Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
🍂
Mezuniyet geleceğe açılan kapıydı, insan lekesi ise geçmişe kilitleyen şey
🍂
Mezuniyet Gününden...
Bu gün onca hazırlıktan sonra sınavdan önce yapılan oksijen günüydü Hazel için. En azından o öyle zannediyordu. Hazel odasından çıkmadan son bir kez daha baktı aynadan, yeşil gözleri baştan aşağı aynadaki yansımasını inceledi. Dalgalı kahve saçları omuzlarına dökülüyordu. Siyah dizlerinde biten düz, askılı, siyah saten elbiseyi inceledi. Zarif göstermişti onu. Gözlerini ortaya çıkaran doğal makyajı onu mutlu ediyordu. Tek bant yeşil topuklularıyla, yeşil çantası en sevdiği detaydı. Onca sınav hazırlığından sonra kendini böyle şık görmesi onu şaşırtmıştı. Bu gün onun için iyi gibiydi.
"Gülşah Sultan! Ben çıktım."
"Tamam. Dikkat et kızım, araba kadar ehliyette yeni."
"Tamam, merak etme."
Hazel annesinin hediyesi olan beyaz arabasına bindi. Okuluna yakın olan otele doğru yol aldı.
Otelin arka bahçesine mini bir sahne kurulmuştu. Beyaz balonlar her yerdeydi. Masalar krem ve bej tonlarında dekore edilmiş yiyecek ve içecek stantları kurulmuştu. Sıradan gibiydi. Sanki fazla normaldi. Okulun özel olmasından kaynaklı olsa gerek dört 12. sınıf vardı. Parti kırk kişilikti ama orada birkaç 10. sınıf ve eski mezunlarda vardı.
Öğrenciler yavaş yavaş gelirken muhteşem dörtlü oturmuşlardı. Muhteşem dörtlü?
Kerem Yalçın, Doğan Ak, Ömer Uraz, Taha Kara; Kerem dün gece geç uyumuştu ve şu an baş ağrısı çekiyordu. Diğerleri ise sınav hakkında konuşuyorlardı.
Hazel parti alanına giriş yapınca onu ilk Ömer fark etti. Kerem'i dürttü, "Seninki geldi."
Kerem başını Ömer'in baktığı yöne çevirince aşık olduğu kızı gördü. Ona en yakıştırdığı rengi giymişti. Bu kadar güzel olmak zorunda mıydı? Kerem onun güzelliğinin temelini hep yeşil ile siyahın ortaklığına çekerdi. Siyah sanki yeşille dosttu ve bu sadece Hazel ile olabiliyordu. Derin bir nefes verdi. Başını çevirdiğinde arkadaşlarının bakışlarına maruz kalmıştı. Arkadaş da ne arkadaş. İyisiyle kötüsüyle hep yanındalardı bence bu kardeşlik gibiydi. "Ne bakıyorsunuz lan!" dedi, Doğana bakarak. Doğan elini ensesine attı, hafif kaşıdı. Konuşmak istedi ama Keremin gazabından da korkmuyor değildi. Ömer'e bir bakış çaktı, kendi dilinde yardım istiyordu can dostundan. Ömer işareti kapıp söze girdi. "Şimdi Keremciğim şöyle ki, sen mavilerini kıza dikiyorsun ama İki yıldır hepimiz git konuş dedik be hacı." dedi. Sözün devamını Taha aldı. "Mezun oluyoruz, sen hala uzaktan bakıyorsun be oğlum. Bu gün iyi bir gün git konuş işte."
"Yapamam."
"Neden, kız seni asmayacak herhalde değil mi, Kerem? Git konuş; en kötü ret yer, tokat hediyeli dönersin be koçum." dedi Doğan.
"Saçmalama lan! Tokat hediyeliymiş" diye tersledi Kerem. Hali hazırda bir baş ağrısı vardı ve tek sebebi gece kavgaya bulaşan Doğan'ı kurtarmaktı. Uykusu bölünmüştü ve Doğan bir türlü onu bırakmamıştı. Baş ağrısı geçene kadar Doğan'a gıcıktı.
Bu sırada Ömer ayaklandı ve Kerem'in elinden kavrayarak yerinden kaldırdı. "Hadi kral. Kız evi, naz evi sen şimdi git. Üniversiteden sonra ancak kavuşursunuz." daha sonra Taha da Kerem'in arkasına geçti ve hafifçe sırtından iteledi. Doğan da ayaklanınca Kerem ne yapacağını şaşırmıştı bir anlığına. İyi dost edinmişti vesselam. İzdivacını gerçekleştireceklerdi Kerem için, daha neydi?
Kerem arkadaşlarının darlamasından sıyrılıp elini siyah saçlarına daldırdı. Haklıydı arkadaşları. Onları dinlemeliydi. Yoksa bu Hazel'i son görüşü bile olabilirdi. "Yapamam. Kabul etmez."
"Lan oğlum sen bu kızı sevmiyorsun bence, benim dün kahramanlar gibi dövüşen Kerem'im bu değildi yani ben eminim." dedi Doğan tek kaşını havalandırarak. Kerem'in cesarete ihtiyacı vardı ve Doğan onun sinirinden elde edilebilecek bir çeşit güç olduğunun farkındaydı. Yanılmamıştı Kerem sinirlenmişti. Cesaret yüklüyordu Kerem.
"Tamam susun," Bir hışımla ileri atıldı, "konuşacağım." Üç arkadaş keremi alkışla ve onu destekleyen cümlelerle gönderdiler.
Hazel bu sırada içecek standının önünde duruyordu. Elinde kola vardı, alkol ona göre bir içecek değildi ve içmeye daha öncede hiç tenezzül etmemişti. Yanındaki arkadaşı Mısra ile sohbet ediyordu. Mısra mavi gözlü bir kumraldı. Hazel, Mısra ve Betül beraber büyüyen kadim dostlardı fakat Büşra onlarla aynı okulda okumuyordu. Bunun sebebi yoktu, Arkadaşlık ilişkilerini kariyer planlarına yansıtmazlardı. Mısra sınav için olan hazırlılarını bir hafta önceden bıraktığından bahsediyordu.
"İşte bu günden itibaren çalışmayı bırakacağım." dedi, Mısra.
"Enteresan bir taktikmiş." diye düşüncesini belirtti Hazel.
Bu konuşma başka konulara dalış yaparken Mısra'nın sınıf arkadaşı Arda, Mısra ile konuşmak istediği için bir süreliğine Hazel'i yalnız bıraktı. Hazel bu kez elindeki bitmiş içeceğinin bardağına standın yanında bulunan çöp kutusuna atarak yiyecek standına ilerledi. Öğrenciler artık tamamen gelmişlerdi.
Kerem allak bullak zihniyle Hazel'in bir kaç adım arkasında durdu. Derin bir nefes çekti içine sonra tam verecekken Hazel arkasına döndü. Gözleri kavuşunca nefesini veremedi, Kerem. Sevdiği kız karşısındaydı ama ne hareket ediyordu ne konuşuyordu ne de aldığı nefesi geri verebiliyordu. Hazel bu gün ona çok çekici geliyordu. Ona yakışan renklerle dalmıştı buraya onun kalbinde yine yer açmıştı işte. Kerem'deki etkisi bundan ibaretti. Fakat şu an sorun bu değildi. Sorun 'Kerem ne diyecekti?' ne diyebilirdi ki?
"Merhaba Kerem nasılsın?" dedi Hazel.
"İyidir. Seni sormalı?" Kerem ne yaptığının bilincinde değildi bu akşam eve sağ salim dönerse kendine bir hayli sövecekti, Hazel ile devresiymiş gibi konuştuğu için. Şaka maka konuşuyordu sevdiği kızla ama aklı sevdiği kızda mıydı emin değildi.
"E, Hazel aslında ben seninle bir şey konuşacaktım, tabi müsaitsen." Kerem artık konuya giriş yapmak amacındaydı ama öğrencilerden gelen toplu alkış sesi onu bölmüştü. Öğrenci grupları sahnenin önüne doluşuyordu. Kep atma töreni başlıyordu. Sınıflara göre Sıralanan öğrencilerin yanına mecburen Hazel ve Kerem de ilerlemeye başlamıştı. Hazel, Keremin yanından ayrılmadan önce "Bu törenden sonra konuşalım." dedi. Kerem başını sallayarak ondan uzaklaştı. Arkadaşlarının yanına da gitmek istemedi çünkü onda olan değişimi hiçbiri fark etmemeliydi.
Kep atma töreninden sonra Kerem, arkadaşlarıyla konuşan Hazel'in yanına gitmişti.
"Hazel?" Keremin seslenişine dönen Hazel arkadaşlarına tebessüm ederek Kerem'e ilerledi. Tam önünde durdu ve "Söyleyeceğin şey ne ile alakalı."
"Benimle." dedi Kerem, "Aslında bu konuyu sana yaklaşık iki yıl önce açmalıydım ama..."
"Ama?" Hazel anlayış ve merak ile Kerem'i dinliyordu ve destek vererek konuşmasını istiyordu ama Kerem daha da çok heyecanlanıyor ve kelimeleri cümle yapamıyordu.
"Ama çekindim, şimdi de burada sana söyleyerek fikrini duymak istiyorum. Ben iki yıldır..."
"Sen iki yıldır?"
"Seni seviyorum!" dedi bir anda, Kerem. O da kendinden böyle bir çıkış beklemiyordu. İkisinin de gözleri büyürken, Hazel oldukça şaşkındı. Al Kerem'den de o kadar.
İşte tam o sırada bir çığlık ardından bağırış sesleri ve koşuşturmalar... Hazel ve Kerem önce kalabalığa daha sonra birbirlerine baktılar ve o an anladılar aslında her şey başlamadan cehennem olmuştu. Koşarak beraber topluluğun içine girdiler. Kerem kalabalığı yararak geçti ve yerde kanlar içinde darbe izleri taşıyan bir erkek yatıyordu. Bu Mısra'nın sınıf arkadaşı Ardaydı. Kerem o an ne yapacağını şaşırmış sadece yerde yatan cesede bakıyordu ama nedense emindi bu işin içinde ona Hazel'e ve arkadaşlarına dokunacak olan bir şey vardı. Sanıyordu ki bir daha hayatı eskisi kadar iyi olamayacaktı.
Bu olayda herkes sorgu edilecekti. Öğretmenlerden okuldaki tüm öğrencilere kadar. Ancak bu cinayeti öyle bir ruh hastası yapmıştı ki sadece hedefi olan grup etkilenecekti yani Hazel, Kerem ve bunların bir kaç arkadaşı.
Hayat onlara öyle bir oyun oynamıştı ki; gelecek buğulu kalmış , geçmiş omuzlarında kalmıştı...
🍂
Merhaba canlar. Bu kurgumu beğeneceğinizden eminim. Bu kurguyu oluştururken bana yardımcı olan Hüseyin ERİŞ arkadaşıma sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım keyif almışsınızdır. Eğer almışsanız sonraki bölümlerimiz daha eğlenceli karamsar olacak. Macera düşkünü okurları mutlaka beklerim. Beğendiyseniz yorum yapmayı unutmayıınnn.
🍂
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları