Keyifli okumalar.
Dağın eteğinde ki taşın üzerine oturmuş, gün batımını izliyordu Sofia. En sevdiği aktivite buydu belki de. Her gün aksatmadan gün batımını izlemeye geliyordu. Dayısı her ne kadar tek başına gitmesine kızsa da, başına bir şey gelmesinden korksa da, onu bir şekilde atlatıp geliyordu.
Kızıl saçlarıyla, yeşil gözleriyle, güzelliğiyle dikkat çeken birisiydi. Onu gören dönüp bir kere daha bakıyordu. Birçok kişiden evlilik teklifi almış ama hiçbirisini kabul etmemişti. Ruh eşinin başka bir yerde olduğunu biliyordu.
Hafif esen rüzgarla beraber gözlerini kapattı. Rüzgarı tenin de hissetmeyi seviyordu. Sanki ona aitmiş gibi hissediyordu. Sanki bu sefer farklıydı. Rüzgar ona bir şey anlatmak istiyordu. Ya da Sofia’ya öyle geliyordu. Bir süre öyle durduktan sonra gözlerini yeniden açtı. Eve dönmesi gerektiğini biliyordu artık.
Karanlık çöktüğünde ormanda orman istemiyordu. Yaşadığı köy ıssız bir yerdeydi. Neredeyse unutulmuş bir yerdi. Sadece tüccarların yılda bir yada iki kere geldiği bir yerdi. Böyle olması belki de iyiydi. Gözlerden uzak olmak her zaman iyiydi.
Yerinden kalkıp yavaş adımlarla köye ilerlemeye başladı. Ormanın içinden geçmesi gerekiyordu. Derinliklerine girmemişti hiç. Kimse girmek istemezdi. Korkmuyordu, ama kendisini tehlikeye atacak kadar aptal değildi. O derinlerde ne olduğunu kimse bilmiyordu. Sanki görünmez bir sınır var, o sınırı geçtiğin an öleceklermiş gibiydi.
Ormana girdiği an sanki her şey değişmeye başlamıştı. Rüzgar biraz daha şiddetli esmeye başlamıştı. Ters bir şeyler olduğunu hisseden Sofia, belindeki bıçağı eline almıştı. Tetikteydi. Kendisini koruyacak kadar dövüşmeyi biliyordu. Kendi isteğiyle öğrenmişti dövüşmeyi. Yarının ne getireceğini kimse bilmiyordu.
Dikkatli bir şekilde ilerlemeye devam ediyordu. Bir an önce buradan çıkması gerektiğini biliyordu. Her bir adımın da çevresini dikkatli inleyemeye devam ediyordu. Ormandan çıkmasına az bir yol kalmışken, rüzgar şiddetini arttırmış, görüş alanını azaltmıştı. İki adım ötesini göremez haline gelmişti. Sofia.
Neler olduğunu çözemiyordu. Sanki görünmez bir şey kaderini değiştiriyor gibiydi. Daha bir şiddetli şekilde esmeye devam ediyordu. Adımlarını zor atmaya başlamıştı Sofia. Durmak zorunda kalmıştı. Daha fazla ilerlemeyeceğinin farkındaydı. Mecbur olduğu yerde dinmesini bekleyecekti.
Rüzgardan görebildiği kadarıyla etrafına bakıyordu Sofia. Ters giden bir şeyler vardı. Yanlış görmüyorsa ışık huzmesi oluşmaya başlamıştı önünde. Ne olduğunu göremiyordu. İnsan mıydı yoksa başka bir şey miydi emin değildi.
Her şey göz açıp kapıncaya kadar olmuştu. Rüzgar bir anda dinmiş, ışık huzmesi ortadan kaybolmuştu. Yere düşen bir taş vardı. ‘Gerçekten bir taş mıydı bunca sebep olan şey’ diye düşündü Sofia. Bulduğu taşla kaderinin değişeceğinden habersizdi. Dikkatli bir şekilde küçük heybesine yerleştirdi. Bu olaydan kimseye bahsetmeyi düşünmüyordu şimdilik.
Kalan yolu hızlı bir şekilde tamamlayıp eve gelmişti. Dayısından iyi bir azar yiyeceğini biliyordu. Onu da anlıyordu. Kendisi için korkuyordu. Ama her zaman koruyamazdı onu. Kapının eşiğinde kendisini beklerken bulmuştu.
“Sofia?”
“Efendim dayı.”
“Yine mi gittin oraya? Neden sözümü dinlemezsin ki!”
“Bir şey olmadı dayı merak etme. Kendimi koruyabileceğimi sende biliyorsun değil mi?”
“Biliyorum ama elimde değil. Başına bir şey gelmesinden korkuyorum. En azından giderken haber ver.”
Gülümsemekle yetinmiştim sadece. Orta boylu, siyah saçlarına ve sakallarına aklar düşmeye başlamıştı. Kırk beş yaşında olmasına rağmen dinç ve atletik duruyordu. Kahverengi gözleri vardı. Eşini birkaç sene önce kaybetmişti. Bir oğlu vardı. Aragorn.
On altı yaşındaydı. Üç ay büyüktü benden. Birbirimize çok destek olduk. Son zamanlarda bir hal vardı onda. Ne olduğunu bilmesem de benden bir şey sakladığına emindim. Hissediyordum bunu.
“Hadi oturdu da ye yemeğini. Sonra da yat. Sabah erken kalkıp çiftliği halletmemiş lazım.”
“Tamam dayı. Aragorn geldi mi?”
“Geldi. Yemeğini yiyip odasına geçti.”
Başımı sallamakla yetinmiştim. Kısa sürede yemeğimi yiyip odama çıkmıştım. Benim için yorucu bir gün olmuştu. Heybemi kenara koymuştum. Üstüme gecelik giyip yatağıma yatmıştım. Yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu. Heybede ki taşı düşünecek durumda değildi.
Yayınlanma Tarihi: 10.06.2026
Bölüm Yorumları