✩
Aralardan tam bir hafta geçmişti. Bu bir hafta boyunca bizim "Çapkın Amir" ile mesajlaşmalarımız artık günün sıradan bir rutini haline gelmişti. Ben ona laf atıyordum, o bana mesafeli ama her nedense hiç kesilmeyen cevaplar veriyordu.
Ta ki o bahtsız perşembe gününe kadar...
Salonda bir dönüş hareketi gösterirken bileğimi öyle bir burkmuştum ki, doktor röntgene bakar bakmaz "Kolda parçalı kırık var, hemen ameliyata alıyoruz," demişti. Hayatımda hiç ameliyat olmamış bir insan olarak o an panik krizimin ilk tohumları ekildi.
Hastanede beni çift kişilik bir odaya yatırdılar. Kolum askıda, damar yolum açılmış, üzerimdeki o arkası açık ameliyat önlüğüyle yatakta kıvranıyordum. Odadaki diğer yatakta ise devasa, geniş omuzlu, iri yapılı bir adam sırtüstü uzanmış, tavana bakıyordu. Adamın yüzünde öyle net, öyle ifadesiz bir duruş vardı ki, sanırsınız ameliyata değil de çay içmeye gelmişti.
Ben ise korkudan patlamak üzereydim. Ve stres anlarında bendeki filtre tamamen devre dışı kalırdı.
"Sikerim böyle şansı ya!" diye bağırdım aniden, kolumu kıpırdatmaya çalışıp acıyla inleyerek. "Ulan altı üstü bir pirouette dönecektim, kemik nasıl ikiye ayrılabilir anasını satayım? Kemik değil borcam mübarek!"
Yan yataktaki iri yarı adam başını yavaşça bana doğru çevirdi. O simsiyah, buz gibi gözleri doğrudan yüzüme dikildi. Hiç bozuntuya vermeden bakıyordu.
"Neye bakıyorsun birader?" dedim sinir ve korku patlamasıyla. "Sanki sen çok keyfinden yatıyorsun burada! Senin neyin var?"
"Apandisit," dedi adam. Sesi o kadar tok, o kadar sakindi ki odanın duvarları titredi sanki.
"Apandisit mi?" dedim gözlerimi devirerek. "Ooo, beyefendinin organı patlıyor ama maşallah sanki spora gelmiş! Ya benim koluma çivi çakacaklar çivi! Matkapla delecekler ulan kemiğimi! Sikerim böyle işi de hastaneyi de! O neşteri eline alan doktorun da..."
"Gupse," dedi adam birden.
Ağzım açık kaldı. Kalbim bir an duracak gibi oldu. "Sen... Sen nereden biliyorsun benim adımı?!"
Yavaşça yatakta doğruldu. Geniş göğsü, iri kolları ve o heybetli duruşuyla tam karşımdaydı. "Yaka kartında yazıyor."
"Ha..." dedim, yutkunarak. "Ben de bir an... Neyse ya, kahretsin böyle hastaneyi de önlüğü de! Arkan açıkta kalıyor resmen, rüzgar estikçe götüm donuyor amına koyayım! Hayır bir de o yeşil önlükle beni o masaya yatıracaklar, kıyma gibi doğrayacaklar..."
Adam derin bir nefes aldı. Sabrının son kırıntılarını topladığı her halinden belliydi.
"Beni dinle," dedi tane tane. "10 dakikadır kolunun kemiğine, doktorun sülalesine ve ameliyat önlüğünün havalandırmasına sövüyorsun."
"Söverim tabii!" diye zırladım resmen. "Korkuyorum ulan! Korkamaz mıyım? İğne yapacaklar, uyutacaklar, belki de hiç uyanamayacağım! Ya uyanamazsam? Ya kolum ters kaynarsa? Ya ömür boyu sol elimle çorba içmek zorunda kalırsam?!"
İri yarı adam yataktan kalktı. O devasa cüssesiyle yatağımın başına kadar geldi. Yüzündeki o duvar gibi net ifadeyle tam tepeme dikildi, gözlerimin içine baktı ve gür sesiyle odayı çınlattı:
"SUS ARTIK!"
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Sakin ol komser bey tamam kız altı üstü küfür etti teselli etmeni beklerdik
TAMAM SUSTUK BE NE BAĞRIYON SANKİ BİŞİ DEDİK AA
Çok güzell emeğine sağlık canım 🤍🤍
Yorum
Yorum bulunamadı.