Deniz sakin görünüyordu.
Ay ışığı dalgaların üzerinde parlıyor, gecenin karanlığını gümüş renkli çizgilerle süslüyordu. Kıyıdaki küçük balıkçı kasabası çoktan uykuya dalmıştı.
Ama bir kişi hâlâ uyanıktı.
16 yaşındaki Yuki.
Yuki, kasabanın dışındaki yüksek uçurumun kenarında oturmuş ufku izliyordu. Burası onun en sevdiği yerdi. Ne zaman yalnız kalmak istese buraya gelirdi.
Serin rüzgâr siyah saçlarını savururken derin bir nefes aldı.
"Keşke hayatımda biraz heyecan olsa..." diye mırıldandı.
Her gün aynıydı.
Sabah kalkıyor, annesine yardım ediyor, okuluna gidiyor ve akşam eve dönüyordu.
Fakat bu gece farklı olacaktı.
Birden gökyüzünde parlak bir ışık belirdi.
Yuki önce bunun kayan bir yıldız olduğunu düşündü.
Ama ışık giderek büyüyordu.
Ve rengi normal değildi.
Parlak mavi.
Öylesine parlaktı ki gökyüzündeki bulutlar bile maviye dönmeye başlamıştı.
Yuki şaşkınlıkla ayağa kalktı.
"Bu da ne?"
Işık hızla aşağı doğru inmeye başladı.
Ardından kulakları titreten bir ses duyuldu.
VUUUUUŞ!
Gökten gelen mavi cisim kasabanın arkasındaki ormana düştü.
Yerin hafifçe sarsıldığını hisseden Yuki birkaç adım geriledi.
Kalbi hızla atıyordu.
Korkuyordu.
Ama merakı daha büyüktü.
Hiç düşünmeden ormana doğru koşmaya başladı.
Ağaçların arasından ilerlerken mavi ışık her geçen saniye daha da belirginleşiyordu.
Sonunda ışığın geldiği yere ulaştı.
Karşısında büyük bir krater vardı.
Toprak parçalanmış, ağaçlar devrilmişti.
Kraterin tam ortasında ise garip bir nesne duruyordu.
Bir kristal.
Yumruk büyüklüğündeydi.
İçinden mavi enerji akıyormuş gibi parlıyordu.
Yuki dikkatlice yaklaştı.
Kristal sanki nefes alıyormuş gibi titreşiyordu.
Bir an durdu.
İçinden bir ses geri dönmesini söylüyordu.
Ama başka bir ses ise yaklaşmasını istiyordu.
Yuki elini uzattı.
Parmakları kristale dokundu.
Tam o anda...
GÖMMMM!
Mavi bir enerji patlaması etrafa yayıldı.
Şiddetli bir rüzgâr oluştu.
Ağaçlar sallanmaya başladı.
Yuki'nin gözleri mavi ışıkla kaplandı.
Sonra görüntüler belirdi.
Gökyüzünde uçan şehirler...
Dev yaratıklar...
Kılıç kullanan savaşçılar...
Mavi enerjiyle kaplı insanlar...
Ve sonunda uzun pelerinli gizemli bir savaşçı...
Savaşçı yavaşça dönerek Yuki'ye baktı.
Gözleri parlak mavi renkteydi.
Dudakları hareket etti.
"Sonunda seni bulduk."
Yuki şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Sen kimsin?!"
Ama savaşçı cevap vermedi.
Sadece elindeki mavi kılıcı gökyüzüne kaldırdı.
O anda gök gürledi.
Ve aynı ses tekrar duyuldu.
"Mavi Rüzgâr'ın varisi uyandı."
Yuki'nin kalbi duracak gibi oldu.
Varis mi?
Ne varisi?
Bunlar ne anlama geliyordu?
Sorularının cevabını bulamadan gözlerinin önündeki her şey kararmaya başladı.
Dizlerinin bağı çözüldü.
Ve yere düştü.
Son duyduğu şey rüzgârın
Bölüm Yorumları