Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Pazar sabahı mahalle, sonbahar güneşinin tatlı sıcaklığıyla uyanmıştı ama bizim kat için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildi.
Sabahın dokuzundan beri Melis’le evde tam bir gardırop krizi yaşıyorduk. Melis iyileşmenin verdiği o ekstra enerjiyle dolabındaki her şeyi yatağın üzerine dökmüş, "Savaşa gidiyoruz ama bu tarzımdan ödün vereceğim anlamına gelmez Duru," diyerek kombin deniyordu.
"Melis, altı üstü boya topu sıkacağız birbirimize," dedim eşofmanımın bağcıklarını sıkarken. "Ayrıca Pamir’in takımı karşımızda, bizzat hedef tahtası olacaksın o koyu kırmızı kazakla."
Sonunda kapının önünde buluşmak üzere çıktığımızda, tam karşı dairenin kapısı da aynı anda açıldı. Pamir, siyah rahat bir alt ve gri sweatshirt'üyle kapıda belirdi.
"Hazır mısın yenilmeye Duru?"
Ona dönüp kaşlarımı hafifçe kaldırdım, dudaklarımda mağrur bir tebessüm belirdi. "Kimin kimi yeneceğini sahada görürüz Pamir. Sen sadece yenilginin bahanelerini şimdiden hazırlamaya bak."
Tam birbirimize laf yetiştirecekken, koridorun sonundaki kapı pat diye açıldı ve Nermin Teyze elinde kocaman bir saklama kabıyla dışarı fırladı.
"Pamiiir! Evladım nereye böyle sabahın köründe?" Nermin Teyze terliklerini şaplatarak yanımıza kadar geldi. "Mete söyledi, üstünüze boya atacakmışsınız birbirinizin. Çocuğum kimyasal şeylerle ne işiniz var? Sırtına atlet giydin mi sen? Bak rüzgar da var."
Pamir bir anda o mesafeli, karizmatik duruşunu kaybedip çocuk gibi mahcup bir ifadeye büründü. "Nermin Teyze, zararsız nişasta boyası onlar, bir şey olmaz..."
"Ne demek bir şey olmaz! Dur bakayım," deyip Pamir’in sweatshirt’ünün yakasını kontrol eder gibi yaptı, sonra elindeki saklama kabını Pamir’in kucağına tutuşturdu. "İçinde börek var. O boyalı toplarla koşuşturup aç kalmayın. Duru kızım, sen de dikkat et, Pamir’e söyle sana göz kulak olsun."
Pamir elimdeki çantaya ve kucağındaki börek kabına bakıp derin bir nefes aldı. Ela gözleri bana kaydığında, gözlerinde gizlemeye çalıştığı o çocuksu çaresizliği görüp kıkırdamadan edemedim.
"Tamam Nermin Teyze, ben onu korurum merak etme," dedim Pamir'e göz kırparak.
Pamir gözlerini devirip kucağındaki devasa börek kabıyla apartman kapısından dışarı adım attı. Ama kapının önünde bizi bekleyen şey bir otobüs ya da Mete’nin bahsettiği o konforlu ulaşım değil, kapısı açık duran sarı bir taksiydi.
Üstelik taksinin arka koltuğunda oturup bize çaresizce el sallayan bir Asya vardı!
Mete ön koltuktan kafasını çıkarıp sırıttı. "Selamın aleyküm gençlik! Biniverin hemen, taksimetre yazıyor!"
Asya taksinin camını indirip sitemle bağırdı. "Kızlar ben dedim bu deliye! Evden beni alırken 'Taksiyle gidiyoruz' dedi, sığmayız dedim dinletemedim!"
"Ya Asyacım panik yapma," dedi Mete arabadan inip börek kabını Pamir’in elinden alırken. "Öne ben geçiyorum komutan olarak. Arka koltuk geniş, dört kişi tıkışırsınız ne olacak! Pazar trafiği başlamadan varalım."
"Mete orası şehrin öbür ucu, otobüs falan yok muydu?" diye araya girdi Melis, üzerindeki hırkaya sarılarak. "Dört kişi arkada felç geçireceğiz!"
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Son derece mükemmelll bir bölümfüüü💗
Yorum
Yorum bulunamadı.