Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Boris uzun adımları eşliğin de salona girdiğin de üzerine oturan takım onun duruşunu dikleştirmiş ve üzerinde ciddi bir atmosfer yaratmıştı.
Sessizlik üzerine çarpan tokat sesi kelimelerin ardında saklı olan tatlı esintiden yükseliyordu. Herkes otururken Boris'in geldiğini görenler Dikkatini oraya verirken Boris oturmadan direkt konuşmaya başlamıştı;
"Yuri beni ölüler için yapılan mezarlığa götürür müsün? Onları görmek istiyorum. Yada tarif et kendim bulabilirim." Dediğin de borisin gözlerinde yanan ateş volkanların içinden taşırdığı kıvılcımları yansıtıyordu.
Gökyüzü onun gözlerinde yaşam bulmuş bir haldeydi, ama gökyüzü yere düşmüş ve ışıltılar asla benliğini kaybetmemişti.
"Oraya bizim gelmemiz doğru olmaz, ama senin için tarif edeceğim evden çıktığın zaman, dağa doğru giden uzun bir yol var. Onları en yükseğe yer verdik. Özgür olmalarını istedik."
"Teşekkür ederim." Dediğin de son kez arkasına doğru bakmıştı. "Akira döndüğüm de seninle konuşacağım, bundan sonra ki planlarımızı yola koyma zamanımız gerekiyor."
"Evet başladık yeni yeniden." Diyen Akira'yla Boris son kez arkasına bakmış ve adımlarının onu taşımasına izin vererek yol boyunca ilerlemeye başlamıştı. ağaçlarla çevrili yol, hafif bir eğimle yükseliyor. Yükseğe çıktıkça ağaçların şekilleri değişmeye başlarken hava soğumaya başlamıştı. Boris'in zemine sağlam basan ayakları artık ilerlemekten yorulduğunda dudaklarından titrek bir nefes dökülürken kendi kendine söylenmişti;
"Ben bu kadar zayıf değildim. Kahretsin sanırım o kristallere her zamankinden daha fazla ihtiyacım var." Diye söylenirken Yolun kenarına yerleştirilmiş taşlardan oluşan mezarlık, savaşta hayatını kaybedenlerin anısına kurulmuştu. İlk bakışta bir mezarlığın burada söylenmesi zordu, ağaçlar bu alanı çevrelemiş ve koruma altına almış gibiydi.
Kralın mezarı, işlenmiş taşlarla ve eski sembollerle süslenmiş. Zamanla solmuş yazıtlar, savaşın izlerini taşırken, hala onun gücünü ve onurunu hatırlatıyor. Bu tabut, gizemli bir şekilde yerden yüksekte duruyor; gömülü değil belki de bir tür bekleyişin sembolü gibi. Tabutun malzemesi, yerel ağaçlardan yapılmış, yılların geçmesiyle kararmış ama yine de zarif bir işçiliğe sahip. Yüzeyi, oyma desenlerle bezeli; savaş sahneleri ve kahraman figürleri gözlerden fısıldıyor, adeta geçmişin hikayelerini anlatıyor.
Tabutun kapağı hafifçe aralıktı, Boris ince adımlarla o tabuta yaklaşırken önünde diz çökmüştü ve aralık olan tabutu biraz daha araladığında ardında saklanan gizli hazine ortaya çıkmıştı. Babasından ölü bedenini, kemik parçalarını koruyabilmek için buz kristalini kullanmışlardı. Yıllar önce saray bahçelerinde koşturduğu, talimler yaptığı adam şimdi kendi oğlunun uğruna burada yatıyordu.
Yanında ise ondan geri kalan tek şey duruyordu, kılıç, krallıktan kalma bir hazine gibi parıldıyor. Kıyısında, zamanla kararmış bir mızrağın sesi yankılanıyor. Kılıcın kabzası, değerli taşlarla süslü, parıltısıyla göz kamaştırıyor. Metal kısmı ise, çeliğin parlaklığını kaybetse de, savaş alanlarının hatıralarını taşımaya devam ediyor.
Kılıç, geçmişteki adalet ve cesaretin temsilcisi olarak orada duruyor. Mezarlığın ortamında, ağaçların hışırtısı ve uzaktan gelen kuş sesleri, savaşa dair kayıpların anısını tazeliyor; zamansız bir huzur içinde, bu kutsal toprak, kaybedilenlerin onurunu yaşatmaya devam ediyordu.
Bu bölümün ilk 12 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları