Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Fotoğraf avuçlarımın içinde titriyordu. Gözlerim defalarca aynı yere kaydı.
Annem.
Ve yanında küçük yaşlardaki ben.
Fotoğrafın kenarları yıpranmıştı. Yıllardır saklanıyormuş gibiydi. Ama beni asıl rahatsız eden şey fotoğrafın eski olması değildi. Ben bu kareyi hatırlamıyordum.
“Bu da ne…” diye fısıldadım.
Sesim sandığımdan daha güçsüz çıkmıştı.
Aldebaran cevap vermedi.
Başımı kaldırıp ona baktım. Sokak lambasının solgun ışığı yüzünün yalnızca bir kısmını aydınlatıyordu. Ama gözleri… gözleri ilk kez farklı görünüyordu.
Bir şey saklayan insanların bakışlarında anlatılamayan ama hissedilen bir ağırlık olurdu. İnsan içine attığı yükü ne kadar gizlemeye çalışsa da, o yük çatırdamaya başladığında bakışları onu ele verirdi. İşte o an tam olarak buydu. Az önce yüzüne yerleşmiş o kusursuz sakinliğin altında ilk kez gerçek bir duygu görmüştüm. Sadece bir anlığına ortaya çıkmıştı… ama anlamam için yeterliydi. Ne olduğunu tam çıkaramıyordum. Suçluluk mu vardı gözlerinde, yoksa yıllardır bastırılmış bir özlem mi? Belki de ikisinin arasına sıkışmış, büyüyen bir korku.
Anlayamıyordum.
“Bunu nereden buldun?” diye sordum bu kez daha sert bir sesle.
Bakışlarını fotoğrafa indirdi.
“Kaybolmaması gereken şeyler vardır,” dedi yavaşça fotoğrafa dokunarak.
Kaşlarım çatıldı.
“Ne demek bu?”
Cevap vermek yerine etrafına kısa bir bakış attı. Sanki biri bizi dinliyor olabilirmiş gibi. O an içimdeki huzursuzluk yeniden büyüdü. Sokak sessizdi. Olması gerekenden fazla sessiz. Rüzgâr bile durmuş gibiydi. Aldebaran tekrar bana döndüğünde yüzündeki ifade tamamen değişmişti. O mesafeli, kontrollü hâli geri gelmişti.
“Burada konuşamayız.”
Bunu söylerken bile etrafını kolaçan ediyor aynı zamanda gözlerini üzerimden çekmiyordu.
“Hayır,” dedim anında. “Artık kaçamak cevaplar istemiyorum.”
Bir adım ona yaklaştım. Gözlerimi gözlerine sabitledim.
“Annemi nereden tanıyorsun?”
Sessizlik.
Sadece birkaç saniyelikti ama bana dakikalar gibi geldi.
Sonra dudakları aralandı.
“Çünkü annen…” dedi duraksayarak.
“Ölmeden önce beni arayan son kişiydi.”
Dünya bir anlığına sessizleşti. Kalbim göğsüme sertçe vurdu.
“Ne?”
Bakışlarım istemsizce büyürken onun gözlerini izledim. Yalan söyleyip söylemediğini anlamaya çalışıyordum ama yüzü taş gibiydi.
“Bu imkânsız,” dedim nefes nefese.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları