Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Çelik kapı aralıktı. Kasanın etrafındaki ahşap pervaz boydan boya yarılmıştı.
İçeri girmeden önce durdum. Koridor sessizdi ama içeriden gelen koku her şeyi anlatıyordu. Çamaşır suyu ve ağır bir kimyasal. Profesyoneller kanı böyle temizler.
Aylin'in bana o panik dolu mesajı atmasının üzerinden tam iki saat geçmişti. Geç kalmıştım.
Nefesimi tutup kapıyı omzumla hafifçe ittim. Menteşelerden ince bir gıcırtı koptu. Antre karanlıktı ama salondan cılız, mavi bir el feneri ışığı süzülüyordu. Yerdeki halı yoktu. Muhtemelen rulo yapılıp çoktan bagaja atılmıştı.
İki kişiydiler.
Biri diz çökmüş, elindeki spatulayla parkelerdeki bir şeyi kazıyordu. Diğeri ayaktaydı. Siyah rüzgarlık, siyah taktik eldivenler. Bunlar sıradan hırsız değildi; duruşlarından, çevre kontrolünden belliydi. Tetiği çekmeden önce terlemeyen o soğukkanlı piçlerdendiler.
Adımımı attığım an, botumun altındaki o lanet olası kırık vazo parçasını hissettim.
Çıt.
Ses bir top patlaması gibi yankılandı.
Ayaktaki adam saniyesinde o yöne döndü. Elindeki namlunun ucunda kalın bir susturucu takılıydı. Düşünmedim. Plan yapmadım. Sadece kendimi sola, vestiyerin arkasına fırlattım.
Pıt. Pıt. Pıt.
Üç boğuk ses. Üstümdeki duvardan seken sıva parçaları yüzüme bir avuç kum gibi çarptı.
Belimdeki silahı çekmeye vaktim yoktu. Antredeki ağır, demir döküm şemsiyeliği kavradım. Adam köşeyi döndüğü an şemsiyeliği bütün gücümle göğsüne savurdum. Beklemiyordu. Demir kütle kaburgalarına çarptı, tok bir ses duyuldu. Adam gerileyecek gibi oldu ama düşmedi.
Üzerine atıldım.
Bu filmlerdeki gibi estetik bir dövüş değildi. Sokak kavgasıydı ve nefes nefeseydik. Sol elimle, silahı tutan bileğine yapıştım. Kemiklerini kırmak istercesine sıktım. Boşta kalan eliyle yüzüme sert bir yumruk indirdi. Burnumdan sıcak, ıslak bir sıvının çeneme doğru süzüldüğünü hissettim. Gözlerim yaşardı, görüşüm bulandı.
Bileğini bırakmadım. Dizimi kasıklarına doğru savurdum ama bacağını çevirip darbeyi uyluğuyla karşıladı. Eğitimi iyiydi.
İkinci adam salondan fırladı. Fenerin ışığında elindeki çeliğin parlamasını gördüm. Bıçak.
Kahramanlık yapacak, iki profesyoneli aynı anda indirecek durumda değildim. Bütün gücümü toplayıp kafa kafaya girdiğim adamın diz kapağına botumun topuğuyla asıldım.
Kütürdemeyi duydum.
Adam acıyla bağırarak dizlerinin üzerine çökerken, onu üzerime koşan bıçaklı adamın üstüne ittim. İkisi birbirine dolanıp parkenin üzerine yığıldı.
Arkamı döndüm. Açık kapıdan kendimi merdiven boşluğuna attım.
Basamakları üçer üçer inerken arkamdan seken iki kurşun daha duvara saplandı. Durmadım. Sokağa çıktığımda yağmur başlamıştı. Cihangir'in arka sokakları karanlık ve ıssızdı. Burnumu ceketimin koluyla sildim; kumaş ıslak kana bulandı. Göğsüm körük gibi inip kalkıyordu.
Aylin yoktu. O evde sadece ölüm vardı.
Maslak'taki o lanet olası lojistik şirketinin hesaplarındaki "ufak sızıntı" sandığımdan çok daha derindi. Oraya sadece bir fatura kesmeye gitmiştim.
Şimdi ise av bendim.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Bu yorum silinmiştir
sadece kaçışı değil, karakterin korkusunu da hissettim. Özellikle Aylin’in orada olmaması ve evde sadece ölümün kalması çok güçlü bir detay olmuş. Maslak’taki şirket meselesi de hikâyenin arkasında büyük bir sır olduğunu belli ediyor. Son cümle çok iyi vurmuş, insan ister istemez devamını okumak istiyor.
Nedense çok garip bir şekikde hoşuma gitti aw normalde romantik okuyan bir inssnım ama buds çok sardu
Yorum
Yorum bulunamadı.