Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Sevgili Okuyucularım, benim için çok değerlisiniz. Umarım yeni bölüm hoşunuza gider.
Son olarak eklemek isterim ki yaşanılan tüm bu olaylar sadece birer fragman, film daha yeni başlıyor keyifli okumalar!
A.
Hazan gözlerini açtığında birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlayamadı.Göğsü hâlâ hızlı hızlı inip kalkıyordu. Sanki teni, var olmayan bir dokunuşu hatırlıyordu.
Rüyadaki koridor gözlerinin önünde birkaç saniye daha asılı kaldı. O karanlık koridor. Sonunda duran küçük kız. Ve kulağında yankılanan o cümle…
Adım Hazan değil.
Hazan sertçe nefes aldı. Gerçekliğe tutunmak ister gibi etrafına baktı. Perdelerin arasından süzülen gri sabah ışığı odayı dolduruyordu. Dışarıdaki yağmur hiç dinmemişti. Camlara vuran damlaların ritmi, gördüğü rüyanın huzursuzluğunu dağıtmaya yetmiyordu. Yatakta doğruldu Başını yana çevirdi.
Aldebaran yoktu. Elini istemsizce çarşaflara götürdü. çarşaflar çoktan soğumuştu. Demek ki uzun süre önce kalkmıştı. İçinde anlam veremediği küçük bir hayal kırıklığı oluştu. Hazan bunu hemen bastırdı.Yataktan çıkarken ayaklarının altındaki ahşap zemin hafifçe gıcırdadı.
Ev sessizdi. Fazla sessiz.
Koridora çıktığında ilk kez etrafına dikkatlice bakma fırsatı buldu. Uzun koridor boyunca uzanan koyu renk ahşap duvarlar, tavandaki kalın kirişlerle birleşiyordu. Büyük saksılardaki yeşil bitkiler eve beklenmedik bir sıcaklık katıyordu. Aldebaran’ın evi tam da ona benzeyen bir yerdi. Gösterişsiz ama etkileyici.Her köşe yıllardır burada yaşayan birinin izlerini taşıyor gibiydi. Koridorun sonunda yarı açık duran kapı dikkatini çekti. Hazan kapıya yönelerek eliyle itip ardına kadar açılan odanın onu karşılayan görüntüsüyle olduğu yerde durdu. Burası bir çalışma odasından çok bir sanat atölyesini andırıyordu.
Duvarlarda asılı fırçalar. Masaların üzerinde yarım bırakılmış boya tüpleri. Kurumuş boya lekeleri. Duvar diplerine yaslanmış tuvaller… Ve odanın tam ortasında duran büyük şövale. Üzerindeki tuval beyaz bir örtüyle kapatılmıştı. Hazan istemsizce yaklaştı. Parmakları örtünün ucunu kavradı. Bir an tereddüt etti. Sonra çekti. Ve nefesi kesildi.
Kendi yüzü ona bakıyordu.
Kendisi.
Ama aynadaki gibi değil. Aldebaran’ın gözlerinden görüldüğü haliyle. Portredeki bakışlarında hem kırılganlık hem de inat vardı. Yüzünün her çizgisi özenle işlenmişti. Yanağındaki ben. Kirpiklerinin kıvrımı. Dudaklarının kenarındaki belli belirsiz ifade. Bu hızlıca çizilmiş bir resim değildi. Saatler… Belki günler harcanmıştı. Odanın bir köşesinde üst üste dizilmiş her bir çizimde emek kokan onlarca tablo vardı. Ama Hazan kendisinin çizilmiş haline takılı kaldı.
Resmedilecek kadar güzel miydi?
Yoksa Aldebaran onu gerçekten böyle mi görüyordu?
Bu düşünce nedense kalbini sıkıştırdı.
“Aldebaran…” diye fısıldadı. Tam o sırada burnuna kahve kokusu geldi. Sıcak ekmek kokusuyla karışan tanıdık bir koku. Örtüyü yeniden dikkatlice yerine örttü. Sonra çalışma odasından çıktı. Koridoru geçerek mutfağa girdi. Masanın üzerinde önceden hazırlanmış bir kahvaltı duruyordu. Yanında da katlanmış bir not. Hazan notu açtı.
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları