "Bu seferlik kızmayacağım" dediğimde Asya'nın yüzünde rahatlama ifadesi belirdi.
Nisa poşetten bir kıyafet çıkarırken konuştu. "Bunu üçümüz senin için seçtik." Benim için mi? Şaşkınlıkla elbiseyi elime aldım ve incelemeye başladım. Korseli, arkadan ip detayları olan mini bir elbiseydi. Oldukça zarif görünüyordu. Eteği tahmini, dizlerime gelecek uzunluktaydı. Gökyüzü mavisiydi. İp detaylarından sonra önünde kurdele vardı. Üzerimde çok güzel duracağını düşündüm ama bana zıt gelen şey rengiydi. Ben genelde siyah, çürük vişne rengi veya gece mavisi tonlarında giyinirdim. En sevdiğim üç renkti. Elbise olarak hiç açık renk giyinmemiştim. Sadece bazen babam zorla açık renkli kazak veya tişört giydiriyordu. En son çocukken tozpembe renginde tüllü elbiseler giyinmiştim. Onu da fotoğraflardan hatırlıyorum. Açık renkli kıyafetlerin bana yakışmadığını düşünüyordum.
Dünyanın sonuna doğmak.
Bu bölümün ilk 10 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları