Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
“Eğer hatırlamazsa, sıra sana gelecek.”
Ekrandaki son cümle birkaç saniye boyunca karanlığın içinde parlamaya devam etti. Aldebaran kıpırdamadı.Telefon hâlâ elindeydi. Bakışları ekrana kilitlenmişti fakat aslında kelimeleri görmüyordu.
Gördüğü şey geçmişti. Uzun zamandır gömmeye çalıştığı, üzerine yıllarca sessizlik yığdığı o karanlık geçmiş.
Toplum.
Bu isim zihninde yankılandığı anda midesinin derinliklerinde tanıdık bir ağırlık oluştu.
Oysa yıllardır bu kelimeyi duymamıştı. Duyduğu her seferinde de arkasından cesetler çıkmıştı. Yıllardır o hayattan uzak durmuştu. Yıllardır kimsenin onu bulamayacağını düşünmüştü.
Yanılmıştı. Hem de çok fena yanılmıştı. Yavaşça nefes verdi. Mesajı bir kez daha okudu. Sonra tekrar. Ve tekrar. Her okuyuşunda öfke biraz daha büyüyordu. Ama yüzünde hiçbir şey belli olmuyordu. Aldebaran’ın yıllar boyunca hayatta kalmasının sebebi buydu. Panik yapmazdı. Korkuya teslim olmazdı. Öfkesinin kontrolü ele geçirmesine izin vermezdi. Duygular insanı öldürürdü.Bunu çok iyi biliyordu. Ormandan çıkıp eve doğru yürüdü. Gece iyice çökmüştü. Ağaçların arasından süzülen rüzgâr bile biraz önce yaşananların ağırlığını taşıyor gibiydi. Aldebaran tek kelime etmeden eve ulaştı. Üzerindeki kan ve toprak kokusu tenine işlemişti. Kapıdan içeri girdiğinde ilk işi yerde yatan cesetlerle ilgilenmek oldu.Saatler sonra her şey ortadan kaldırılmıştı.Toprak yeniden düzeltilmiş, izler silinmiş, olanlar sanki hiç yaşanmamış gibi görünüyordu.Ama bazı izler toprağa değil, insanın zihnine kazınıyordu.Aldebaran banyoya girip kendini doğrudan duşun altına attı. Sıcak su omuzlarından aşağı akarken günün kirini temizliyordu belki ama içindeki huzursuzluğa dokunamıyordu.Dakikalar sonra siyah bir tişört geçirip salona döndü.Telefonu masanın üzerinden aldı.Mesaj hâlâ ekrandaydı.Parmakları istemsizce Hazan’ın fotoğrafına dokundu. Görüntüyü büyüttü. Bir kez daha.Sonra bir kez daha.Arka plandaki gölgeleri, ışıkları, duvarların dokusunu, en küçük ayrıntıyı bile incelemeye başladı. Belki bir pencere. Belki bir tabela. Belki onu Hazan’a götürecek küçücük bir ipucu…Ama hiçbir şey bulamadı.Sanki fotoğraf özellikle tüm izler silinerek çekilmişti.Sessiz bir öfke göğsünde ağırlaştı.Telefonu masanın üzerine bıraktığında odanın içine yeniden sessizlik yayıldı.Derin.Rahatsız edici.Boğucu bir sessizlik.İşte o zaman fark etti.Ev çok sessizdi. Normalden fazla.
Bir insanın yokluğu bazen varlığından daha fazla yer kaplardı. Daha fazla ses çıkarırdı. Hazan’ın yokluğu da tam olarak böyleydi. Bakışları yavaşça salonda dolaştı.Koltuğun üzerinde ince bir battaniye duruyordu. Dün gece Hazan’ın üzerine aldığı battaniye.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları