Yuki yavaşça gözlerini açtı.
Başının döndüğünü hissediyordu.
Etrafına baktığında hâlâ ormanda olduğunu fark etti. Gökyüzü aydınlanmaya başlamıştı. Sabah olmak üzereydi.
"Ne oldu bana?" diye mırıldandı.
Ayağa kalkmaya çalıştı.
Tam o sırada hafif bir esinti geçti.
Ama bu sıradan bir rüzgâr değildi.
Yuki bir ses duydu.
"Yuki..."
Bir anda etrafına baktı.
Kimse yoktu.
"Kim var orada?"
Sessizlik.
Sonra aynı ses tekrar duyuldu.
"Yuki..."
Bu kez ses rüzgârın içinden geliyormuş gibiydi.
Yuki'nin kalbi hızla atmaya başladı.
"Bu imkânsız..."
Tam o sırada yerdeki yapraklar havalanmaya başladı.
Rüzgâr Yuki'nin etrafında dönüyordu.
Sanki onu çağırıyordu.
Birden mavi bir ışık ortaya çıktı.
Işığın içinden küçük, parlayan bir kuş şekli belirdi.
Kuş tamamen mavi enerjiden oluşuyordu.
Yuki şaşkınlıkla geri çekildi.
"Sen de nesin?!"
Kuş havada süzüldü.
Sonra Yuki'nin omzuna kondu.
Korkutucu görünmüyordu.
Aksine dost canlısı gibiydi.
Kuş hafifçe ötünce Yuki'nin zihninde bir görüntü oluştu.
Uzaklarda dev bir kule...
Gökyüzüne kadar uzanıyordu.
Kulenin tepesinde ise aynı mavi sembol vardı.
Yuki görüntü kaybolunca dizlerinin üzerine çöktü.
"Bu da neydi?"
Rüzgâr tekrar esti.
Ve aynı ses duyuldu.
"Mavi Kule'yi bul."
"Mavi Kule mi?"
"Orada cevaplarını bulacaksın."
Yuki şaşkınlık içindeydi.
Ama bir şeyi anlamıştı.
Artık eski hayatına dönemeyecekti.
Karşısında büyük bir gizem vardı.
Ve bu gizemin merkezinde kendisi bulunuyordu.
Yuki yumruklarını sıktı.
"Eğer cevaplar oradaysa, o kuleyi bulacağım."
Mavi kuş sevinçle havalandı.
Uzakta güneş doğuyordu.
Ve Yuki'nin gerçek macerası yeni başlıyordu...
Bölüm Yorumları