Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
ben melis. hayatım boyunca hep mütevazi bi kız oldum. ama burası, yani özel vadi koleji, mütevaziliğin kapıdan bile giremediği biyer.
okulun devasa demir kapılarından içeri girerken, mideme resmen kramplar giriyodu. etrafımdaki herkez sanki podyumdan fırlamış gibiydi. kızların etek boyları idareyi zerre ilgilendirmiyodu galiba, çünkü hepsi özel tasarım gibi duruyodu. bense annemin zar zor ütülediği, iki beden büyük gelen formamın içinde kaybolmuş hissediyodum.
"ezik gibi görünme melis," diye fısıldadım kendi kendime. "sen buraya yanlız okumaya geldin. kimseye bulaşma, direk sınıfına git."
ama hayatın bana her zaman kötü bi süprizi vardı.
öğle arası geldiğinde açlıktan ölmek üzereydim. kafeteryaya adım attığım an, içerdeki uğultu bi anlığına durdu sanki. herkesin gözü yeni burslu ezik kızın üzerindeydi. başımı eğip tepsimi aldım. tam boş bi masa bulmuştum ki...
"şşşt! önüne baksana lan!"
sesin geldiği yöne kafamı çevirdiğimde, kanım dondu. okulun tam ortasında, en lüks masada oturan o meşhur grubu gördüm. Dörtlü.
ve onların tam ortasında, bir tahtta oturur gibi kurulan o çocuk... Ege.
dağınık siyah saçları, okyanus gibi ama buz tutmuş mavi gözleri... üniformasının kravatını okadar gevşetmişti ki, boynundaki o kaslar bile belli oluyodu. kollarını göğsünde kavuşturmuş, ayağının dibine tepsisini düşüren o cılız çocuğa iğrenerek bakıyodu.
"ayakkabılarımın ne kadar ettiğini biliyomusun sen, ha?" diye tısladı Ege. sesi o kadar soğuktu ki, yaz gününde bile insanı üşütürdü. "yalayarak temizle şimdi onları."
etraftaki herkez gülmeye başladı. kimse o zavallı çocuğa yardım etmiyodu. herkes çok korkuyodu.
benim şarteller o an attı. kendi kurduğum "kimseye bulaşma" kuralını o saniye unuttum.
tepsimi masaya çarpıp hızlı adımlarla onların masasına doğru yürüdüm. kalbim ağzımda atıyodu ama durmadım. tam Ege'nin karşısına dikildim.
"sen ne biçim bi insansın ya?" diye bağırdım. sesim bütün kafeteryada yankılandı. "babanın parasıyla burda krallık mı kurduğunu sanıyosun? ezik herif!"
bütün kafeterya buz kesti. resmen nefes almayı unuttular. herkes şoktaydı.
Ege yavaşça ayağa kalktı. boyu okadar uzundu ki, boynumu büküp ona bakmak zorunda kaldım. yüzünde hiçbi duygu yoktu. sadece o meşhur, sinir bozucu çarpık gülüşü yerleşti dudaklarına.
üzerime doğru bir adım attı. aramızda sadece santimler kalmıştı. nefesi yüzüme çarparken, o pahalı parfümünün kokusu beynimi uyuşturdu sanki. midemde kelebekler uçuştu ama sinirden tabi.
başını hafifçe eğip, kulağıma doğru fısıldadı: "okuluma hoş geldin, küçük fare. ama yanlış peynire bulaştın."
göz kırpıp yanımdan geçip gitti. arkasında Dörtlü'nün diğer üyeleri de sırıla sırıla onu takip etti. ben ise orda, titreyen ellerimle kalakaldım.
sanırım... az önce kendi ölüm fermanımı imzalamıştım.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzel bir kitabti
İlk bölümden böyleyse öbür bölümler nasıldır kim bilirr ayyy çoook merak ediyorum şuan güzel ilerliyor çoook güzel bir hikaye
Daha ilk günden başımıza belayı aldık hadi bakalımm
Yorum
Yorum bulunamadı.