Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Şimdilerde altından geçtiğim bütün ağaçlar, Yapraklarını döküyor. Havada hazan var, yüreğimde hüzün..”
Cemal Süreya
Anahtarı elimde çevirirken metalin soğukluğu parmaklarıma işledi.
“Ne demek sakladıkları yer?” dedim sertçe. “Ben çocukluğumda ne yaşadımda benden ne saklanıldı?.”
Aldebaran kısa bir nefes verdi.
Ama bu nefes bile yorgundu.
“Hayır, Hazan…” dedi gözlerini benden kaçırmadan. “Sana anlatılan hayatı yaşadın.”
Koridordaki floresan lamba bir kez titredi. O an nedense mideme kötü bir his oturdu. Sanki yıllardır kapalı duran bir kapı içimde aralanıyordu. Anahtarı avucumda sıktım.
“Bu hangi kapıyı açıyor?”
“Eski bir rehabilitasyon merkezi.”
Kaşlarım çatıldı.
“Benim bununla ne alakam var?”
Aldebaran cevap vermedi. Sessizlik uzadıkça kalbim hızlandı. Sonra yavaşça cebinden eski, kenarları aşınmış bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta küçük bir kız vardı. Kısa saçlı. Üzerinde büyük gelen gri bir hırka. Dizlerinde yara bantları.
Ama küçük kızın gözleri…
Benim gözlerimdi. Fotoğraf elimden kayacak gibi oldu.
“Nereden buldun bunu?”
Aldebaran gözlerini fotoğraftan ayırmadan konuştu.
“Çünkü o gece kazadan sonra seni oraya götürdüler.”
Bir adım geri çekildim.
“Hayır…”
“Altı ay boyunca dış dünyadan saklandın.”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır. Ben halamdaydım.”
“Hayır.” dedi bu kez daha sert. “Sana halanda olduğunu söylediler.”
Koridor üzerime kapanıyormuş gibi hissettirdi. Nefesim daraldı.
Çünkü…
Bir şey.
Çok küçük bir şey.
Zihnimin içinde kıpırdadı. Beyaz duvarlar. İlaç kokusu. Gece ağlayan çocuk sesleri.
Ve metal bir kapının üzerinde duran sayı:
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Bu yorum silinmiştir
Yorum
Yorum bulunamadı.