Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Sevgili METANOYA’cılar öncelikle umarım iyisinizdir. kitabımın gidişatıyla alakalı doğru bildiğiniz her şeyin yanlış çıkmasıyla alakalı bir sürü ters köşeler olacak. Çünkü
metanoya demek dönüşüm içsel uyanış demektir.
Bölümle alakalı yapacağınız yorum ve beğenilere ihtiyacım olacak devam edip etmeyeceğimle alakalı. Desteğinizi esirgemeyin lütfen. iyi okumalar dilerim
-A
Bulutlar şehrin üzerine çökmüş, gökyüzünü kurşuni bir örtü gibi kaplamıştı. Yağmur yeni dinmişti. Islanan toprağın ağır kokusu havaya karışıyor, ormanın içinden yükselen nemle birlikte her yeri sarıyordu.
Aldebaran arabasını evinin giriş yolunda durdurduğunda motoru hemen kapatmadı.Parmakları direksiyonun üzerinde hareketsiz kaldı. Bakışları karşıda duran evine kilitlendi. Bir şeyler yanlıştı.
Bunu açıklayamazdı. Görünürde hiçbir şey yoktu. Kırılmış bir pencere yoktu. Açık bırakılmış bir kapı yoktu. Ama içinde, yıllardır onu hayatta tutan o karanlık his çoktan alarma geçmişti.
İnsanlar buna içgüdü derdi.
Aldebaran ise buna hayatta kalma borcu diyordu. Motor sustu. Sessizlik çöktü. Gözleri evi bir kez daha taradı. Pencereler. Çatı. Orman yolu. Verandanın yanındaki salıncak. Her şey yerli yerindeydi. İşte bu yüzden tehlikeliydi. Çünkü gerçek tehlike çoğu zaman kendini göstermiyordu.
Aldebaran kapıyı sessizce açtı ve arabadan indi.
Yağmurla ıslanmış çakılların üzerinde ilerlerken neredeyse hiç ses çıkarmıyordu. Verandaya yönelmedi. Ana kapıya da. Bunun bir hata olacağını biliyordu. Evin arka tarafına geçti. Tek bir hareketle ahşap duvara tutundu.Kasları gerildi. Bir an sonra bedeni yukarı fırladı. Yıllar boyunca öğrendiği her şey… Ölümden kaçmak için edindiği her refleks… Şimdi onu tek bir kişiye ulaştırmaya çalışıyordu.
Hazan.
Elini belindeki bıçağa götürdü. Soğuk metal avucuna oturduğunda zihni biraz daha berraklaştı. Tam da beklediği gibi… Ön kapı aralıktı. Fazla kolay.
Fazla davetkâr.
Bir tuzak gibi.
Aldebaran yaklaşmadı bile. Çalışma odasının penceresinin birkaç santim açık olduğunu fark ettiğinde gözleri kısıldı. Sessizce yaklaştı. Ve bedenini karanlığın içine bıraktı.Ayakları zemine neredeyse ses çıkarmadan değdi.İçerisi ölüm kadar sessizdi.Aldebaran birkaç saniye kıpırdamadan bekledi. Dinledi.
Nefes sesleri.
Tahta gıcırtıları. Silah mekanizmalarının metal tınıları.Bir yerlerde birileri vardı. Çalışma odasının kapısı yarı açıktı. Duvara yaslanarak ilerledi. Başını milim milim uzatıp koridora baktı. İlk adamı gördüğünde yüzündeki ifade değişmedi. Adamın sırtı dönüktü.
Hiçbir şeyden haberi yoktu.Aldebaran gölge gibi hareket etti.Adam son anda bir şey sezmiş gibi başını çevirmeye başladı.Ama artık çok geçti. Bir kol boğazına dolandı.Diğer eli çenesine yerleşti.
Tek bir hareket.
Kısa.
Sessiz.
Kesin.
Boyun kemiğinden gelen kuru çatırdama sesi koridorda yankılandı. Adamın bedeni yere yığılırken Aldebaran çoktan ilerliyordu.Kalbi normalden hızlı atıyordu.
Ama bunun nedeni korku değildi.Çaresizlikti.
Hazan.
Aklında yalnızca o vardı.
Bu düşünce onu rahatsız ediyordu. Öfkelendiriyordu. Çünkü böyle olmaması gerekiyordu.
Hayatında ilk kez bir insan onun zayıf noktası olmuştu.
Bu bölümün ilk 29 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları