Pekii bu bölümün şarkısı neden olmasın dedim..Dedim olabilir 😄
Bu bölümün şarkısı: Spotify 'Kokun Hala Tenimde/Nihan&Kemal -Toygar Işıklı'
İyi okumalarr...
Duyduklarım karşısında adeta beynimden vurulmuşa döndüm.Boğazıma oturan yumruk nefes almamı zorlaştırıyordu.Gözlerim bir nehir gibi akmaya başladı.
Kelimeler kulaklarımda çınlıyordu "kızınla evlenecem"... "bende kabul ettim". Göğsüme ağrı girmişti.Elim istemsizce göğsümün ağrıyan yerine gitti.Zar zor konuştum "n-ne..ne" Efe'ye baktım gıram mimik yoktu ne sevinç ne de üzüntü.
Babama baktım o da benim için üzgün değildi tabi ya ben ne diyorum beni böyle mal satar gibi satan adam mı benim için üzülecekti.
Bu sefer konuşamamaktan ziyade delirmişe döndüm.Gözyaşlarım içinde babamın yüzüne bakarak bağırmaya başladım "Ne demek kabul ettim.Beni mal satar gibi sattın öyle mi.Ya benim sende hiç mi değerim olmadı be.Hiç mi sevmedin beni."
iki elimi saçlarımın arasına geçirdim bir iki adım attım ellerimi başımdan indirerek tekrar babamın önüne geçtim
"Ya benim annem yoktu ya.Ben annesiz büyüdüm baba.Annem yanımda yoktu ama sende yoktun.Ben tek başıma büyüdüm,sensiz büyüdüm.Sana yaranmaya çalıştım hayatım boyunca ama sen ne yaptın" durdum Efeye baktım ve bağırarak "sen ne yaptın baba.Beni bir mafyaya sattın"
"senin babalığın batsın be" bunu o kadar iğrenerek ve içimden gelerek söyledim ki babam sinirlendi.
Babamın yüzünde o her zaman bildiğim aşağılayıcı ve nefret dolu bakışını atarak"sen ne diyorsun be" tam yüzüme tokadı vuracak iken Efe hemen onun bana vurmak için kaldırdığı kolundan tuttu.
Ben şaşkınlıkla Efe'ye baka kaldım.Efe sarsılmaz duruşu ile yavaş adımlarla babamın kolunu bırakmadan ortamıza girdi.Babamın elini öyle sert bir şekilde sıkıyordu ki parmak boğumları beyazladı.Çene kaslarının gerildiğini gördüm.Dişlerini öyle birbirine geçirmişti ki sesini duymuştum.Onun bu hâlinden korkmuştum.
Babama dişlerinin arasından tıslar gibi konuştu"Sakın..Sakın aklından bile geçirme"."Benim yanımda veya bensiz onun tek bir kılına zarar verirsen seni diri diri gömerim" ve bağırarak"anladın mı beni" ben bile sondaki bağırmasından hafif irkildim.
O bir mafya niye böyle bir tepki vermişti ki niye benim canımın acıması onu bu kadar öfkelendirmişti.Bir mafya için sıradan bir şey değil mi bu.
Saçmalama rüya adam kadınlara zarar vermiyordur izin vermiyordur kendi üstüne alınma.
Efe sertçe babamın kolunu bıraktı.Bana yavaşça döndü sanki az önce bağıran o değilmiş gibi "benimle geliyorsun"
duyduğum sözle kala kaldım yavaşça gözyaşlarımı sildim "hayır gelmiyorum" dedim başımı olabildiğince dik tutmaya çalışarak.Boy farkından dolayı başımı hafif geriye itip bakmam gerekiyordu."benimle geliyorsun dedim"
"seninle hiçbir yere gelmiyorum" dedim ona bir adım atarak.
Efe bir anda beni sırtına aldı çuval taşıyormuş gibi."bırak beni bırak..gelmiyorum" yumruklarımı onun sırtına geçirmeye başladım ama nafile adam bana mısın demiyordu.
Efe kapıdan çıktı ardından korumalar çıktı.Efe merdivenlerden inerken ben çırpınıyor ve yumruklarımı sırtına geçiriyordum ama hiçbiri fayda etmiyordu.Simsiyah arabanın yanına vardığında onun sağ kolu olan adam kapıyı açtı.Efe beni arka koltuğa fırlatır gibi bıraktı ve üzerime kapıyı kapattı ben hemen kapıyı açmaya çalıştım kilitlenmişti çok geçmeden Efe de yan koltuğa oturdu."boşuna deneme açılmaz ha oldu ki açıldı adamlarım her yerde kaçabileceğin bir yer yok." dedi suratıma o her zamanki gibi bomboş mimiksiz ifadesiyle
"ya neden ya ne istiyorsunuz benden" dedim ağlayarak.Ama cevap vermedi.Konvoy halinde araç gidiyordu.Aklıma şoförü durdurmak geldi.
Ben hemen sürücü koltuğuna uzandım elimi direksiyona tam attım ve "bırakın beni" dediğim sırada Efe'nin güçlü eli belimi kavradığı gibi beni geriye doğru tek bir hareketle çekti.Bedenim o hareketle savrularak az önceki yerime geri oturtuldum.Efe'nin eli hala belimdeydi "rahat dur.Sinirlendirme beni" dedi elini belimden çekerken.
Efeye yüzümü yaklaştırdım ve dedim ki "sinirlensene.ne yaparsın vurur musun beni?" dedim.
"Sus ve yerinde dur dedi " yineleyerek.Oflayarak ellerimi belimde birleştirdim.Yarım saat sonra bir ormanın içinde ilerlediğimizi gördüm.Tüylerim diken diken olmuştu.Ormanlık mı? "nereye gidiyoruz"
"malikaneye" dedi Efe
10 dakika sonra bir malikanenin önünde durduk.Kocaman bahçesi vardı.Ev iki katlı,beyaz renkliydi.Malikane çok büyük ve çok güzeldi.Adeta ağzım açık kalmıştı.
Büyük giriş kapısında iki tane koruma vardı.Hemen ileride duvarların yanında da iki tane vardı.Bildiğiniz malikanenin etrafı korumalar ile çevriliydi.
Bahçenin büyük demir kapısı yavaşça açıldı ve arabalar içeriye girdi.Malikanenin tam önünde durduk.Efe kapıyı açıp çıktı bende kapının kolunu zorladım ama açılmıyordu.Efe kapımı açtı ben hemen indim tam efenin yanından koşmaya kalkıştım ki iki adım dahi atamadan efe kolumdan tuttu beni kendisine doğru çekmesiyle beni sırtına baş aşağı alması bir oldu.
"Bırak beni ya bırak gelmek istemiyorum bırak" diye bağırıyordum yumruklarımı sırtına geçiriyordum ama hiçbir işe yaramıyordu yine.
Efe içeriye girdiğinde oradaki hizmetçi 40-45 yaşlarında görünüyordu.
"Ayşe abla oda hazır mı?" dedi o sert,dondurucu sesiyle ben ise hala yumruklarımı sırtına vuruyordum "bırak beni bırak" çaresizce bağırıyordum.
Ayşe abla şaşırmış şekilde bir bana bir de efeye bakıp "Hazır oğlum.İstediğin gibi düzenledik herşeyi." dedi.Efe cevap vermeden merdivenlere doğru yönelip merdivenleri çıkmaya başladı.Bir odanın önünde durup kapıyı açtı ayağıyla arkasından da kapattı.Odanın tam ortasına geldiğinde beni yavaşça yere bıraktı.
"Burası senin odan" dedi ellerini cebine koydu o sert bakışlarını odada gezdirip en sonunda gözlerimin içine bakarak.
Ben hemen beni indirmesiyle söze girdim "ne yaptığını sanıyorsun sen ya.Beni burada tutabileceğini mi sanıyorsun" dedim öfkeyle.
Efe de yüzünde hiçbir duygu olmadan."artık yerin burası" dedi. "Oldu" dedim yüzümü ekşiterek ve hemen yanından geçip kapıya doğru koşar adımlarla gittim kapının kolunu tam indirdim ki efe aniden arkamda belirmişti.
Bir eliyle aniden kapıyı kapatmasıyla yerimde kala kaldım hemen ona doğru döndüm.Onun tam dibinde duruyordum tek eli kapıya yaslanmış bir şekilde bana o insanı içine hapseden ela gözleriyle gözlerimin en derinine bakıyordu.Bana o kadar yakındı ki nefesi yüzüme vuruyordu.Kalbim delicesine atmaya başladı nefesimi istemsizce tuttum.
Efe bana doğru eğilmeye başladı.Kalbimin atışını kulaklarımda hissediyordum.Efenin sıcak nefesi boynuma vurmaya başladı.
Ben niye bir şey söyleyemiyordum normalde avazı çıktığı kadar bağıran ben şimdi burda dilimi yutmuştum sanki.
Efenin boşta kalan eli kapının anahtarlığına gitti ve "tık" sesi geldi.
Ne yani beni öpmeye çalışmıyor muydu.Efe yavaşça kapının kilidini alıp cebine koydu.
Yavaşça başını geriye çektiğinde dudağının kenarının hafif bir şekilde kıvırldığını,sırıttığını gördüm.İlk defa gülümsediğini görüyordum yalan yok çok güzel gülümsüyordu.Of Rüya saçmalama az önce ne yaşadın sen farkında mısın rezil oldun.Efe o gülümsemesiyle yüzüme baktı.Yüzü yüzüme çok yakındı.Kalbim delicesine atmaya devam ediyordu.
Efe o sert sesinden ziyade biraz yumuşamış bir şekilde "seni öpeceğimi mi sandın?" dedi gıcıklığına öyle yapıyordu biliyordu da.
Ben bir an afalladım ama hemen kendimi toparlamaya çalışarak "hayır tabi ki de" dedim gözlerinin içine bakarak.Efe yavaşça ellerini kapıdan çekti ve bir adım geriledi.O kadar kasılmıştım ki omuzlarımın gevşedigini hissettim.
Efe o gülümsemesi kaybolmuştu ve o sert otoriter duruşu geri geldi "merak etme senin iznin olmadan dokunmam sana" dedi.
Kapıdan sırtımı çektim ve o öfkeli halim geri geldi "ver o kilidi" dedim ona uzanarak.
"boşuna uğraşma.Buradan çıkamazsın." dedi arkasını dönüp odanın ortasına doğru ilerleyerek.
"Öyle mi" dedim onun tam önüne gidip yolunu kesip "bulduğum her fırsatta kaçıcam.Burada kalmicam.Kurtulacam buradan" dedim gözlerinin içine öfkeyle hırsla bakarak her bir kelimenin üstüne basa basa söyledim.
"Nereye gidersen git ben seni bulurum.O yüzden aklından bile geçirme.Adamlarım malikanenin her yerindeler kaçmaya çalıştığında seni alırlar yine bana getirirler." dedi duygusuz sert bir şekilde.
Bir an afalladım ya kaçamazsan gerçekten de.Ne yani burada mı kalacaktım.Bu korkumu belli etmemeye çalışarak"Görecez" dedim.Bana doğru eğildi ve "Aklından bile geçirme.Beni sinirlendirmek istemezsin." dedi güçlü korkutucu sesiyle.
Korkudan ayaklarım bedenimi reddediyordu sanki.Sabahtan beri hiçbir şey yememiştim gözlerim hafif kararmaya başladı.Belli etmemeye çalışarak yatağın yanındaki iki tane duran koltuklardan birine geçip oturdum ellerimi göğsümde birleştirdim ve ona bakmaya başladım o da bana bakıyordu sanki ne yaptığımı tartmaya çalışıyor gibiydi.
Kapıya gitti anahtarı cebinden çıkarıp kapıyı açtı sonra bana doğru gelmeye başladı "gel benimle" diyip bileğimi tuttu korktum bir an yavaşça kalktım.Korifora çıktığımızda hemen yan odaya gittik içeriye girdiğimizde o odanın benim odamın iki katı kadar olduğunu gördüm o da yatak odasıydı ama çok güzeldi lacivert yatak yastıklar beyazdı.Odanın diğer ucunda iki tane tekli koltuklar yanında da bir tane büyük koltuk vardı.Gardrop beyaz renkti yerdeki beyaz halı odayı tamamlıyordu.
Kapıyı kapattı arkamızdan ve bileğimi hiç bırakmadan beni koltuklara oturttu.
Komodinin üstünde bir dosya vardı aldı ve önümdeki masaya fırlatır gibi bıraktı odadaki o boğucu sesizliği dosyanın masaya düşme sesi bozdu.
"İmzala" dedi sert bir sesle.Ben korkudan ne yapacağımı şaşırmış bir halde bir dosyaya bir Efe'ye bakıyordum.
"Bu ne?" dedim şaşkınlığımı gizleyemeyerek.
"Evlilik sözleşmesi" dedi.Ela gözleri öyle bir kararlılıkla gözlerime bakıyordu ki korkudan kımıldamaya bile çekiniyordum.
"Yarın evleniyoruz" dedi tartışmaya kapalı bir şekilde. "Evlenmicem seninle imzalamıyorum" dedim sarsılmaz bir duruş takınarak.
Ayağa kalktım imzalamayacağımı belli ederek.
Efe o an hemen birkaç adımda önüme geldi ben onun bana sert kendinden ödün vermeyen duruşuyla istemsizce geri adım attım ve koltuğa sertçe düşerek oturdum Efe bana doğru eğildi ellerini koltuğun iki yanına koyup sert insanı önünde korkudan titreten bakışlarla gözlerime baktı.
"İmzala dedim sana" dedi sesinde bir bağırma yoktu ama bağırmadan da beter bir şekilde söylemişti.Korkudan titriyordum ama belli etmemeye elimden geldiğince çalışıyordum.
"İmzalamıyorum.Ne yapacaksın zorla mı imzalattıracaksın.Beni tehdit edebileceğin kimse de yok çünkü benim hiç kimsem yok bu hayatta kaybedebileceğim hiç kimse yok" dedim gözümden bir damla yaş gelerek.
Bu söylediklerimin ağırlığı ve gerçekliği kalbime bir ok gibi saplanmıştı.Babamın bana yaptığı bu kalleşliği bir kere daha hatırlamıştım.
Efe bir an afalladı sanki ya da ben öyle hissettim ve aynı sertlikte acımasızca "imzalamazsan babanı öldürürüm".Duyduğum şeyle şoka girdim ağzım açık bir şekilde efenin gozlerine baktım o an kalbime ağrı girdi.Korkmamıştım babam için ama eğer benim yüzümden ölseydi ben bu vicdan azabıyla yaşayamazdım çünkü ben babam gibi gaddar ve kötü bir insan olmamıştım hiçbir zaman.
"Ne" dedim."Yapamazsın yok yapamazsın" dedim ona bakarak bir açık aramaya çalışarak beni korkutmak istediğini düşünerek.
Efe doğruldu tam önümde durarak "Sen bir mafya liderine birini öldüremeyeceğini mi söylüyorsun?" dedi o sert duruşuyla.Haklıydı maalesef ki haklıydı.Ben umrumda değilmiş gibi yapmaya çalıştım."Çok mu umrumda sanıyorsun" dedim onun vereceği tepkiyi bekleyerek.
"Evet umrunda çünkü sen temiz kalpli iyi bir insansın her ne kadar baban sana bu kötülüğü yapmış olsa da bir insanın senin yüzünden ölmesini istemezsin" dedi yüzüme tehditkar bir şekilde."Ya öyle değilsem" dedim ona hiç umursamıyormuş havasını vermeye çalışarak."Öylesin" dedi.Beni nasıl bu kadar iyi tanıyor. "Sen beni nerden tanıyorsun" dedim şaşırmış bir halde.
"Tanıyorum işte" dedi kestirip atmaya çalışarak.Ben umrumda olmadığını belli etmeye çalışarak "öldür banane" dedim belki vazgeçer diye bir ümit.
O da hemen "Tamam" diyip telefonunu cebinden çıkarıp birisini tuşlayıp kulağına götürdü.
Ben nefesimi tutmuş bir şekilde onu izliyordum belki yapmaz diyordum ama baya yaptığını görüyordum.Efe telefondaki kişiye "Cabbar şu yaşlı adam.." dediğinde kan beynime şıçramış gibi elimi dur işareti yapıp "tamam tamam dur..dur yapma ne olur" dedim.
Efe sanki bunu bekliyormuş gibi telefonu kapattı ve bana bakıp "imzala" dedi.
Ben ona bakarken gözümden bir damla yaş aktı.Elimin tersiyle hızlı bir şekilde sildim onun önünde ağlamaktan nefret ediyordum.Efe kalemi de dosyanın üstüne bıraktı.Ben ondan nefret ediyormuşum gibi baktım sonra dosyaya baktım.Yarın kaçarım izimi kaybettiririm nereye gideceğimi bilmiyor zaten diye düşündüm.Dosyayı açtım hemen gözüme kocaman yazılı evlilik şartları yazıyordu okumaya başladım:
1-Ne olursa olsun asla yalan söylenilmeyecek.
2-Birlikte yatağa yatılacak.Asla ayrı uyulmayacaktır.
3-Birlikte kahvaltı edilecek ve birlikte yemek yenilecektir.İşten dolayı aksaklıklar hariç.
4-Mesleğe karışılmayacak kişinin işini yapmasına izin verilecektir.
4. maddeyi okuduğumda içime ilk defa bir ferahlama gelmişti işimi yapabilecek olmam beni içten içe sevindirmişti.Okumaya devam ettim
5-Rüya nereye giderse Efe'nin bundan mutlaka haberi olacaktır.
6-İşte hiçbir erkek ile arkadaş olunmayacak.
7-İşe giderken koruma hastaneye bırakıp koruma alacaktır.
En altta Rüya Aksoy imza yanda Efe Alkan imza vardı.Ben efeye baktım ve okuduğum maddelerde aklımda kalarak Efe'ye baktım
"6.madde erkekle arkadaş olunmicak mı?..Sanane bundan" dedim yüzümü buruşturarak.Efe sanane bundan dediğimi duyar duymaz adeta çene kasları gerildi hemen önüme gelip ellerini koltuğun kenarına koyup
"Nasıl banane olmayacaksın dediysem olmayacaksın." dedi gözlerimin içine o insanı etkisi altına alan sinirli bakışlarıyla bana bakarak.Çene kasları öyle bir kasılmıştı ki korktum resmen. "şimdi imzala" dedi benden uzaklaşırken.
Elim istemeye istemeye ismimin olduğu yere gitti ve imzayı attım ve kalemi fırlatır gibi dosyanın üstüne koydum.Efe sanki sevinmiş gibi sesi yumuşadı "Güzel" dedi.
O da vakit kaybetmeden yanıma geldi kalemi aldı ve o da kendi isminin altına imzayı attı.Ben ona nefret ediyormuşum gibi bakıyordum o ise yüzü yumusamıştı gülümsemesine ramak kalmıştı.
"Yarın herkesin önünde kutlama olacak herkes evlendiğimizi bilsin diye" dedi ardından
"artık nikahlı karımsın" dedi.Bunu duymak bir garip hissettirdi.İyi mi kötü mü bilmiyorum bende anlam veremiyordum artık.
"Dinlen yarın yorucu bir gün olacak" dedi ve çıktı ben ise arkasından
"Gıcık,odun,dağ ayısı" dedim sinirle.Bir an kapının kilitlenmediğini fark ettim.Hemen yerimden doğruldum kapıya yaklaşıp kolu yavaşça indirdim ve açıldı.
Hadi bakayım Efe bey şimdi görelim bakalım.Sessice koridordan ilerlemeye başladım kimse salonda yoktu merdivenlerde ses çıkarmamaya çalışarak aşağıya indim tam o esnada birinin salona doğru geldiğini gördüm hemen salondaki koltuklara koştum arkasına saklandım.Elimle ağzımı tuttum nefesimin sesini bile kontrol etmeye çalışarak.
Bir hizmetçiydi dışarıdaki kapıyı açtı ve kapıdaki görevlilere bir şey söyledi görevlilerin ikisinin de ordan ayrıldığını gördüm.Fırsat bu fırsat dedim hizmetçi de onların arkasından gitti.
Hemen koltuğun arkasından çıkıp kapıya doğru gittim kapıdan bahçeye baktım görevliler vardı ama görmezler diye düşündüm hemen kapıdan çok uzaklaşmayacak şekilde hemen sağa doğru koşmaya başladım eğilerek.Çalı ve ağaçların arkasına saklandım o hizmetçi hemen geldi içeriye girip kapıyı kapattı ben etrafıma baktım nereden kaçabilirim diye ama bahçeye bakan büyük kapıdan kaçmam imkansızdı oraya gidene kadar en az 3 görevli vardı kapıda da 3 tane vardı.Hemen sol tarafa baktım karanlığa doğru giden bir geçit vardı hemen yavaşça oraya doğru süzüldüm arka bahçeye çıkıyordu tam etrafa baktım ki 4 tane koruma vardı."Allah kahretmesin" dedim sessiz bir şekilde hemen arkaya,geldiğim yöne doğru ilerlemeye başladım.
Çalılara saklanıyor bakıyor ve biraz daha ilerliyordum.Ortalara falan gelip durdum çalıların ağaçların olduğu yer kapkaranlıktı o yüzden hiç görünmüyordum.Malikanenin kapısına baktım iki tane koruma yerlerine gelmişti.
"Şu tuttuğu korumalara bak.Biri de mi görmez beni." dedim alaycı bir tonda.Gerçi diğerlerinin hakkını yiyemezdim.
Bunları düşünürken malikanenin kapısının birden açıldığını gördüm.Efe hemen kapıdan çıktı arkasından onun sağ kolu arkasından da dışarıya çıkan hizmetçi ve diğer hizmetçi Ayşe abla.Efe çok paniklemiş duruyordu çıktığı gibi kapıdaki görevlilere beni sordu seslerini zar zor duyabiliyordum.
"Oğlum kız nereye gitti..Nasıl görmediniz lan.Kaşla göz arasında nereye gidebilir.Bulun lan hemen hade."diyordu efe sinirli ve öfkeli bir şekilde.
Az önceki gördüğüm hizmetçi efeye bir seyler anlatıyordu herhalde kapının nasıl açık kaldığını falan.Efe sinirle etrafına baktı göz gezdirdi bahçeye refleksle başımı hemen indirdim.sonra kapıdaki görevlilerin koşarak efenin yanına geldiklerini gördüm bunu hemen fırsat bilip kapının oraya doğru dikkatli ama hızlı adımlarla eğilerek koşuyordum tam çıkacakken korumaların koşturarak her yere didik didik baktıklarını dağıldıklarını gördüm "aha şimdi bittim ben." dedim efenin de aradığını gördüm efe bağırarak
"Rüya çık ortaya burada olduğunu biliyorum". dedi sesi endişeli geliyordu.He çıkayım oldu.Efe'yi tanıdığım kadarıyla hiçbir kadına el kaldıran birisine benzemiyordu hatta adım kadar eminim yoksa babama karşı beni korumazdı.O yüzden rahattım.
Efe'nin bana doğru yaklaşmaya başladığını gördüm "Rüya nerdesin..çık ortaya" ve bir an durdu ben daha çok çömeldim ama yavaş temkinli adımlarla bana yaklaştığını gördüm.Yana doğru çalıların arasından ilerlemeye başladım ki "Rüya" Efe'nin sesiyle olduğum yerde kala kaldım.
Of ya yakalandım.Doğruldum arkama yavaşça döndüm.Efe sert ve hızlı adımlarla burnundan soluyarak yanıma yaklaştı bileğimden tuttu ve beni kendisine çekti göğsüm onun göğsüne değdi.Kalbim delicesine atmaya başladı hem adrinalinden dolayı hem de bu yakınlaşmadan dolayı.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen..Nereye gitmeye çalışıyorsun Rüya bu ormanlıkta." sesi korkmuş bir şekilde çıkıyordu."Ya buradan çıksaydın da sana.." durdu bir an ne dediğinin farkına varmış gibi "bir daha böyle kaçmak yok" dedi gözlerimin içinde bir teselli arar gibi sertliği hala üstündeydi.
Bileğimi güçlü ama narin bir şekilde tutuyordu."Gidiyoruz" dedi ve bileğimi hiç bırakmadan beni arkasından çekiştirdi.Hızlı ama bana da ayak uydurmaya çalışarak yürüyordu.
Efenin sağ kolu hemen arka bahçeden çıktı "Efe orda da yok." dediği anda gözleri bizi buldu.Efe durdu bende otomatikmen durdum.Efe de "Buldum barış.Buldum." Efe'nin sağ kolunun ismi Barış mış.
Efe bileğimi bıraktı ben efenin tam yanındaydım.
Barış yanımıza geldi "Yenge korkuttun bizi.Şükür ki buradasın.Malum düşmanlarımız çok ne olacağı belli olmuyor." Barış benimle konuşurken bir anda ayaklarımın bağı çözüldü gibi hissettim ayakta zar zor duruyordum.Efe de bana baktı ve bir şeylerin yerinde olmadığının farkına vardı.Başım dönmeye başladı yer kayıyordu ayaklarımın altından sabahtan beri hiçbir şey yememiştim ve yaşadığım bu kabusların yüzünden bedenim artık güçlü olmayı reddediyordu.Başım dönüyor,kulağım çınlıyordu.
"Rüya" Efe'nin endişe dolu çağrısı sanki ta uzaklardan geliyor gibiydi.O an benim dünyam karardı,bilincim kapanmıştı.Geriye kalan tek şey Efe'nin Rüya diye çaresiz bağırışıydı.Benim için dünya susmuştu.Yaşadığım olaylar beni karanlığa doğru çektiğini hissediyordum peki bu karanlıktan nasıl kurtulacaktım?
Bitti..Nasıl buldunuz?Takip etmeyi ve yorum atmayı unutmayın..
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
öbür mafya kitaplarına benzemiyor mükemmelllllllllll
Yorum
Yorum bulunamadı.