Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Güneş, ufukta yavaşça sönerken. Akira, elinde özenle paketlenmiş erzak torbalarını tutarak, Boris'le birlikte Atın üzerine çıktı ardından yolculuk için atın eyerine asılarak ilerlemeye başladılar. Torbaların içinde taze sebzeler, kurutulmuş etler ve mis gibi kokan ekmekler yer alıyordu. Rüzgar, hafifçe eserken, ağaçların yaprakları arasında hafif bir hışırtı yayıldı.
Yolda çiçeklerle dolu olması gereken yollar hiçliğin uçurumuna düşmüş gibiydi, kurumuş bitkiler insanlar içinde dönen yolsuzluklar, yıllardır süre gelen esaretin habercisiydi.
Ama her şeye rağmen etraflarında dönen güneşin kızıl gölgesi içlerini ısıtırken umut ışığı dudaklarının tebessümüne neden oluyordu. Gökyüzü kendini karanlığa bularken hava kendini soğukluğun pençelerine atmıştı.
"Köylüler sence bu fikrimizi doğru bulacak mıdır? Sonuçta biz onların gözünde sadece kontun peşinde gezdirdiği birkaç adamlardan başkası değiliz." Diyen akira aslında ona gerçeği anımsatmıştı.
Gerçekten öylelerdi oradan oraya dolanıyor ve Ogrisin dediklerini yapıyorlardı. "Ne düşünüyor olsalar da biz onlara bir kere yardım ettik ve bir kez daha yardım edeceğiz ve onlar bunu değerlendirmeli yaşama hakkı herkese eşit verilmeli."
"Onlara ne teklif edeceksin."
"Onlara onlardan biri olduğumuzu gösterdiğimizde geriye kalan şey düşmanlık olmaz ki zaten onlar kimseye düşman değil o gün de gördün sadece onları ayakta tutacak güce ihtiyaçları var."
"Haklısın." Diyen akira derin düşüncelerin arasında kalmış gibiydi. Zihni ona derin bir yol çizmişti düşlerinde kurduğu bir hayat ve arkasında iz bırakarak ilerlediği gerçek yaşam. Her şeye rağmen bu tutku onları yalnız bırakmayacaktı.
"Oraya gittiğimizde her zamankinden farklı olmalıyız. Onlara gerçekten yardım etmeliyiz."
"Peki bunu tek başımıza nasıl yapacağız, Ogris ile ikinizin planında bu seçenek yok muydu?" Dediğin de Boris göz devirdi. "Ogrise olan hıncını benden çıkarma, kalabalık olmamaız tehlikeli daha kolay dikkat çekeceğiz."
Dediğin de Akira alayla dudağını kıvırarak Borise doğru bakmıştı. "Aynı zamanda daha kolay ölmen için bir seçenek." Dediğin de Akiraya doğru inanılmaz bir şekilde baktı.
"Benden kurtulmak istese çoktan kurtulurdu, beklmezdi biliyorsun. "
"Biliyorum ama, O bir ejderha Boris! En güvenilmez canavarların tekine güveniyorsun. Ne kadar mantıklı?" Dediğin de Köye yaklaştıkça, küçük evlerin gölgeleri belirmeye başladı Ölü bitki örtüsü sisler içinde kendini belli etmeye başlamıştı.
"Ejderha dediğin kişi Ogris farkında mısın? Tamam belki zamanında bizi yüz üstü bıraktı ama her hatanın bedelinde birilerini sileceksek kim kalır yanımızda." Dediğin de gerçekler birer ağaçtan dökülen yaprakları anımsatmıştı. Akira duraksadığında bakışları borisin bakışlarını kesmişti.
"Ona gerçekten güveniyorsun. Seni kurtaran biziz bunu unuttun mu? Şimdi de kanlı tahtın için bir ejderhanın eteklerini mi yalayacaksın?" Dediğin de içlerinde filizlenen ateş ciğerlerini yakmıştı.
"Evet güveniyorum. Çünkü üç yüz sene geçti ve siz benden her şeyi saklıyorsunuz? Söylesene benim yokluğumda o üç yüz sene boyunca neredeydin? Beni kurtarmak için neden bu kadar bekledin?"
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları