Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Ekran hâlâ açıktı.
Tesadüfen tanıştığı adamın yıllar önce çekilmiş fotoğrafının arkasındaki yansımada annesi vardı. Kendini o an bir matruşka gibi hissetti.
Her gerçeği açmaya çalıştığında içinden başka bir sır çıkıyordu. Ve içinde, yeniden karşılaşmak istediği biri vardı artık.
Bu kez sadece görmek için değil… yüzleşmek için.
Aldebaran.
Ona sorular sormak, cevapları duymak istiyordu.
Ama bir yanı da korkuyordu. Belki alacağı tepkiden… belki de duyacağı cevaplardan.
“Keşke…” diyebildi yalnızca.
“Keşke numarasını alsaydım.”
Çünkü tekrar karşılaşmaları, yaşadığı şehrin kalabalığı düşünüldüğünde imkânsıza yakındı. Bilgisayarın ekranını kapattı. Uykusuzluktan ağırlaşan gözlerini fark edince yatağa yöneldi. Yorgunluğu, uykuya dalmasını kolaylaştırmıştı.
⸻
Gözlerimi araladığımda saate baktım. Öğleyi çoktan geçmişti.
Bir hayli uyuduğumu fark ettim. Hemen kalkmak yerine pozisyonumu değiştirip telefonumu elime aldım. Sosyal medyada amaçsızca gezinirken aklıma yine Aras Aldebaran geldi. Bir anda hazırlanıp onu en son gördüğüm yere gitme düşüncesi belirdi zihnimde.
Evden hızlıca çıktım. Yürüyerek gidilecek kadar yakındı ama yine de mesafe uzun hissettiriyordu. Yaklaştıkça içimi garip bir heyecan kaplıyordu.
Onu gördüğümde ne diyecektim?
Söze nasıl başlayacaktım?
Bilmiyordum.
Bahsettiğim yer; manzarası göle bakan, etrafı farklı ağaçlarla çevrili büyük bir alandı. Ama bizim oturduğumuz bölüm daha tenha, kalabalığın uğramadığı, gözden uzak bir köşeydi.
Ve manzarası… insanın içini susturacak kadar güzeldi.
Yine aynı yere geçip oturdum. Havanın güzelliği gölün yüzeyine vuruyordu. Ayaklarımı göle doğru uzatıp çantamdan bir sigara çıkardım. Yakmadan önce birkaç saniye dudaklarımın arasında gezdirdim. Düşüncelerimin içinde kaybolmuştum.
Çakmağı çaktım.
Dumanı ciğerlerime çekip yavaşça geri bıraktım.
Belki zararlıydı. Belki bile isteye kendime zarar veriyordum. Ama sigaranın üzerimde tuhaf bir terapi etkisi yarattığı da inkâr edilemezdi. Gözlerim bir yandan Aldebaran’ı arıyordu. Ama görünürde yoktu.
O gün kaç saat oturdum, kaç sigara içtim bilmiyorum. Hava kararmaya başladığında içimdeki umut da kararıyordu.
Gelmedi.
Gündüzün sıcaklığı yerini soğuğa bırakmıştı. Dağılmış çantamı toparlayıp eve doğru yürümeye başladım.
Ve yine…
Aklımda cevapsız sorular vardı.
Sokağın loş ışıkları kaldırıma vururken adımlarımı hızlandırdım. Hava iyice soğumuştu. İnce montum rüzgârı engellemeye yetmiyordu ama içimdeki huzursuzluk daha baskındı.
Sanki biri beni izliyordu.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları