Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Günümüz*
Toplantı salonu
Açılan ışık*
”Hej, jag heter Nil Kara. Jag kan hjälpa dig på alla sätt. Berätta bara vilka språk du vill att jag ska undervisa i. Jag kan även undervisa i turkiska."
“Merhaba, benim adım Nil Kara. Sana her konuda yardımcı olabilirim. Bana sadece hangi dilleri öğretmemi istediğini söyle. Ayrıca Türkçe de öğretebilirim.”
Çalışanlara kağıtları uzatarak sessizce yerime geçerken.
Faruk bey gurur duyarcasına elleri ile alkışlamaya başladı*
sunum için kapanan ışık sessizce sözümü sorunsuz bitirince açıldı geri o an stresten ayaklarım ellerim kolum tutmuyordu
heyecanlıydım
hiçbir iş beni bu kadar bağlamamıştı hayatımda.
İş adamları toplantı salonunda toplanarak Faruk beyle konuşma yaparken ben ise yabancı iş adamların cümlelerini çeviriyordum.
bütün iş çalışanları hayranlıkla izliyordu alkışlarla beni o an Ve gururla gülümsedim çalışanlara
işimde başarılı olduğunu anladığım dakikalardı bir şey başardığını anladığında huzur dolu içinde hisseder her insan gülümseyerek adamlara yönelerek
*-“ tack så mycket”
kullandığım dil İsveç diline aitti.
nova bana yönelerek kağıdı uzattı*
*- Jag ser inga problem med att nå en överenskommelse; dina språkkunskaper är ganska goda, så du kan skriva under den.
Müşterim Anlaşmayı imzalatmak isteyerek kalemi uzattı*
sorun vardı
Faruktu sabote etmek için elinden geleni yapmıştı kalemi hızlıca elimden alarak adamlara gülümsedi tersçe
*- üzgünüz ama İsveçlilere dil için anlaşma sağlayamıyoruz...
Faruk`a hızlıca sinirli şekilde dönüp durdurmaya çalışıyordum itiraz etmeye başlamıştım
*- imzalayacak kişi benim.
Diyerek yerden kalemi alacakken ayağı ile kalemi kapattı*
umursamayarak ben ise ellerimi yumruk yaparak içimdeki öfkeyi yutmuştum
*- peki"
çemkirerek elimi çektim altta kalmamak için.
İsveçli adamlar üzgün olduklarını söyleyerek gitmek için ayaklandıklarını fark ettim
imzalayacağımı defalarca dile getirmeye çalışırken Faruk ise onları kapıda karşılıyordu gitmeleri için
yetişememiştim adamlar çoktan gitmişlerdi...
*- anlaşmak için verdikleri para 8.258,00 kron ediyor Nil aptal mısın?
diyerek telefonunu bana yakınlaşarak fotoğrafı uzattı.
fotoğraf da Türk bir iş adamının şirketini gösterdi umursamayarak telefonu Faruk`a verdim
öfke vardı içimde sadece
*-insanların dil öğrenme amacı iletişim için ve kimsenin parası için dil öğretmiyorum. onlarla eğlenceli iletişim kurmak için bunu öğretiyorum sizde bunu anlayacak kadar zeki değilsiniz Faruk bey.
bu telefonunu da hakaretlerimi içimde tuttum
Faruk bir kum torbası olsaydı her gün keyifle dövmekten başka işim kalmazdı benim heyecanla yaptığım mesleğe kimse elini sokamazdı
yöneticim olsa bile
benimle anlaşacaklar işime karışılması beni en sinir eden tek nokta da buyd
u kapıya yöneldim çıkmak için.
Faruk son sözüyle beni durdurdu*
Faruk bardağını alarak kahvesinden yudum aldı umursamayarak
* ATAKUŞ şirketi yöneticisi de Karan demir. o çocuk çok yaralanmış yazık Dil bilen bir asistanı var tabi şirketi yükselmezse kapatacaklar reklamı falan da iyi gelir.
kahvesini masaya koydu sertçe.
kullandığı dil kabacaydı her türlü nefret ediyordum faruk beyden yaşıtımdı ve iyi de anlaşırdık aslında ama eskidendi.
ATAKUŞ şirketi * karanın gözünden;
*- bunu sizinle konuşmak biraz utanç verici biliyorsunuz
Cansu yutkunarak stresle son kez en büyük şirketlerden birisi Gürsoy şirketi ile anlaşmalıyız Karan bey asistana döndüm
kağıdı alarak gözlerimi kısarak
*- ölsem de anlaşacağım son insanlar!
Gürsoy şirketi kağıdı yırtarak çöpe attım.
iki şirketin arasındaki sorun şirketteki asistanların Gürsoy şirketini seçmesiydi ihaleler sonucu o yıldan beri asla dönülmez bir yoldaydı…
hatırlamak istemediğim anıları geride bırakmak için kağıda gözümün ucuyla bile bakamadım…
her defasında bir düşüşün yükselişi olurdu yada tam tersi.
9.01.2023 yılı
Toplantıdayken herkes kendince fikir sundu hangi şirket daha geçerlilik sebebi ile fikirler sunarsa reklam ile anlaşma sağlayacaktı babam o gün dosyalara göz atarak bana yöneldi
heyecanla ona gülümsedim sunum fikrimi beğeneceğini düşünerek yüz ifadesi ise hayalimdeki tepkiye uymuyordu
babam dosyayı umursamayarak masaya koydu *- akça Gürsoy şirketi için sorun olmasın bizimle anlaşman o an yüzümdeki gülümseme inmişti
*- ne demek karşı şirket bilgileri ona sızmayacağı ne malum baba?
Babam ne kadar güvense de aynı düşünce benim için geçerli değildi. Babam bile bile kendini ateşe atmıştı… ve geri dönememişti
9.3.2023 yıl aradan birkaç gün
Zamandan birkaç gün geçmişti gerilim durmamıştı babam kendini kandırmaya devam ediyordu her zamanki gibi …
Ben ise
Kız kardeşimin saçlarını taradım buruk gülümsemeyle
*- ne kadar güzelmiş bu kız göz kırparak yanağını öptüm kız kardeşimin
göz yaşlarına boğularak peruğu çıkardı
*- yalancısın biliyorsun değil mi kızıl kafa?
hiçbir zaman olmadım olamayacağımda yüzümdeki morluklara bak kız kardeşimin elini tuttum ona sarılarak
*- nerede o morluk oyun oynarken moraran kolun mu?
Gece aynaya kendini beğendirmek için yüzüne dokundu
yüzündeki somurtma ile kollarımı bağlayarak kapıya yaslanarak onu kaşlarımı kaldırarak izledim
*- birini beğendirmek için mi bu aynaya bakmaca abini unuttun herhalde gece.
gözyaşlarını silerek gülümsedi
*- bu yüzümdeki gülümseme biri sayesinde oluyor.
benim elimi tutarak yanağıma pudra sürerek *
- böyle de kızarıyorum ona seni seven kıza da benim için hep güldür onu anlaştık mı?
göz kırparak çantasını alıp çıkıyordu o sözü kullandığında neden bahsettiğinde gözlerimde acı vardı
kardeşimin verdiği sözü unutmadım unutmayacaktım da benim hayatımdaki giren kişiye kardeşime veremediğim hayatı verecektim
onu gerçekten sevmeyi öğrenecektim...
kolunu tuttum*
- bunu takmak isterdin?
hep gece umursamayarak peruğu çöpe attı
*- böyle de güzelim hem kısa saçlı olmayı istemişimdir
arkadan babam sinirle evde köpürüyordu ikimizde ne olduğunu merak ederek babamın yanına gidecekken babam beni bulmuştu
*- karan sert ses tonuyla Gürsoy şirketine gidiyoruz hazırlan geceye döndü
*- sen nereye?
babamı durdurarak*
*- dışarı çıkacaktık geceyle.
gece ise bana minnettar şekilde gülümseyerek*
*- baba ben çıkayım tek gelmeyecekse karan.
babam onayladıktan sonra gece çıktıktan tokat attı babam bana sinirle
*- ne halt yiyorsun sen?
yanağımı tuttum öfkeyle o an babamın vuruşu beni hiçe saydığı şirket yüzündendi.
Babam telefon çalmasıyla odadan uzaklaştı aynaya umutsuzca baktım
*- daha ne kadar hayatım böyle sürecek isyanla gözyaşlarına boğuldum
kuvvetimi kaybedip yere oturdum gücümü kaybedip Aslında kaybettiğim tek şey sevdiğim kişilere bağlılığımı kaybediyordum her gülümsediğimde.
Ve o gün akça amcası Gürsoy`a benim fikrimi sunup reklam şirketi ile konuşmuşlar sonrasında babam o öfkeyle suçu bende bulmaktan başka bir şey yapmadı Gürsoy şirketi ile de ortaklıklarını sonlandırıp kendi şirketini tek başına büyütmeyi karar vermişti.
verirdi daha doğrusu babamı kaybettim o çöküşünden sonra kendi başına ilerlemesinden dolayı…
Günümüz*
Kafamı salladım Cansu`ya kağıdı öfkeyle verip bana son seçenek için kılıç şirketinin broşürünü gösterdi
*- bu şirkette tercüman baya işinde iyiymiş. Nil kara ismi isterseniz...
sözünü keserek elimi dur işareti yaparak telefonu çıkardım numarayı hızlıca çevirerek aramaya başladım Cansu şaşkınlıkla bana bakarken arkama döndüm.
Nil kara bu ismi hayatımda imkansızdı unutmam çünkü hislerimde onun benim hayatıma girmişti bile ismiyle numarayı çevirecekken arkadan şirketin yardımcı yöneticisi can endişeyle tereddütle yanıma geldi
*- karan bey müsaitseniz yeni gelişmeler hakkında konuşmamız gerekiyor.
kafamı sallayarak onunla gittim konuşmak için ama her şeyden haberim olmadan o gün bana tanınan sürenin farkında bile değildim.
Nil`in gözünden
Karaoke*
kafamızı dağıtmak için şarkı söylemeye gelmiştik ikimizde hayal kırıklığı yaşıyorduk ben işimde yapmak istediklerim engellenmişti
o ise aşk hayatı yüzünden şansızdı…
Asya ile ortak hobimiz şarkı söylemekti
tüm hislerimi şarkıyla sergilemek huzur dolu yapıyordu anlamsızca Asya üzgün şekilde şarkıyı söyleyen kişileri umursamadan içeceğini
içerken ona sarıldım sevgimi göstermek için *- senden ayrılsa bile..."
beni durdurdu*
*- ben ondan ayrıldım susturarak özgüvenle bir yudum daha aldı kafası yanık şekilde…
sevgilisiyle anlaşmalı şekilde ayrılsalar da onu unutamazdı uzun süre olan ilişkini kıskançlık sebebiyle bitirmişlerdi…
Asya yerine ben olsaydım hayatımda sadece gerçekten beni ben istediğim için mutlulukta olmayacaktı kendi de benimle de eğlenmesi tek hayalimdi…
Sahne ışığı*
Sahneye bir adam girdi tüm karizmasıyla mikrofonu kendine güvenle tutarak şarkıyı söylemeye başladı.
şarkının adı birden geldin aklımaydı adam huzur edici sesiyle nakaratı söylerken Asya sahneye baktı her şeyden habersiz yüzündeki üzgün ifade silinmemişti
ama onu hayranlıkla izliyordu sessizce şarkıya onunla eşlik etti
*- sen yağmuru seven çok seven küçücük şey…
sözleri baygın şekilde gülümseme ile söyleyerek uyuya kaldı.
*- Asya...
stres içinde onu dürterek uyandırmaya çalıştım tüm gücümle tek başımaydım Boran ise işten geç çıkacağı için onu aramak istememiştim.
Telefon zil sesi*
arayan kişi Faruktu.
umursamayarak telefonu kapattım
tüm sinirle hayatım onun yüzünden mahvolmuştu sadece paraydı
işi babamın zoruyla onun şirketinde tercümanlık zorunda kalan zavallı kızdım
kendimi küçük düşürmemek için tüm gücümle ayakta durmaya çalışıyordum.
herkesin hayatındaki zorluk umut kaybıydı ama umut sadece bir his güzel şeyleri görmüyorduk
binlerce aldığım diploma beni tek mutlu eden şeydi tüm hayatıma güzel anılarımı sızdırmak istiyordum…
kim olursa olsun ve buna engel olan bir kişide Faruk beydi.
Yürüyüş sesi*
Asya`yı taşırken arkamda el hissettiğimde şarkıyı söyleyen adam centilmen şekilde arkadaşımı koluna alarak
*- yardmcı olabilirim.
uzun boyuyla ona yetişmeye çalışırken baştan aşağı süzdüm bana döndüğünde
*- korkma hatta...
kartını çıkararak şirketinin ismini gösterdi karttaki şirket Ata kuş şirketine aitti göz ucuyla tedirginlikle baktıktan sonra gülümsedim
*- teşekkür ederim… lafımı bölerek Asya`yı taşıdı
peşlerinden giderken önümü karaokedeki sarhoş adam
*- tanışalım mı?
diyerek saçlarıma dokunmaya çalıştı
yaklaşarak.
geri çekilerek elini tuttum
*- uzaklaş o dokunduğun eli kırarım.
umursamadan gidecekken arkamdan tutmaya çalıştı
sinirle döndüm *- anlamıyor musun kıt falan mısın?
Binlerce hakaret etsem de umursamadı tehditlerimi
*- bu kız benimle tanış…
lafını devam ettirmeye izin vermeden hızlıca elimi yumruk yaparak yanağına sertçe vurdum.
anlık yere düştü anlamsızca barmenlere adamın yere düştüğünü söyleyerek Asyanın yanına gittim acele ile…
saçmalıktı yaşadıklarımız utanç vericiydi gelmem bile hata olabilirdi.
16:40
Adam Asyayı otoparka götürdüğü anlayınca durdurdum.
*- otobüsle götürürüm arkadaşımı
diyerek kolunu tutmaya çalıştım.
Asya ise midesini boşaltacakken adam anahtarı vererek arabadan kap getirmemi istedi
acele ile arabaya yöneldim şirketten biri olsa da kimseye tanımadığım bir adama güvenemezdim
*- Arif ben.
Asyaya göz ucuyla bakış attı. derin nefes aldıktan sonra gülümsedi
Ona döndüğümde gözlerimi kısarak poşeti uzattım Asya`ya.
Birkaç dakika sonra…
Arif arabasıyla bizi eve götürürken bana kartını uzattı
*- bir şey olmaz ama arkadaş olarak uzatıyorum sorun olursa arkadaşınla arayabilirsin.
onu durdurdum
*- neden arkadaşımla???
Alay ediyordum onunla çünkü o aşkı hissediyordum
kartı ona vererek
*- ondan hoşlanıyor musun. ayrıca atakuş şirketinde ne işi yapıyorsun kimsin de yardım ediyorsun…
binlerce sorular sorarken arif arkasına baktı merakla sonrasında
kafasını çevirerek silkeledi kendini beni umursamadan
*- ismi ne?
Diyerek bana döndü o gerçekten
arkadaşımdan etkilenmişti bana şaşkınlıkla
*- belki durduk yere neden soruyor diyorsun diyebilirsin…
Onu böldüm kendimden emin ifadeyle döndüm
*- çünkü ondan hoşlanıyorsun göz kırptım Ani fren*
onaylamıştı kafasıyla seviyordu onu gerçektende.
Eve varmıştık arif ise utançla
*- eve geldik gülümseyerek arabadan indim.
*- teşekkür ederim arif arkadaşım bu halde olduğu halde yardım ettiğin için teşekkür ederim.
arif ise beni susturarak
*- kadınlara her zaman yardımcı olurum Nil rica ederim.
Asya başını tutarak tüm kelimelerini kendinden geçmiş ifadelerle söylüyordu
*- bu adam neden burada…
ayaklanarak arife yönelerek yanağını tutarak
*- yakından saçlarının sarı oluğunu fark etmemişim.
diyerek gülümseme ile sıkmaya devam etti.
Ben utançla Asyayı geri çekecekken
*-arif cidden istemeyerek oldu kusura bakma.
bana işaret yaparak
“-sorun yok.
dedi kafamı çevirirken gözüm borana kaydı ve o an onun olduğunu fark ettim.
Kapıda boran oturarak bizi bekliyordu arifle göz göze gelince bize endişeyle
yaklaştı…
Karanın gözünden;
Dosyalara göz atarken asistanlar gerginlikle kapıda bekliyordu
aydemir yardımcı asistanım kapıya tedirginlikle tıklayarak*
kapıda dosyaları getirerek bana çekinerek
*- son evrakları getirdim bide Faruk bey geldi.
umursamayarak içimden 40 saniye saydım. 39 40 diyerek içinden saymaya devam ettim
*- karan bey
aydemir ısrarla ismimi haykırdı ona döndüm
*- girsin
umutsuzca beklerken birkaç saat önce bana söylenen uyarı aklımda her zaman ucunda olacaktı babamın bana emanet ettiği şirket resmen kapanmaması için bana sayılı gün vermişti …
Birkaç saat önce;
Şirket sahibiyle göz göze geldik dakikalarca
*- boşuna çağırmadığımı biliyorsun
diyerek kahvesinden yudum aldı sessizce merakla edeceği sözü tedirginlikle bekleyerek boğazım düğüm olmuştu
ne kadar yutkunursam yutkunayım batıyordu baştan beri biliyordum şirket sahibi yılmaz bey sözleri ağzında gevelerken onu durdurdum
*- açık konuşun ne olursa yaparım ne şart olursa
onun elini tutarken geri çekti
*- 40 günün var grafikte yükseliş olmazsa bu şirket de olmaz kapanıp Gürsoy şirketi 1. sırada olmayı devam ediyor.
40 gün içinde kapatacağım şirketi ayağa kalkarak yönetici yardımcısına işaret ederek kağıdı uzatmasını emir verdi
*- bu nedir? Kağıda göz ucuyla bakarak geri kapattım elimle
Kağıtta ayın 03.04.2026 tarihine kadar yılmaz koçun sahip olduğu şirket ata kuş verilen süre içinde yükseliş olmazsa kapanma kararı kanunlar aracılığıyla kabul görerek kapanma kararı verilmiştir.
-1. bölüm sonu-
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları