Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Yorucu geçen derslerin ve kafedeki o sinir bozucu atışmanın ardından eve dönüp kendimi doğrudan gri L koltuğumuza bırakmıştım. Zihnim hâlâ Pamir’in o soğukkanlı, kendinden emin duruşuyla meşguldü. Neydi bu adamın derdi? İnsan nasıl hem bu kadar gıcık hem de bu kadar umursamaz görünmeyi başarabiliyordu?
"Duru, ben acıktım!" diye seslendi Melis mutfaktan. "Dolapta sadece dünden kalan yarım paket makarna var, ne yiyeceğiz?"
"Yumurta kırarız ya..." diye mırıldandım gözlerimi kapatarak.
Tam o sırada kapımızın zili ısrarla üç kez çalındı. Melis kapıyı açmaya koşarken ben de isteksizce koltuktan doğrulup antreye geçtim. Kapıda, elinde üzeri beyaz bir tülbentle örtülü kocaman bir tepsiyle duran Nermin Teyze’yi görünce yüzümde istemsizce bir tebessüm belirdi.
"Ayy, güzellerim benim!" dedi Nermin Teyze içeriye sıcak bir enerji yayarak. "Mutfaktan mis gibi zeytinyağlı yaprak sarması kokusu geldi, dedim benim kızlar şimdi ne yiyordur kimbilir! Haydi bakalım, ellerinizi yıkayın, bize geçiyoruz."
"Nermin Teyze hiç zahmet etmeseydin," dedim mahcup bir şekilde. "Biz hallederdik..."
"Ne zahmeti kızım! İçeride koca tencere yemek var. İtiraz istemiyorum, koşun haydi!"
Melis’in gözleri sarmayı gördüğü an parlamıştı bile. "Ben dünden razıyım valla Nermin Teyze, hemen geliyoruz!" dedi neşeyle.
İçimden bir ses Pamir’le aynı masaya oturmanın felaket olacağını fısıldıyordu ama Nermin Teyze’yi kırmak imkânsızdı. Derin bir nefes alıp kendimi hazırladım ve karşı dairenin açık kapısından içeri adım attım.
Ev buram buram ev yemeği ve hafif lavanta kokuyordu. Tam salona doğru ilerliyorduk ki koridorun sonundaki odadan biri çıktı.
Gözlerime inanamadım.
Karşımda okulda veya kafede gördüğüm o jilet gibi giyimli, soğuk kulüp başkanı yoktu. Üzerinde hafif bol gri bir eşofman altı, siyah bir tişört, burnunun ucuna düşmüş dinlendirici gözlükleri ve elinde laptopuyla duran bir Pamir vardı. Saçları bile hafif dağılmıştı.
Onu ilk kez böyle "insani" bir halde görmek bir an afallamama neden oldu. Pamir de bizi görünce duraksadı. Gözlüğünün üstünden bana doğru baktığında yüzünde o tanıdık, hafif alaycı tebessüm belirdi.
"Hoş geldiniz," dedi sesi ilk defa bu kadar çabasız ve sakindi. "Evimizi şereflendireceğinizi bilseydim takım elbisemi giyerdim Duru Hanım."
Gözlerimi devirdim. "Hiç gerek yoktu Pamir Bey, biz zaten zeytinyağlı sarma için geldik, senin için değil."
Nermin Teyze içeriden seslendi: "Pamir! Kapat şu bilgisayarı oğlum, masaya geçin!"
Masaya oturduğumuzda atmosfer oldukça sıcaktı. Melis ile Nermin Teyze hemen kaynaşmış, mahalle dedikodularına başlamışlardı. Pamir ise masanın ucunda, tabağıyla ilgileniyor gibi görünse de gözü arada bir bana kayıyordu.
"Ah Duru'm," dedi Nermin Teyze tabağıma iki sarma daha koyarken. "Bizim bu Pamir dışarıdan çok ciddi durur ama çocukken bilsen ne şapşaldı! Bir gün ilkokulda fotoğraf kulübüne katılmıştı, ilk gün heyecanla eve gelip 'Anne harika fotoğraflar çektim' dedi. Bir baktım, koca gün fotoğraf makinesini ters tutup kendi merceğini çekmiş!"
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Harika olmıs canımmmm😍✨💓
Çokkk güzeldii için yumuş yumuş olduuu diyalogları da çokk güzel yazıyorsun ben fazla beceremiyom ya
Yorum
Yorum bulunamadı.