Keyifli okumalar dilerim herkese :) lütfen vote ve yorum yapmayı unutmayın ❤️
********************************************
Kesin biri bana kamera şakası yapıyordu. Çünkü bunun mantıklı hiçbir açıklaması yoktu. Şu an karşımda, elinde bir demet çiçekle dikilen adam... evet, mağazada bana iltifat eden o adamdı! Hem de ailesiyle birlikte kapının önünde durmuş, sessizce bana bakıyordu.
Annemin sesiyle irkildim "Kızım, alsana içeri misafirlerimizi," dedi, sakin ama her zamanki gibi otoriter bir tonda. Şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak kapıdan çekildim. Önce o adam, ardından annesi ve babası içeri girdiler.
Annem, yüzünde kibar bir tebessümle, "Tekrar hoş geldiniz," dedi.
Kadının adı sanırım Neriman'dı; o da sıcak bir ifadeyle karşılık verdi "Hoş bulduk ahiretliğim."
O sırada babam da yanımıza gelmişti. Eğer adını doğru hatırlıyorsam, Kemal Amca'yla samimi bir şekilde kucaklaştılar.
Annem, mağazada bana iltifat eden adama—ki meğersem beşik kertmemmiş—dönerek, "Sen de hoş geldin Karan oğlum," dediğinde Adının Karan olduğunu işte o an öğrendim.
Karan, nazik bir tebessümle annemin elini öpüp "Hoş buldum Narin yenge," dedi. Ardından babama yöneldi. Babam, elini uzatmasını beklemedi bile; doğrudan onu omuzlarından kavrayıp kendine çekti ve sımsıkı sarıldım Sonra yüzünde içten bir ifadeyle sordu "Nasılsın evlat? Sağlığın, işlerin nasıl gidiyor? Allah'a şükür her şey yolundadır inşallah."
Karan saygıyla başını eğdi "Çok şükür Davut Amca, iyiyim. Mimar olarak çalışıyorum, genellikle şehirdeyim ama ara sıra köye de gidip ailemin yanına uğruyorum." Babam başıyla onayladı, dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme vardı "İyi o zaman, helal olsun. Mesleğin hayırlı olsun oğlum. İnsanın emeğiyle yükselmesi güzel şey."
O esnada annem usulca yanıma sokulup kısık sesle, "Kızım, öpsene misafirlerimizin elini," dediğinde bakışlarımı karandan çekip Önce Kemal Amca'nın, ardından Neriman Teyze'nin elini öptükten sonra Sessizce yerime çekilip beklemeye başladım.
Babam eliyle salonu işaret edip "Hadi geçelim, masa hazır," dediğinde hepimiz yavaş yavaş içeri yöneldik.
Annemler önden gitmişti. Ben de tam arkamı dönüyordum ki, Karan'la göz göze geldim.
Gözlerinde yine o alaycı ışıltı vardı. Hafifçe eğildi, sesi yumuşaktı ama kelimeleri fazlasıyla netti "Demek mağazada iltifat ettiğim güzel kız, benim beşik kertmemmiş. Kaderin cilvesi, değil mi?" Gözlerimi devirdim " ne demezsin" dediğimde karan güldü Karan'ın gülüşü, mağazadaki o kendine güvenen tavrıyla birleşince iyice sinir bozucu bir hal almıştı.
Annemlerin salona geçtiğinden emin olduktan sonra, omuzlarını dikleştirip bana bir adım daha yaklaştı "Gözlerini öyle devirme," dedi sesi hâlâ o boğuk ve güvenli tonda çıkarken. "En azından bir yabancıya iltifat etmediğimi bilmek içimi rahatlattı. Kendi sözlümün güzelliğini tescillemişim, fena mı?"
Elindeki çiçekleri bana doğru uzattı. Parmaklarımız çiçeklerin sapında birbirine değdiğinde, o anın gerginliğiyle sanki elim yanmış gibi hissettim ama belli etmedim. Çiçekleri sertçe elinden alıp "Sözlü falan değiliz Karan " diye çıkıştım bu çıkışıma karşılık karanın yüzünde ki gülümseme silindi ve bir adım geri gidip benden uzaklaştı" amacım seni kızdırmak değildi kusura bakma" dedi içten bir şekilde . karanın özrüne karşılık sadece başımı salladım
" bak ne diyeceğim her şeyi bir kenara bırakıp tekrardan tanışalım mı?" diye sordu. daha Sonra elini uzatıp "Ben Karan Alp Akay. Senin beşik kertmenim. Senin adın ne küçük hanım?" diye sordu yüzünde ki gülümsemesi ile
Eğer Karan her şeyin yolunda olmasını ve en baştan başlamayı istiyorsa... ben de başlayabilirdim. Bana uzattığı elini tereddütsüz tuttum, hafifçe sıkarak, "Ben de Kadem Yıldız. Memnun oldum," dedim. Karan gülümsedi, sonra elini nazikçe geri çekip "İyi anlaşacağız gibime geliyor," dediğinde Başımı hafifçe sallayarak onayladım.
karan daha sonra eliyle salonu işaret edip "Geçelim mi? Bizi bekliyorlar," dedi.
Karan'ın bu nazik ve mesafeli tavrı, az önceki o alaycı halinden çok daha etkileyiciydi. Salonun kapısına doğru yan yana yürürken, aramızdaki o elektrikli hava dağılmış, yerine daha sakin ama merak dolu bir sessizlik bırakmıştı. salona girdiğimizde bütün bakışlar bize dönsede umursamadık ve geçip yerlerimize oturduk
Annemlerle birlikte sofraya oturduğumuzda sohbetin keyifli akışı yemeğe tat katıyordu. Karan yanıma oturmuş Ara ara annem ile sohbet ediyor, bazen de babamın ona nasihatlarını dikkatli bir şekilde dinliyordu .
O an daha net fark ettim ki; Karan, dediği gibi gerçekten sakin bir adamdı. Hayatını çalışarak geçiriyor, boş zamanlarında bile boş durmayıp ailesinin topraklarını geziyor, onlarla ilgileniyordu. Hayat onun için sadece yaşamak değilmiş; emek vermek, iz bırakmakmış.
Yemekler yendiğinde herkes koltuklara geçerken, ben mutfağa yönelip kahveleri hazırladım ve tek tek dağıttım. Bir süre sonra sohbet yeniden koyulaştı sırada Karan sessizce salondan çıktı. Peşinden gidip gitmemek arasında kalsam da en sonunda gitmeye karar verip bende peşinden dışarı çıktım, dışarı çıktığımda Karan, hasır bir sandalyeye oturmuş, ayaklarını uzatmıştı.
"Anlaşılan bir tek sıkılan ben değilmişim." dediğinde gülümsedim daha sonra karan'nın yanına gidip karşısındaki sandalyeye oturdum.
"Evet, maalesef herkes farklı konulardan konuşuyor," dedim bıkkın bir şekilde
karan Sözlerimi başıyla onaylamakla yetindi . bir süre ikimizde konuşmadık en sonunda sessizliği ben bozdum "Ne düşünüyorsun? Bu beşik kertmesi meselesi hakkında?"
Karan, dışarı çıktığımdan beri ilk kez doğrudan gözlerimin içine baktı "Hiçbir şey... Sadece geçmişte verilmiş bir söz. Birimiz istemediği sürece bu sadece ailemiz arasında verilen bir söz olarak kalır"dediğinden Duraksamadan sordum "Peki... sen istiyor musun benimle evlenmeyi?" Karan derin bir nefes aldı. Gözlerini gökyüzüne çevirip sırtını sandalyeye yasladı. "Bilmiyorum. Yanlış bir şey yapmak istemem. Belki de zamana bırakmak en doğrusu."
Gülümsedim. içten içe öyle olsun istiyordum çünkü karana karşı bir şeyler hissetmiyordum onunla sırf ailelerimiz söz verdi diye evelnip ikimizin hayatını da mahvetmek istemiyordum
"Aynen... Zaman her şeyin ilacıdır," dediğimde Karan, bu kez kelimelere ihtiyaç duymadan sadece başıyla onayladıktan sonra bakışlarını benden çekip gökyüzüne çevirdi
Konuşmamız burada noktalanmış, aramızdaki sessizlik bir süre boyunca uzayıp gitmişti. Ancak bu kez sessizliğin huzursuz edici ağırlığını bozan taraf Karan oldu. Gözlerini karanlık geceden çekip doğrudan bana baktı "Aslında seninle iyi anlaşabiliriz gibi görünüyor," dedi.
Haklıydı. Zihnimin kıvrımlarında dolaştıkça, onunla sandığımdan çok daha fazla ortak noktamız olduğunu fark ediyordum. Kısık bir sesle, "Evet, öyle gibi," diye mırıldandım.
Karan, bedenini hafifçe öne doğru eğdi. Dirseklerini dizlerine dayayıp ellerini önünde birleştirirken bakışlarındaki ciddiyet derinleşti. "Kadem... Beni ne zaman istersen, ne sebeple olursa olsun arayabilirsin. Evlenmesek bile, hatta her şeyden önce arkadaş olabiliriz. Bir sıkıntın olduğunda, aklına gelen ilk isim ben olayım. Sana her konuda yardımcı olurum... Söz veriyorum."
Onun hakkında bugüne dek hep güzel şeyler işitmiştim. İnsanların abarttığını, onu yücelttiklerini sanmıştım ama yanılmıştım. Onu biraz daha yakından tanıyınca anladım ki; anlatılanlar, onda gördüklerimin yanında sönük kalıyordu. Başımı hafifçe eğerek ona teşekkür ettim. Dudaklarında sıcak bir gülümseme belirdi ve ardından tekrar arkasına yaslandı.
O an, bakışlarımı gizlice Karan'ın üzerinde gezdirmekten kendimi alamadım. Açık kahverengi saçları, derin yeşil gözleri ve teninin duru beyazlığı gerçekten dikkat çekiciydi. Üzerindeki vücut hatlarını belli eden beyaz, dar tişörtü ve altına giydiği kot pantolonuyla, hem maskülen hem de genç bir tarz yakalamıştı. Kabul etmem gerekirdi ki, Karan gerçekten yakışıklı bir adamdı. Eskiden, "Diğer kızlar bu adamda ne buluyor?" diye merak ederken, şimdi her bir hayranlık dolu bakışın neden ona yöneldiğini çok daha iyi anlıyordum.
Hani derler ya, "İnsanın içi dışına yansımalı," diye. İşte bu söz, sanki Karan için söylenmişti.
Ancak ona göz ucuyla baktığımı fark etmesi çok uzun sürmedi. Dudağının kenarı alaycı bir tavırla yukarı kıvrıldı. Çenesini hafifçe kaşıyıp gözlerini küstahça kısarak, "Ne o? Çok mu yakışıklıyım?" diye sordu. Sesindeki özgüven tınısıyla "Seni de anlıyorum, bakılacak bir adamım sonuçta." Yüzümü buruşturarak "Maşallah... Egon tavan yapmış. Bir de bu kendini beğenmişliğin var ki, tam bir felaket!"
Karan'ın dudaklarından bir kahkaha döküldü. "Kızma hemen, sadece şaka yaptım." karanın şakasına karşılık Burnumu hafifçe kıvırarak, "Bayat bir şaka," diye karşılık verdim.
Tam o sırada annemler içeriden çıktılar. Karan ile beni böyle baş başa, samimi bir halde görünce kısa bir an şaşırsalar da, yüzlerindeki memnuniyet ifadesini gizleyemediler. Karan hemen ayağa kalkıp üstünü düzeltti. Ben de ona eşlik ettim.
"O zaman iyi akşamlar Kadem Hanım," dedi, nezaketle başını eğerek.
"İyi akşamlar Karan Bey," diye karşılık verdim resmiyetimizi korumaya çalışarak.
Karan, annemlerin yanına gidip vedalaştıktan sonra kapıya yöneldi. Tam yanımdan geçtiği sırada, başıyla az önce oturduğu hasır sandalyeyi işaret edip bana muzipçe göz kırptı. Ardından konaktan ayrıldı.
karan'nın sandalyeyi işaret etmesine Merakım galip geldi ve hızlıca sandalyeye yöneldim. Orada, özenle katlanmış beyaz bir kâğıt duruyordu. Kâğıdı titreyen parmaklarımla açıp okumaya başladığımda, dudaklarımda istemsiz, geniş bir gülümseme yayıldı.
"Beni aramanı sabırsızlıkla bekliyorum, prenses hazretleri! :) Şaka bir yana... Biliyorum, hem çok şakacıyım hem de dayanılmaz derecede yakışıklıyım :D Neyse... Dediğim gibi, bana her zaman ulaşabilirsin. Beşik kertmen olabilirim ama arkadaşın olmayı her şeyden çok isterim. (05********)"*
Karan, her ne kadar dışarıdan bakıldığında kendini beğenmiş bir portre çizse de; aslında özünde içten, samimi ve güven veren bir adamdı. Galiba gerçekten de öyleydi...
Kâğıdı özenle katlayıp cebime yerleştirdim. Ardından, kalbimdeki o hafif kıpırtı ve yüzümdeki engelleyemediğim tebessümle usulca odama doğru yürüdüm.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Eline kalemine yüreğine sağlık yazarım ♥️❤️
Ellerine sağlık🥰
Yorum
Yorum bulunamadı.