Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Nermin teyzelerin salonundaki o buz gibi sessizliği arkamda bırakıp abimle birlikte kendi evimize geçtik. Eve girer girmez Barış abim kapıyı kapatıp kollarını göğsünde kavuşturdu. Yüzündeki sorgucu komiser ifadesi geri gelmişti.
"Neymiş o 'yanındayım' falan?" dedi, sesi geri adım kabul etmeyen bir sertlikteydi. "Ne oluyor aranızda senin bu çocukla Duru?"
Sırtımdan tatlı bir sıcaklık yayılırken kendimi savunmaya çalıştım. "Hiçbir şey olduğu yok abi! Arkadaşça bir destek işte, abartıyorsun."
"Ben abartmıyorum," dedi abim üzerime doğru bir adım atarak. "Adam gözlerimin içine baka baka alan savunması yaptı salonda!"
Tam yeni bir çapraz sorgu başlamak üzereyken cebimdeki telefon hafifçe titredi. Gizlice ekrana baktım.
Pamir: Abin beni infaz etmeden önce kaçabilirsen, bina kapısının önünde beklemedeyim.
Dudaklarıma yayılmak üzere olan tebessümü son anda bastırıp ciddiyetimi korudum. "Abi benim... şey, klinikte dosya unutmuştum. Bugün o vaka analizini bitirmem lazım, hemen gidip alıp döneceğim!"
Abim şüpheyle kaşlarını kaldırdı. "Birlikte gidelim?"
"Yok yok, iki dakikalık iş zaten, hemen geliyorum!" diyerek çantamı kaptığım gibi kendimi dışarı attım.
Aşağı indiğimde Pamir binanın biraz ilerisinde, elleri deri ceketinin ceplerinde beni bekliyordu. Beni görünce yüzünde o her zamanki tebessümü belirdi.
"Kaçış operasyonu başarılı galiba?" dedi gözlerinin içi gülerek.
"Abim neredeyse peşime takılıyordu!" dedim nefes nefese. "Bizi burada görse ikimizi de canlı gömer valla."
"Gömsün, sorun değil," dedi Pamir sakince. Yanıma doğru bir adım attı. Sonra hiç tereddüt etmeden, son derece doğal ve rahat bir tavırla elini uzattı ve parmaklarını parmaklarımın arasına kenetledi.
Avucunun sıcaklığı tenime değdiği an kalbim göğüs kafesimi zorlamaya başladı. Şaşkınlıkla bir elime bir de Pamir’e baktım. Ela gözlerinde en ufak bir çekince yoktu.
"Yürü bakalım Duru," dedi nazikçe elimi sıkarak. "Seni bu mahallenin radarından uzaklaştırayım."
Birlikte sahil boyuna doğru yürümeye başladık. Denizden esen hafif rüzgar yüzümüzü okşarken, ellerimizin birleştiği o noktadan vücuduma yayılan sıcaklık içimdeki tüm kaygıları dindiriyordu. Pamir’in yanında olmak, zihnimdeki o bitmek bilmeyen karmaşayı fısıltı kadar sessiz bir huzura dönüştürüyordu.
"Eee," dedi Pamir bana doğru eğilerek. "Deniz kenarında el ele yürümek nasıl hissettiriyor bakalım?"
Yanaklarımın kızardığını hissederek başımı çevirdim. "Hiç fena değil sanırım..."
"Sadece 'fena değil' mi?" dedi takılarak. "Oysa ben balkondaki kalbinin ritmine güveniyordum."
Kıkırdamadan edemedim. "Satsam mı seni abime acaba?"
"Kalbin buna dayanamaz bence" dedi hınzır bir tebessümle.
Sahilde biraz yürüdükten sonra ilerideki ışıl ışıl parıldayan lunaparkı gördük. Rengarenk ışıklar, neşeli müzik sesleri ve havada uçuşan pamuk şeker kokusu bizi kendine çekti.
"Mola veriyoruz," dedi Pamir, beni doğrudan lunaparkın girişine doğru yönlendirerek.
Birlikte çocuk gibi oyuncakların arasında dolandık. Önce çarpışan arabalara bindik; Pamir her fırsatta benim arabama arkadan çarpıp gülüşünü fırlattı, ben de onu yakalamak için direksiyonu hırsla kırdım. Ardından pamuk şeker aldık. Pamir elindeki pamuk şekerden bir parça koparıp doğrudan ağzıma uzattı, parmağı yanlışlıkla dudağıma değdiğinde aramızdaki o elektrik aniden yükseldi.
Bu bölümün ilk 24 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Mükemmelll olmuşşş canımm💞
Bölüm yine efso olmuşss
Yorum
Yorum bulunamadı.