~krallığın 430.Yılı 16 Şubat~
Tepeden güneş,yer de Annnem hiç bir farkı yok"Anne yeter artık yakında pişicez"dedim mız mızlanarak ama haklıydım birazdaha dursak pişmiş hidiye dönecektik.Kim bu havada çarşıya iner ki?
Annem her zamanki sakin haliyle "Sen istersen bana onları ver ve saraya dön ben gelirim"dedi ama bu kadın böyle yaparsa ben nasıl kıya bilirdim ki.
"Yok anne ben taşıdıklarımdan değil de hava sıcak,olsun birazdaha dayanırım"dedim annemi tek başına bırakamazdım.
Kendimi tanıtayım;ben Lara açık kumral,küt saçlı bir kızım. Gözlerim yeşil renkte en çok babam sever bu özelliğimi. Çok hiperaktif ve yaramaz biriyim bu yüzden de başım beladan kurtulmaz, merak etmeyin bana bişi olmaz çünkü benim şovalişkom var o beni hep korur.
------------------《♡》------------------
Sonunda saraya gelmiştik .Kapıdan geçer geçmez rahatlama gelmişti son gücümü de kullanarak odama gidip kendimi yatağa attım çok zaman geçmeden belli bir ritimle kapım çalındı.Kimin geldini hemen anlamıştım bu benim en yakın arkadaşım Narin çocukluktan beri tanışırız aynı bahçede eğtim gördük ve hep aynı şeyleri yaptık ayrı hiçbirşey yapmazdık. Narin çok tatlı bir kızdır dıştan ne kadar soğuk gözükse de tanıdıkça insan alışıyor.Siyah saçları kıvırcık ve beline kadar uzanıyor ama o hep saçlarını sıkı bir örgü yapar hiç açtığını görmedim ,gözleri ela renginde insanlar bir baktımıydı bakışını çekmek istemez gerçekten.
"Kapı açık içeri gir"dedim bıkkın bir şekilde.Bu yataktan kalkarsam Namerdim.
"Kızım sen hala yatıyormusun kalk hadi"genelde bu kadar Enerjik görmezdim acaba bu enerji nerden geliyordu.
"Şu anda bayılmak üzereyim nolur 2 dakikacık ver dinleneyim"ve yine haklıyım resmen canım çıkmıştı dinlenmek hakkımdır.
"Aren geldi sabahtan beri seni soruyor kafa bırakmadı bizde"bu cümleyi duyar duymaz hemen ayaklanmıştım çünkü uzun zamandır görmüyordum ve sonunda geldi ben ayağa kalktım gibi kapıya ilerledim ve arkamdan ise "Dur beni bekle Lara" sesi geldi ben heyecandan hala hızımı kesmedim ve bahçeye doğru gitmeye başladım hemen.
"Hadi ama sen yavaşsan ben ne yapabilirim"dedim heyecanla
"Ya bari beklede yanına geleyim ,bu ne heycan" sesiyle beraber durdum ve ona döndüm"ohh sonunda"diyip hemen yanıma geldi ve tekrardan yürümeye başladık . Bahçeye çıktığımız an direk onu gördüm, şovalişkom gelmişti o burdaydı nihayet koyu kumral saçları vardı ve siyah gözüken koyu kahve göz rengi hala eskisi gibi duran asık suratlılığı vardı üzerinde.
~krallığın 417.Yılı 25 Mart~
"Beni yakalayamazsın kii"dedim o beni kovalarken,masanın etrafında daire çiziyorduk ."Sen bide büyücende şovalişkom mu olacaksın"
"Seni elime geçirirsem o zaman benden kork kızım"dedi sinirli çıkan sesiyle beni asla korkutamazdı çünkü bu hali bana çok tatlı geliyor.Onunla dalga geçmeyi bu yüzden seviyordum.
Karnımın guruldamasıyla duraksadım,ve o da aynı şekilde duraksadı çünkü bir şeyin olduğunu anladı "Ne oldu şimdi" dedi hemen.
"Beb çok acıktım asıksurat"dedim evet asıksurat benim ona taktığım bir lakaptı çünkü o hep öyleydi"Bana yiyecek birşeyler bulurmusun lütfen"dedim tekrardan karnımın guruldamasıyla.
"Nerden bulayım ben sana yiyecek birşey"dedi sıkıntılı bir sesle.
"Banane ama ben çok açım"dedim, tekrar karnım guruldadığı an.
"Off tamam gel bi mutfağa bakalım ama dikkat edelim de o gıcık aşçı olmasın"
"Tamam"dedim başımla onaylayarak ve mutfağın yolunu tuttuk . Yolda giderken çok sıkılırım ben diye hemen söze girdim"Mutfakta ne var"
"Bilmiyorum,Şeker nerden bileyim ben mutfakta ne var"
"Kek var mıdır?"
"Bilmiyorum dedim ya kızım"
"Neden bilmiyorsun?"
"Off Şeker darlama beni, hem gidince göreceğiz"
"Sen de acıktın mı ben çok acıktım"
"Lara susacakmısın artık,çok gevezesin"
"Sensin geveze ,asıksurat"dedim ağlamaklı bir sesle bana dayanamaz hemen teselli ederdi beni ve yine aynı şeyi yaptı.
"İyi tamam benim geveze ama sen de dayan"
"Ama ben sıkılırım böyle"
"Az kaldı zaten" derken mutfak kapısının önüne gelmiştik bile içeri girer girmez hemen her yeri talan etmiştik ve masada bir tabak peynir ve 2 dilim ekmek vardı tam elimi uzattığım an başka biri daha elini uzatmıştı.Siyah örgülü saçlı bir kızdı ikimizde korkudan yüksek sesle çığlık attık ve Aren kimse duymadan ikimizi de susturmaya çalıştı ama başaramadı ve açılardan birisinin ayak sesleri duyuldu.
"Hani sesiz olacaktın Şeker neyse hadi hızlı ol burdan çıkalım"derken aşçı gelmişti bile masadaki 2 dilim ekmeği siyah saçlı kız almıştı ve peyniri de aren onlar önden koşmaya başladılar ama ben arkada kalmıştım.
"Aren yavaşla"dedim çünkü yakalanacaktım ve yakalanmıştım bile aşçı kolumu sıkıca tutarak beni mutfaktan dışarı götürüyordu ne kadar zorlasam da elinden kurtulamamıştım ve arkadan Aren geldi ,aşçının bacağını tekme atmıştı ve bu tekme sayesinde aşçı affallladığı için kolumu sıkmayı bırakmıştı,bu sayede kolayca kurtuldum.Kurtulur kurtulmaz Aren beni hemen tutup koşmaya başladı, ben de aynı şekilde koşmaya başladım.
"Al işte senin yüzünden yakalanıyorduk" dedi kızgın bir sesle ama bu sefer gerçekten çok kızmıştı haklıydı da " elimizdeki peyniri ve ekmeği de kaçırdık" dediği an açlığımı yeniden hissettim.
Ama akıllarda soru işareti bırakan o soruyu sordum " Peki o kız kimdi?Neden oradaydı?"bu sorumla beraber Aren de düşünmeye başladı.
"Ben de bil-"derken hemen arkamdan gelen sese doğru döndüm.
"Merhaba,ben Narin peki ya siz"arkamı döndüğümde yine aynı kızı görmüştüm galiba aklınızdaki tüm sorular silinecekti.
"Sen kimsin ve nede ordaydın"diye atıldı hemen Aren ,boşuna asık surat demiyorum ben .Hiç bilmez nazik konuşmayı.
"Dedim ya ,ben Narin ve siz neden oradaysanız ben de o yüzden oradaydım"dedi zekice bu kıza bayılmıştım çünkü hem çok mantıklı hemde o da Aren'i sinir ederken keyif alıyordu.
"Çok salaksın Asık surat"dedikten sonra Narin e döndüm "Merhaba, ben Lara yanımdaki ise asıksurat yani Aren ,ben genelde asık surat demeyi seviyorum çünkü gördüğün gibi anlatmaya gerek yok"dedim sırıtarak.
"Bak sen şuna dilide pabuç kadar"dedi Aren herzamanki sinirliyle.
"Anladım ,ben bunları aldım ama sizinle paylaşmak isterim" dedi nazik bir tavırla
Ve bize de bir parça uzattı.
"Ben yemicem size afiyet olsun"dedi Aren
"O zaman neden geldin mutfağa?"diyerek mantıklı bir soru sordu Narin.
"Ben kendim için değil Lara için geldim ve canım ne isterse onu yaparım"diyerek yanımızdan ayrıldı ve bizde Narin ile onun taklidini çıkardık. Daha yeni tanımama rağmen bu kızı çok sevmiştim ve gerçekten çok tatlı bir kızdı.
~krallığın 430.Yılı 16 Şubat ~
Görür görmez hemen Aren'in yanına doğru koştum.Gözleri bir süre bahçede oyalandıktan sonra beni buldu.Beni görünce hemen sevinmişti , evet asık suratlılığından dolayı belli olmuyordu ama gözlerinin içi öyle parlıyordu ki resmen bütün yıldızları almıştı gözlerinin içine.Aren'in yanına vardığım an beni hemen kollarımdan tutup kendine çekti ve havaya kaldırarak döndürmeye başladı.Dünyanın en güzel anını yaşıyorduk şu an.
"Lara , hiç değişmemişsin sen hala benim tanıdığım o yaramaz çocuksun"demişti evet gelir gelmez ne kadar yaramaz olduğumu söylemişti tam bir gıcıktı.
"Sen kendine bak bi kere, seni anneme diyeceğim"diyerek omuz silktim.
"Bak bu da kanıtı ve Sara teyzeme bişi demiyorsun yoksa seni o kulaklarından tutup yerde sürüklerim "demişti sırıtarak. Napalm bizim anlaşma şeklimiz di bu .
" Asık surat, sen bana bir şey aldın mı?"dedim sesimi çocuklaştırarak
"Ne gibi bir şey?Ve neden alacakmışım?"dedi anlamaz bir ifadeyle unutmuştu bu günün benim doğum günüm olduğunu , unutmuştu işte.Belli etmemeye çalışarak konuştum "Yok ya sen bana hediye alırsın diye düşünmüştüm yani bişi yok"dedim çaktırmadan çünkü hatasını telafi ettirmek için başımda pervane olırdu sorun yok desem de inanmazdı , o benim için öyle yaparsa benim içim hiç rahat olmazdı o yüzden çaktırmadım .
"İyi o zaman bi daki gelişimde alırım"demişti nasıl yani tekrardan mı gidecekti neden gidiyorki keşke sarayda kalsa hiç gitmese.
"Ne yani tekrardan mı gideceksin?"neden gidip beni burda tek bırakıyordu çocukken hiç yanımdan 2 metre bile ayrılmazdı."Kısa bir süreliğine evet tekrardan gideceğim"işte hem doğum günümü hatırlamadı ve şimdi tekrardan gidecek.
"Peki neden,gitmesen olur mu"
"Olmaz şeker işlerim var benimde ama bak söz veriyorum kısa zamanda geri döneceğim,hem burda 1 haftamız var"
"Bir hafta yetmez bir ömür olsa keşke " Bunu içimden geçirmiştim eğer ona söyleseydim bu dediğime gülerdi.Aren bir süre sesizleşti ,sonra elini saçlarımın üzerine koyup hafifçe karıştırdı"Ne o geleli on dakika oldu şimdiden beni özlemeye başladın"dedi dudakları hafifçe kıvrılırken.
"Yok öyle bişi ,asık surat "dedim hemen ama vardı öyle bişi ne yapabilirim uzun zaman oldu ve gerçekten çok özlemiştim.Düşüncelerimi bölen Narinin sesi olmuştu.
"Beni unuttunuz demek"dedi, ses tonu kırgınlık ile şaka arasında gidip gelerek ve kıkırdayarak ekledi " Aşk olsun" onunla beraber bende kıkırdadım .
"Seni unuturmuyuz hiç , başımızın tek tacısın" dedim .
"Biliyorum bebeğim ,hemde en değerli taşlardan yapılmışım" bunu dedikten sonra ikimizde kahkahkayı patlattık."Bak bu dediğine asık surat bile güldü"dedim Aren e dönerek .
Ve başka bir ses duyuldu hepimiz sese doğru döndük saçı altın gibi parlayan sarı saçlı birisi "Aren" diyerek geliyordu daha çok yaklaştığında gözlerinin bal renginde oldu fark ediliyordu.Bir dakika Aren mi demişti Areni nerden tanıyordu gerçi tanıması normaldi ama yinede kafamda bir soru işareti bıraktı .Yanımıza geldiğinde durdu ve arene dönüp "Nerdesin sen ya sabahtan beri seni arıyorum dedi Areni azarlayarak.Bize dönüp sesini sakinleştirmeye çalışarak"Bu bayanlar kim" diye sordu ve ekledi " yoksa o sürekli bahsettiğin kız ve arkadaşı mı ? Dur isimi neydi " diyerek kısa bir süre düşündü ve aradığı cevabı buldu belki izin verseydi de Aren konuşsaydı daha çabuk bulunurdu ama neyse. Ve bana dönerek "Sen Larasın"dimi dedi bende evet anlamında başımı aşşağı yukarı salladım .Narine dönerek uzun bir süre daldı bi dakika bakışlarında gariplik vardı düşündüğüm şeymi Narinde ona uzun süre baktı. Bakışmayı bölen Aren'in öksürük sesiydi ve hemen Narine de "Sende o zaman, Narinsin değil mi?" Diyerek sordu .Narin ise hemen boğazını temizleyerek cevap verdi
"Evet, ben de Narin.Seninde isimini öğrenmek isteriz"diyerek onun da isimini sordu .
Hiç beklemeden elini uzattı ve kendisini tanıtı" Ben İven ,Aren'in şövalye arkadaşı olırum "Vay şovalişkoya bak sen arkadaş bile edinmiş .
"Tamam neyse sen neden beni arıyordun onu anlat İven"dedi Aren hemen araya girerek .
"Hadi gidiyoruz silahların bakım günü geldi"dedi İven .Aren hemen itiraz etti "Off şövalye miyiz temizlikçi mi belli değil"
"Şövalye olmak illakin kahraman olmak değil hadi gidiyoruz "dedi Aren'in itirazını onaylamayarak .
Ben de boş durmadan sinir etmeye başlamıştım.Alaycı bir şekilde "şovalişkom hadi silah bakımları ellerinden öper"diyerek kıkırdadım.
Onlar silah bakımına giderken ,bizde Narinle akşam şenliği için hazırlanmaya odamıza gittik . Akşam için hazırlanırken Narin’i izliyordum. O her zamanki gibi fazla konuşmadan, abartıya kaçmadan seçmişti kıyafetini. Üzerindeki elbise açık mavi ile pembe arasında ince bir geçiş taşıyordu; sanki gökyüzü gün batımında renk değiştirirken kumaşa düşmüş gibiydi.
Benim elbisem ise ondan biraz farklıydı… daha çok beni anlatıyordu. Yumuşak pembe tonları baskındı ama içine karışmış açık mavi detaylar vardı. Sanki iki renk birbirine küsmeden aynı bedende anlaşmış gibiydi.
Kumaşın bazı yerlerinde küçük çiçek işlemeleri vardı. Özellikle bel kısmına yakın yerlerde ve etek ucunda hafif hafif beliriyordu. Göze bağırmıyordu ama fark edilince insanın dikkatini bırakmıyordu. Sanki ben yürüdükçe o çiçekler de sessizce hareket ediyordu.
Narin daha sade duruyordu. Ben ise biraz daha görünür… ama yine de abartısızdım. İkimizin farkı buydu zaten.
Bölüm Yorumları