Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Körfezdeki tuzu saçlarımızdan tamamen atamadan, rıhtımdaki taksi durağının önünde soluğu almıştık.
Taksiden inip apartmanın kapısından içeri girdiğimizde, günün yorgunluğu ve rıhtımın o yoğun kalabalığı üzerimizden bir çığ gibi boşaldı. Bizim ekip toplamda beş kişiydi ve bu şehir macerasını daha çekilir kılmak için harika bir formül bulmuştuk: Ben, Selin ve Aslı aynı dairede kalıyorduk; Burak ile Kaan ise hemen karşı dairenin sahipleriydi. Aradaki kapı sürekli açık durduğu için evler ayrı olsa da aslında tek bir büyük çatı altında yaşıyor sayıyorduk.
Selin ile Aslı çantalarını salonun ortasına atıp doğrudan mutfaktan su bulma yarışına girerken, ben yavaş adımlarla koridoru geçip kendi odama yöneldim. Kapıyı arkamdan kapatıp sırt çantamı yatağın üzerine bıraktım, pencereden dışarıdaki İzmir'in hareketli ve sıcak akşamına doğru dalgınca baktım. O sırada parmaklarım istemsizce kot şortumun cebine gitti. Deniz’in küçük bir kâğıt parçasına aceleyle o kaligrafi kurallarına uymayan, sert ve aceleci harfleriyle yazdığı o telefon numarası avucumun içindeydi. Kâğıdı çıkarıp yatağın kenarına oturdum; kâğıttaki hafif rüzgâr ve deniz mürekkebi kokusu hâlâ üzerindeydi.
Kendi kendime gülümsedim. O "müsait olursam açarım" havaları, o mesafeli, cool duruşlar... İçimden "Bıraksan sabaha kadar kendi etrafında döner ama yine de aramamı bekler" diye geçirdim.
Ama tam o saniye, odadaki sessizlik içinde beynimde çakan bir şimşekle donakaldım. Gülümsemem yüzümde yavaşça soldu. Elimdeki kâğıt parçasına bakarken içimi aniden tuhaf, buz gibi bir şüphe kapladı.
Duruşumu dikleştirdim, kaşlarımı çatıp kara kara düşünmeye başladım.
Bir dakika ya...
Ben o anın heyecanıyla, o inatlaşma rüzgârıyla adamdan numarayı kopardım koparmasına da... Acaba mantıklı bir şey mi yapmıştım? Adamın hayatında biri varsa? Ya sevgilisi varsa? Ya da daha kötüsü... Ya evliyse?! Ya çocuğu falan varsa?!
Teknede geçirdiğimiz günlerde Deniz'in parmağında herhangi bir yüzük yoktu, bizzat o dümen başındaki ellerine, kollarındaki damarlara defalarca takılmıştı gözüm. Zaten öyle bir şey olsa, o mesafeli duruşuyla muhtemelen ilk günden bir hudut çizerdi. Ama yine de... Adamın özel hayatı hakkında zerre kadar bir şey bilmiyordum. Zaten İzmir’in ortasındaydık, adam muhtemelen bu şehirde yaşıyordu ama daha önce bir evlilik yapmış mı, hayatında arkada bıraktığı biri var mı... Hiçbirini sormamıştım!
Aklıma gelen bu ihtimalle içimden bir "Eyvah!" nidası koptu. Yatağın kenarında doğrulup odada bir iki tur attım.
"Harika Derya, cidden harika," diye mırıldandım kendi kendime, kollarımı birbirine bağlayıp odada yürürken. "Sırf o cool kaptana gıcıklık olsun diye adamın numarasını aldın ama şimdi o telefonu eline alıp arasan, karşına 'Ben Sevgilisiyim ?' diyen biri çıkma ihtimali var. Ya da adam belki de evli, barklı, hatta belki de bu mesafeli duruşunun sebebi sevgilisiyle olan sorunları! Hiçbir şey sormadan, sırf o anki inatla numarayı alıp bir de üstüne 'Arayacağım' havasına girmek..."
Bu bölümün ilk 11 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları