Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Bulunduğum iklimin ve coğrafyanın dilini biliyorum. Yine de bazen başka bir coğrafyadan, başka bir kültürden yeni keşfedilmiş cümleler ve hikâyeler getiren bilgeler gibi hissediyorum. Eriştiğim, öğrendiğim, kendimde keşfettiğim ne varsa sevdiklerimle paylaşmaya devam ediyorum.
Çok hızlı düşünüp çok yavaş yaşamaya devam ediyorum.
Pastırma sıcakları gibi geçiyor günler.
Bir yanıyla yazdan kalma, bir yanıyla yaklaşan başka bir mevsimin habercisi.
Ama ben yine yazı bekliyorum. Çiçeklerin yeniden açacağı, denizin kokusunu içime çekmeye devam edeceğim günleri…
Hatta yeri geldiğinde güneşten gölgeye kaçacağım günler gelecek diye umut ediyorum. Bunca güneşi özledikten sonra, her insanoğlu gibi biraz nankörlük edip sıcaktan şikâyet edeceğim belki.
Gölge arayacağım.
Şimdi düşününce, insanın böyle sıradan bir nankörlüğe bile heves etmesi gülümsetiyor beni.
Yağmurun altında yürürken ayakkabılarınızı ancak eve vardığınızda temizleyebilirsiniz. Yürüdüğünüz her adımda eğilip onları temizlemeye çalışırsanız yol bitmez.
Bazen yürümeye devam etmek gerekir.
İlerlerken, dışarıdan çok zor görünen bazı şeyler insana daha basit gelmeye başlar. Kendini kandırmaktan bahsetmiyorum. İnancın kuvvetinden, gücünden ve istikrardan bahsediyorum.
Bir de bunları anlatırken seçtiğimiz kelimeler var.
Betimlemeler, karşıdaki insanı olayın içine çekmenin belki de en büyük kandırmacası. Bazen anlatırken kurduğunuz cümleler kadar derin hissetmediğinizi siz de bilirsiniz. Ama o benzetme, o küçük hikâye, anlatanla dinleyeni aynı yerde buluşturur.
Bir tür ikili oyun.
Ve bazen bu oyun, ikinizde de bir gülümseme bırakır.
Son bölümü yazdığımdan bu yana bir ay geçti.
Değişen bir şey olmadı.
Hikâyeye ekleyebileceğim o kadar şey olmasına rağmen, yazı bakımından nadasa bırakılmış bir tarla gibi geçti bu süre. Hiçbir şey yapmadan durmuşum gibi.
Oysa birinci günün ardından ikinci gün geldi.
Sonra üçüncü.
Sonra dördüncü.
Günler, devam etmek zorunda oldukları için sırasıyla devam etti. Ben de onların içinde yaşamayı sürdürdüm.
Bazen böyle boşluklar, hayattaki büyük açıkları kapatır.
Her gün yaptığımız birçok şeyi farkında olmadan yapmaya devam ederiz. Kazandığımız beceriler, alışkanlıklarımız, bildiğimiz hareketler bizimle birlikte sürer. Her birini yeniden öğrenmemiz gerekmez.
Bu da döngünün bir parçasıdır.
Bazı insanlar yaşadıklarından ders çıkarmaya çalışır. Bazılarıysa bir dönemi geçirebilmek için yalnızca bekler. Bazen insan ikisini de yapar; beklerken öğrendiğini hemen fark etmez.
Böyle dönemlerde kendimi bir ip üzerinde yürüyen cambaza benzetiyorum.
Gösteri şaşaalıdır.
Siz ilerledikçe alkışlar yükselir. Kalabalığın gözü üzerinizdedir. Dışarıdan bakanlar için yaptığınız şey ürkütücü, belki de olağanüstüdür.
Ama siz o ipin üzerinde, yapmayı bildiğiniz şeyi yapıyorsunuzdur.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları