Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Sabahın ilk ışıkları apartmanın dar merdiven boşluğundaki yüksek pencerelerden süzülürken, bizim binayı her zamanki o tanıdık koku sarmıştı: Alt kattan gelen taze demlenmiş çay ve yanık tost kokusu. Üzerime gri, bol bir eşofman altı ve pamuklu bir tişört geçirip saçlarımı kafamın tepesinde dağınık bir topuz yaptım. Mutfakta kahvaltı için peynir ve zeytinin bittiğini fark edince, ayaklarımı terliklerime geçirip kapıya yöneldim.
Aynı katı paylaştığımız için her an karşı daireden Pamir çıkabilir stresiyle adımlarımı seri tutup asansörün düğmesine bastım. Şansıma kabin hemen bizim kattaydı. Metal kapı hafif bir gıcırtıyla açıldı, içeri girip zemin kat düğmesine bastım.
Giriş katına geldiğimde kapı açıldı ve adımımı dışarı atar atmaz binanın girişinde duran devasa bir karton koliye neredeyse çarpıyordum.
"Dikkat!" dedi yabancı bir ses.
Başımı kaldırdığımda, daha önce bu binada hiç görmediğim genç bir adamla burun buruna geldim. Sırtında siyah bir tişört vardı, elleri toz içindeydi. Beni fark edince elindeki koli bandını kenara bırakıp hafifçe doğruldu. Yüzüne çapkın bir sırıtış yerleştirdi.
"Pardon ya, kapı ağzını biraz kapattım," dedi ellerini cebine sokup öne doğru bir adım atarak. "Ben alt kata yeni taşındım. Seni buralarda hiç görmemiştim, üst katlardasın sanırım? Adım Emre."
Gözlerimi istemsizce devirmemek için kendimi zor tuttum. "Duru ben. Kolay gelsin," diyerek kolinin kenarından sıyrılıp dış kapıya yönelmeye çalıştım.
Ancak Emre durmaya pek niyetli değildi. Hafifçe hareketlenip önüme geçmeye çalıştı. "Memnun oldum Duru. Nereye böyle? Yalnız yürüme sana eşlik edebilirim."
Tam ben "Gerek yok" deyip lafı ağzına tıkayacaktım ki, binanın ağır demir kapısı arkamızdan gıcırtıyla açıldı.
İçeri giren isim tabii ki Pamir’di.
Üzerinde gri kapüşonlusu, elinde bakkaldan aldığı iki taze ekmeğin olduğu poşetle kapıda belirdi. Saçları hafif nemliydi, yüzünde ise dünyadaki her şeye bıkmış gibi bakan o meşhur ifadesi vardı. Koridordaki bu saçma manzarayı ve Emre’nin yolu kapatan duruşunu tek bir saniyede süzdü.
"Girişte dikilip kapıyı tıkamasanız mı acaba?" dedi Pamir, sesindeki o umursamaz ama keskin tonla. Sonra başını bana doğru çevirdi, gözlerini hafifçe kısıp ekledi: "Duru, senin de sabah sabah kapı önlerinde boş muhabbete vaktin var sanırım. Yol verin de geçelim, ekmekler soğuyor."
Emre neye uğradığını şaşırıp bir adım geri çekildi. Pamir çocuğa ikinci kez bakma gereği bile duymadan, çağırdığı asansörün kapısı açılınca içeri geçip düğmeye bastı ve yukarı kendi dairesine doğru gözden kayboldu.
"Gıcık herif," diye fısıldadım kendi kendime. Kendimi sokağın serin sabah havasına attım. Market yolunda rehberden Asya’yı arayıp hemen hoparlöre aldım.
"Duru? Sabahın bu saatinde hayır mıdır?" dedi Asya uykulu bir sesle.
"Kızım uyan! Bugün Pazar, harika bir kahvaltı hazırlıyorum. Bakkaldan simitleri, fırından sıcak poğaçaları kapıp bize geliyorsun. Hem seni ev arkadaşım Melis’le tanıştıracağım!"
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çokk güzel yaaaa. Çok iyi geliyo onca yorgunluğun ardından💗
Çok güzel olmuş canımm 🌸🤍
Yorum
Yorum bulunamadı.