SEVGİLİ REX - 1
MORT’ta hava her zaman siyah bir sis bulutuyla kaplıydı. İşime giderken bu dünyadan ne kadar nefret ettiğimi her adımda daha çok fark ediyordum. Bu gezegende erkek olmak hiçbir şey ifade etmiyordu; bizler kast sisteminin en alt tabakasıydık. Bundan yaklaşık bin yıl önce bilim insanları, kadın ve erkeklerin evlenmesine gerek kalmadan ilk bebeği dünyaya getirmeyi başardığından beri düzen böyleydi. Bin yıldır erkekler sadece gerekli görüldükçe doğuyordu. Ben de onlardan biriydim; varlığına ihtiyaç duyulduğu için dünyaya getirilen bir milyon erkekten biri...
Gerekli görüldüğü için doğan bizler, üst düzey kadınların hizmetçileriydik. Onlar için çalışıyor, onlar ne isterse onu yapıyorduk. Yaklaşık yirmi üç yıldır yanında doğup büyüdüğüm, hizmet ettiğim kadın, diğer üst düzeylere göre oldukça iyiydi; fakat artık yaşlanmıştı. Dondurulmasına sadece altı ay kalmıştı. O dondurulduktan sonra kime hizmet etmem gerektiğini düşündükçe midem bulanıyordu. Zira altı ay sonra, oldukça kötü şöhretli Şima’ya hizmet etmem gerekiyordu. Birkaç arkadaşımdan duyduğuma göre o kadın, hizmetindeki erkekleri dövmekten ve onlara eziyet etmekten zevk alan bir narsistti.
Bunları düşünmemeliyim, diyerek kendime telkinde bulundum ve adımlarımı hızlandırmaya başladım. Ne kadar sahibim iyi biri olsa da işe geç gitmenin ya da hiç gitmemenin yasalara göre ağır cezaları vardı. Rama’nın dondurulacak olması beni gerçekten üzüyordu. O iyi bir kadındı; yirmi üç yıldır onun evinde çalışıyordum ve bana hep iyi davranmıştı. Ama yine de onun hizmetçisiydim; evini temizliyor, gerekli oldukça bir şeyleri onarıyordum. Hayatım sadece bu döngüden ibaretti.
Rama’nın evinin sokağına döndüğümde arkadaşım Kelt, her zamanki gibi işe başlamadan önce bir veya iki dakika konuşabilelim diye beni bekliyordu. Aynı binada çalışmamız benim için büyük bir şanstı. Zira erkeklerin kendi aralarında konuşması veya buluşması sıkı bir şekilde takip ediliyordu; izin almadan birisiyle birkaç dakika bile konuşmak ceza almanıza sebep oluyordu. Kelt bana bakıp gözlerini iki kez kırptı. Bu bizim gizli selamlaşmamızdı. Çalıştığımız binanın asansörüne binene kadar beraber konuşmadan yürüdük; ancak bindikten sonra bir iki dakika konuşabiliyorduk. Kelt’le asansöre binip kapıların kapanmasını bekledik. Kapılar kapandığında Kelt bana döndü:
"Neredeyse geç kalıyordun, daha dikkatli ol, ceza alabilirsin."
"Biliyorum ama bugün buraya gelmek istemedim nedense."
Kelt derin bir nefes çekip tekrar bana döndü: "Hiçbirimiz çalışmak istemiyoruz ama buna mecbuluz. Kendini toparla, yoksa otuz beşine gelemeden seni dondururlar. Rex, işine odaklan. Rama yakında dondurulacak, artık burada çalışmayacaksın. Sanırım bu seni biraz korkutuyor."
Ona baktım. Kelt benden sadece iki yaş büyüktü ama sanki aramızda yüz yıl varmış gibi hissediyordum. O bana göre hep daha sakin ve akıllıydı. Onunla her gün iki dakika konuşmak beni rahatlatıyordu.
"Buradan gidince konuşacak kimsem kalmayacak. Rama iyi bir kadın ama Şima hakkındakileri sen de biliyorsun. Sanırım otuz bbeş yaşıma gelene kadar sadece bir hizmetçi olup, kimse tarafından hatırlanmadan dondurulacağım."
Kelt, "Hiçbirimiz hatırlanmayacağız Rex," diyerek asansörün kendi çalıştığı katta durmasıyla koridora doğru bir adım attı. Bana bakıp, "Nerede çalışırsan çalış, sen benim en iyi arkadaşım olarak kalacaksın," dedi ve yürümeye devam etti.
Kelt bu binanın yüz yirmi dördüncü katında çalışıyordu, ben ise iki yüzüncü katındaydım. Burada kadınlar arasında da belirli bir kast vardı; yaptıkları işe göre devlet onları sınıflandırıyordu. Her kadının iyi bir evi veya arabası vardı ama üst düzey kadınlar belli başlı bilgilere veya teknolojik imkanlara erişebiliyordu. Şanslıydım zira bu binadaki en üst düzey kişi Rama idi. Bu yüzden binadaki iki yüzüncü kat tamamen onun için devlet tarafından tahsis edilmişti. O bir bilim kadınıydı; bu ülkedeki birçok teknolojik ürün onun sayesinde ortaya çıkmıştı.
Asansörün kapısı doğrudan Rama’nın dairesinin önünde açıldı. Bir adım atıp parmağımı okuttum; ardından gelen kapı açılma sesiyle daireye adımımı attım. Eve girer girmez, her zamanki gibi Rama seslendi:
"Geldin mi?"
Sesin geldiği tarafa dönüp önünde saygıyla eğildim. "Evet efendim, bugün sizin için ne yapmamı istersiniz?"
Rama gözlerini üzerime dikti ve ağır ağır konuştu: "Bugün benimle konuşmanı istiyorum Rex."
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
🥰🥰
İlgimi çekti okumaya başlıyorum ❤️
Yorum
Yorum bulunamadı.