Keyifli okumalar dilerim herkese! Lütfen vote ve yorum yapmayı unutmayın.
(Not: Kitabın gerçek bir hayat ile alakası yoktur; her şey tamamen kurgudan ibarettir.)
(Son olarak, bu kitap benim için çok önemli. Çünkü bu kitap, benim kaçışım; içimi dökebildiğim bir yer. Az da olsa yazmak bana iyi geliyor. Son zamanlarda duyduğum şeylerden ötürü bu kitabı yazmaya başladım. Tek dileğim, bu kitap bittiğinde acılarımdan bir nebze olsun kurtulmuş olmak.)
Başlama tarihlerinizi yazar mısınız?
(Bu arada kitap için iki kez ikon değiştirdim. Yeni başlayanlar için söylüyorum: Karakterlerimden erkek olan yeşil gözlü ve açık kahverengi saçlı, kadın karakterim ise kızıl saçlı ve yine yeşil gözlü. Eğer başka renk göz veya saç yazıyorsa ve gözümden kaçmışsa, bana hatırlatırsanız çok mutlu olurum.)
İNSTAGRAM : @RAZİYE_MLL22
✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨
"Hanımefendi, bana verdiğiniz bu elbise defolu çıktı. Değiştirmek istiyorum!"
Kasadaki kadına yaklaşık kırk dakikadır durumu nazikçe izah etmeye çalışıyordum. Ancak karşılık bulamadıkça sabrımın son demleri zihnimi zorlamaya başlamıştı. Yorgunluk ve üst üste gelen aksilikler sesimi bir ton yükseltmeme neden oldu.
Kasiyer, bıkkın bir ifadeyle yüzüme baktı. "Hanımefendi, bizde defolu ürün olmaz. Yırtık olduğundan nasıl bu kadar eminsiniz?"
Derin bir nefes alıp dudaklarıma zoraki bir tebessüm yerleştirdim. "Çünkü ürünü evde denemeye çalıştığımda fark ettim," dedim, elimdeki elbiseyi göstererek. "Bakın, etiketi bile üzerinde. Hiç giyilmedi. Sadece hakkım olan değişimi yapmak istiyorum."
Kadın ikna olmamış gibi gözlerini devirse de daha fazla uzatmak istemedi. "Bir bakayım, bekleyin burada," diyerek arka tarafa, depoya yöneldi.
Tam o sırada omzumda hafif, güven veren bir dokunuş hissettim. Arkama döndüğümde, düzgün yapılı, kumral bir adamla göz göze geldim. Yüzünde, insanı anında yumuşatan hafif bir tebessüm asılıydı.
"Affedersiniz," dedi sesi kadife gibi bir tınıyla. "Görmezden gelemedim. Çok naziksiniz ama aynı zamanda oldukça kararlı bir duruşunuz var."
Bir an ne diyeceğimi bilemeyerek duraksadım. Bu, nezaketle harmanlanmış alışılmadık bir iltifattı. Hafifçe kaşlarımı kaldırarak karşılık verdim: "Bazen nazik kalmak yetmiyor, kararlı olmak işleri daha çabuk çözüyor."
Adam başını hafifçe yana eğip gülümsedi. "Haklısınız. çoğu insan bu tip durumları umursamaz ve çöpe atardı o elbiseyi ama siz tam tersi hakkınızı aradınız bu oldukça güzel bir şey"
Söyledikleri hoşuma gitmişti. Genelde bu tür mağaza gerginliklerinden sonra duyduğum tek şey baş ağrısı olurdu ama bu yabancı, günümü bir anda aydınlatmıştı. "Sanırım bugün en azından kibar biriyle karşılaşmak bana da iyi geldi," dedim. Ardından merakla ekledim: "Size nasıl yardımcı olabilirim?"
Elindeki elbiseyi hafifçe havaya kaldırdı. "Sıranın size ait olduğunu biliyorum. Ama annemle babam dışarıda beni bekliyorlar. Sadece birkaç dakikalık küçük bir işim var. Rica etsem, sizin önünüzde işlem yapabilir miyim?"
Bakışlarındaki ciddiyet ve saygı, reddetmemi imkânsız kılıyordu. "Normalde bu tür ricalara pek sıcak bakmam ama bu kadar nazik sorduğunuz için... Buyurun lütfen."
Gülümsemesi genişledi. "Teşekkür ederim. Gerçekten çok naziksiniz."
Bakışlarını bir an için üzerimde gezdirdi; bu rahatsız edici bir süzme değil, sanki bir tabloyu inceler gibi dikkatli bir bakıştı. "Bu arada," dedi sesi alçalarak. "Kızıl saçlarınız gerçekten çok dikkat çekici. Yeşil gözlerinizle birleşince, nadir bulunan etkileyici bir hava katmış size."
Kalbim ritmini bir anlığına şaşırırken duraksadım. Normalde "abartıyorsun" deyip geçiştireceğim bu cümle, onun samimi ses tonuyla birleşince ruhuma dokunmuştu. "Teşekkür ederim," dedim muzip bir tavırla. "Sizin de gözleriniz oldukça dikkat çekici. Yeşil göz rekabetine mi gireceğiz yoksa?" Bu sorum üzerine içten bir kahkaha attı. "Kim bilir? Belki de bir gün beraber vitrine çıkarız," diyerek göz kırptı.
Tam cevap verecekken kasiyer elinde bir paketle geri döndü. "Buyurun hanımefendi, değişim işleminiz tamamlandı."
Poşeti alırken adama döndüm. "Umarım ailenizi daha fazla bekletmek zorunda kalmazsınız," dedim vedalaşır gibi. Başını saygıyla eğdi. "Umarım sizi tekrar görürüm. Bu kısa sohbet, günümün en güzel anıydı."
Mağazadan dışarı çıktığımda rüzgar kızıl saçlarımı savururken yüzümde engelleyemediğim bir gülümseme vardı. Kolay etkilenen biri değildim ama o adamda, adını koyamadığım garip ve sıcak bir enerji vardı.
******************************************************************************************
Eve döndüğümde havada telaşlı ama tatlı bir hazırlık kokusu vardı. Annemin mutfaktan gelen sesi düşüncelerimi dağıttı "Kızım, mutfağa son bir kez bak, bir eksik kalmasın!"
Babam oturduğu masadan kalkıp annemin yanına gitti. "Her şey hazır hanım, bu kadar panik yapma," diyerek elini annemin omzuna attı. "Alt tarafı bir tanışma yemeği."
Annem gözlerini kaçırsa da bana dönüp sevgiyle baktı. "Ben sadece kızımın mutlu olmasını istiyorum. Çok mu şey istiyorum?" Hemen annemin yanına gidip ona sıkıca sarıldım. bir süre sonra Babam da kollarını ikimizin etrafına doladı. "İkiniz benim her şeyimsiniz," dedi babam, sesi titreyerek. "Sizin bir damla gözyaşınız benim içimi yakar."
bir süre sarılı bir şekilde kaldık, tek çocuktum bir abim bir ablam yada benden küçük bir kardeşim yoktu ama bana yol arkadaşı olan hem arkadaş hem kardeş olan annem ile babam vardı.
bir süre sonra Kapının zili, bu duygusal anı böldü. ilk babam çekildi daha sonra ben en sonda annem geri çekildiğinde hızlıca gözlerini silip toparlandı. "Hadi kızım, kapıya sen bak!" dediğinde başımı salladım ve Derin bir nefes alıp üzerimi düzelttim. Yüzüme en misafirperver gülümsememi yerleştirip kapıya doğru yürüdüm. Ancak kapıyı açtığım an, dudaklarımdaki "Hoş geldiniz" cümlesi asılı kaldı çünkü Nutkum tutulmuştu. Kalbim, mağazadaki o anlardan daha hızlı çarpmaya başladı.
Karşımda, birkaç saat önce mağazada elinde bir elbiseyle sıra isteyen o adam duruyordu.
Beni gördüğü an dudaklarında o tanıdık, güven veren gülümseme belirdi. Gözlerindeki yeşil hareler şaşkınlıkla parladı "Yine siz!" dedi, sesi hayret ve memnuniyet doluydu. "Bu kadar erken karşılaşacağımızı ben bile tahmin etmemiştim."
O an anladım; bazı tesadüfler, aslında kaderin en sevdiği oyunuydu.
Bölüm Yorumları