Tuna Bozkara hayatında birçok kritik imza atmıştı ama hiçbiri bu kadar kalabalık bir seyirci kitlesi eşliğinde olmamıştı. Nikah salonu abartılı derecede şıktı, kristal avizeler, kusursuz çiçek aranjmanları ve sanki birazdan evlilik değil de şirket birleşmesi yapılacakmış gibi ciddi yüzler.
Tuna’nın annesi her detayı kontrol etmişti, babası ise bu evliliğin “stratejik önemini” en az üç kez anlatmıştı. Kısacası ortada aşk yoktu ama plan vardı. Tuna plan severdi. Sorun çıkmadığı sürece.
Sorun çıktı.
Nikah memuru kağıtları kontrol ederken bir anda durdu. Öyle dramatik bir duruş da değil aslında, daha çok “Excel dosyası dondu” gibi bir yüz ifadesi. Tuna önce önemsemedi. Sonuçta herkes bazen donar. Ama sonra kadın tekrar baktı. Bir daha baktı. Üçüncü bakışta, bu işin kötüye gideceğini hissettiren o kaş çatma geldi..
Tuna içinden, “Lütfen yazıcıda kağıt sıkışması olsun, başka bir şey değil” diye geçirdi.
“Bir sorun mu var?” diye sordu, sesi sakin ama sabrı sınırlı.
Kadın boğazını temizledi.
“Efendim sistemde küçük bir şey var.”
“Küçük şeyler genelde büyük şeylerin fragmanıdır,” dedi Tuna. “Devam edin.”
Salondaki herkes kulak kesildi. Gelin, Tuna’ya bakıyordu. Tuna, memura bakıyordu.
Memur bilgisayara bakıyordu. Bilgisayar ise muhtemelen kadere..
“Şöyle ki” dedi kadın sonunda, “kayıtlara göre sizin hâlihazırda bir evliliğiniz bulunuyor.”
İlk tepki, arka sıralardan gelen bir kahkaha oldu. Sonra bir tane daha. Sonra o kahkahalar,.
“Acaba gerçek mi?” sessizliğine dönüştü.
Tuna’nın yüzü hiç değişmedi.
“Anlamadım.”
“Yani” dedi kadın, bu kez kelimeleri seçerek, “resmi olarak evlisiniz.”
Tuna’nın annesi sandalyesinden kalktı..
“Bu ne demek? Böyle bir şey mümkün değil!”
Babası daha kısa ve özdü:
“Saçmalık.”
Tuna ise hâlâ sakindi. Tehlikeli derecede sakin.
“Eşimin adı nedir?”
Kadın bir saniye durdu. Sanki o ismi söyleyince bir şey patlayacakmış gibi.
“..Mavi Karaca.”
Sessizlik.
Tuna’nın zihni hızlıca tarama yaptı:
Toplantılar. İş ortakları. Davetler. Eski sevgililer. Asla aramadığı numaralar.
Mavi Karaca bulunamadı.
“Tanımıyorum,” dedi net bir şekilde.
“Fakat sistem”
“Sistemi kapatın,” dedi Tuna. “Yeniden açın.”
“Bu bilgisayar, efendim”
“Hayır, hayatım,” dedi Tuna. “Hayatımı yeniden başlatın.”
Aynı anda, şehrin daha az kristalli, daha çok gerçek kokan bir mutfağında..
Mavi Karaca kahvesini karıştırıyordu. Üçüncü kez. Aslında şeker çoktan erimişti ama karıştırmak stres atmak gibi bir şeydi. Tezgâhta açık duran defterde “Bugün düzgün bir insan ol” yazıyordu. Altına küçük bir not eklemişti: “Olmazsa yarın deneriz.”
Telefonu çaldı..
Ekranda “Bilinmeyen Numara” yazıyordu. Mavi gözlerini kıstı.
“Bilinmeyenle bugünlük görüşmem yok,” diye mırıldandı..
Telefon çalmaya devam etti.
“İnatçı” dedi ve açtı. “Alo?”
Karşıdan resmi bir ses geldi.
“Mavi Karaca ile mi görüşüyorum?”
“Evet ama eğer kargo ise evde değilim.”
“Hayır efendim, ben nikah dairesinden arıyorum.”
Mavi bir saniye durdu.
“Benimle evlenmek isteyen biri varsa yanlış numara, teşekkürler.”
“Hanımefendi,” dedi ses, ciddiyetini koruyarak, “eşiniz şu anda başka biriyle evlenmeye çalışıyor.”
Mavi kupayı havada durdurdu.
“Benim ne yapıyor?”
“Eşiniz,” dedi ses, sanki daha yavaş söylerse daha anlaşılır olacakmış gibi, “başka biriyle nikah masasında.”
Mavi derin bir nefes aldı.
“Bir saniye. Benim eşim yok.”
“Kayıtlara göre var.”
“Adı neymiş bu eşin?” dedi Mavi, kahvesine bakarak. Bu kesin rüya, diye düşündü. Uyanınca geçer.
“Tuna Bozkara.”
Mavi’nin kaşı kalktı.
“Pahalı birine benziyor.”
“Efendim?”
“Hiçbir şey. Ben bu adamı tanımıyorum.”
“Fakat siz”
“Bakın,” dedi Mavi, sesini biraz daha toparlayarak, “ben kimseyle evlenmedim. En son bir form imzaladım ama o da ‘acil durum prosedürü’ diye durun.”
Kısa bir sessizlik.
Mavi’nin gözleri yavaşça büyüdü.
Defterin altına sıkıştırılmış sarı zarfı çekti. İçinden çıkan kopya evrakı açtı. Üstte kocaman bir başlık vardı:
EVLİLİK BAŞVURU FORMU
Altında iki imza.
Birisi ona aitti.
Diğeri
“Tuna Bozkara,” diye fısıldadı.
Telefonun diğer ucundaki ses hâlâ konuşuyordu ama Mavi duymuyordu..
Kahvesinden bir yudum aldı.
Sonra tekrar baktı.
Sonra bir daha.
“Ben galiba evliyim,” dedi kendi kendine..
Telefonu kapattı.
İki saniye boyunca hiçbir şey yapmadı.
Sonra sakin bir şekilde mutfak çekmecesini açtı, içinden bir çikolata çıkardı, açtı ve bir ısırık aldı.
“Tamam,” dedi. “Panik yapmıyoruz.”
Bir ısırık daha.
“Panik yapıyoruz.”
Tekrar nikah salonu..
Tuna ceketinin düğmesini ilikledi.
“Bu tören iptal,” dedi net bir şekilde.
Gelin, “Tuna!” diye çıkıştı ama Tuna çoktan dönmüştü bile.
Telefonunu çıkardı.
“Bu Mavi Karaca’yı bulun.”
Asistanının sesi anında geldi.
“Efendim, kim?”
Tuna durdu.
Gözlerini kısarak söyledi:
“Karım.”
Bölüm Yorumları