2. Bölüm 🐥🫶🏻
“Tamam, zorlamayacağım seni,”
derken içimden bambaşka şeyler geçiyordu.Ben gelmeni çok istiyorum ama neden istediğimi ben de bilmiyorum. Ama kendimi biraz olsun tanıyorsam, sabahtan beri seni çok kırdığımdandır. Neyse ki annem seni hayatta göndermez, canım benim.Hazan’ın sesiyle kendime geldim.“Eylül, evin konumunu açar mısın? Oradan bakayım.”“Tabii Hazan Hazretleri, hemen açıyorum. Demek ki benim çok konuşmama dayanamayıp konum istiyorsunuz be…”
“Sen yolu tarif edersin.”
Telefonu geri almak için elini arkaya uzattı. Ben ise elini hafifçe ittirip telefonu vermedim. Şifreyi açık verdiği için pişman olacaktı belki ama ben elini ittiğimde hiçbir şey dememesi, belki de olmayacağını gösteriyordu. Ben de bu fırsatı değerlendirip numarasını kendi telefonuma eklemekle meşguldüm.“Eylül, işin bitti mi? Telefonumu alabilir miyim?”Tam cevap verecektim ki gelen mesajı görünce bağırarak şaşkınlığımı gösterdim.
Hazan’ın ağzından
Eylül’e navigasyon için telefonumu uzatmıştım ama bunu, onun sesini duymak istemiyormuşum gibi algıladı. Oysa şu an en kötü şey onun susması olurdu. Ben, konuşacak bir şeyi vardır diye düşünüp navigasyonu açmasını istemiştim.“Sen yolu tarif edersin,” deyip telefonumu geri almak için elimi uzattım ama Eylül elimi ittirip telefonu vermedi.Yaklaşık beş dakika dümdüz gittikten sonra tam Eylül’e seslenecektim ki bir anda:“Oğlum bu ne lan? Yönelimlerin mi farklı? Bu ne? Tövbe haşa, bismillah!” diye bağırdı.Bağırdığı için korkuyla irkildim. Kesin Doğukan’la olan mesajlaşmalarıma denk gelmişti.Eylül’ün aksine oldukça sakin bir şekilde:“Doğukan mı?” diye sordum.“Bir de ‘Doğucum’ yazıyor! Şu şekilde bir kalp var…” dedi ve dikiz aynasından gördüğüm kadarıyla eliyle kalp yaptı. “Bir de şu emoji…” diyerek dil çıkardı.
(😝)
Bu sefer kendimi tutamayıp gülmeye başladım. Eylül bir anda, “HAZAN, SENİ İLK DEFA GÜLDÜRDÜM MÜ? BEN SABAHTAN BERİ İLK DEFA GÜLDÜN!” diye sevinçli bir şekilde konuşmaya başladı.Allahım, ilk defa kendime kızmayacağım bir şey yaşandı bugün.
“Hazan, bir şey diyeceğim.”
“Ya da iki şey diyeceğim.”
“HAZAN!”
“Hmm,”
diye cevap verdim.“He, şey, yok bir şey, pardon. Seni de direksiyon başında korkuttum,” diye seslendi. “İkinci dönüşten sağa, bizim ev kırmızı olan,” dedi.“Sorun değil,” derken içimden Eylül’ün susmasının şu an için bir kabus olduğunu düşünüyordum. Annem varken bir tatlı rüya olan bu hayatta, o olmadığından beri kabus gibi yaşarken bugün kabustan beni çıkaran Eylül’dü.Yaklaşık 3 dakika sonra Eylüllerin evine vardık. Üç katlı bir evdi. İki kişi koskoca evde neden yaşıyorlardı? “Büyük evler hiç bana göre değil, huzur yokmuş gibi geliyor,” diye iç sesimle konuşurken Eylül’ün annesi arabanın dibinde belirdi.“Kızım nerede?” derken arkada uzanan Eylül’ü görüp, “İyi misin, ne oldu?” diye Eylül’le konuşurken; Eylül, “İyiyim anne, bir şeyim yok. Hazan da çok açmış, evde de kimse yokmuş. Bu arada, ayy ben açım, pardon!” deyip kıkır kıkır gülmeye başladı. Ben ne yapmaya çalıştığını anlamıştım ama tam itiraz edecekken annesi kapımı açıp, “Oğlum in hadi. Aydan abla, misafirimiz var, bir tabak daha koyar mısın sofraya?” dedi.Aydan?“Aydan,” demişti. Annemin de Aydan diye bir arkadaşı vardı. Bu bizim Aydan abla mıydı acaba? Annem vefat ettikten sonra bizim evden ayrılmıştı. Tam zamanlı olarak evimizde kalıp annem çalıştığı için ev işlerimizi yapıyordu. Eğer oysa şu an çok mutlu olurdum.Eylül arkadan enseme yapıştırıp, sonra da elleriyle yüzümü iki yandan tutup aynı zamanda vurmaya başlarken, “Gelecek misin artık?” diye sabah okuldaki gibi bana bağırmaya başladı.“Geldim geldim, dur vurma Eylül, dur tamam geliyorum, ne olur vurma!” derken Eylül durup bir anda bambaşka bir moda girip, “Tamam o zaman gidelim,” deyip arabadan inmemi bekledi.İçeri girdiğimizde Aydan ablayı görünce koşup sarıldım. Neredeyse 3 yaşımdan beri bizimleydi. Aydan abla beni görünce ağlamaya başladı. Eylül ve annesi bize anlam vermeyen bakışlarla bakarken sofraya oturduk. Ne olduğunu anlatmaya başlarken Aydan abla da yemekleri koyuyordu.“Hazanım, şansına da sarma ve dolma var bugün yemekte. Cacık da yaptım, afiyet olsun oğlum,” derken; Eylül de, “Arabada inatlaştın, söylemedin. En sevdiğin yemek sarmaydı, neden söylemedin? Gıcıksın Hazan!” dedi. Bir anda kahkahayı patlattım. Uzun zaman sonra böyle fazla gülüyordum.
Eylül’ün ağzından
Hazan dediklerime kocaman gülüp anneme döndü ve “Ablacım, adınızı öğrenebilir miyim?” dedi.Annem ağzını peçeteyle silip lokmasını yuttuktan sonra, “Nuray, adım Nuray,” diye cevap verdi.Hazan elini anneme uzatıp, “Memnun oldum Nuray abla,” deyip annemin de elini uzatmasını bekledi. Annem de karşılık verince derin bir oh çektim. Arkadaşım olan erkeklere biraz temkinli yaklaşırdı her zaman. Sonra Hazan telefonunu alıp masayı çaktırmadan çekmeye çalıştı ama ben fark ettim. Masanın altından ayağımı Hazan’a vurdum. Beni anlamış olacak ki, “Zaten yolda okudun, al oku,” diye telefonunu bana verdi. Telefonu verirken Doğukan’a mesaj attığını gördüm.“Kanka yarın buluşalım, şu an ani bir yemekteyim, Aydan abla da burada,” diye yazıp masayı atmış. Kamerayı açıp Hazan’a seslenip onun telefona bakmasını sağlayınca ani bir selfie çekip —masanın altından yukarı doğru— Doğucuma attım. Doğukan bir anda, “Oha, Eylül mü o? Oğlum sen ne yaşadın lan bir günde? Yarın kesin buluşacağız, okulda da konuşuruz. Afiyet olsun, bana da sarma getir,” diye şakalaşma şeklinde mesaj attı. Hazan’a telefonu verip Aydan abla ya, “Aydoşum, bir kase sarma koyabilir misin? Ben kaseyi getirip geliyorum, Doğukan beylerin canı çekmiş,” dedim. Hazan, “Yok Aydan abla, hayır vallahi takılıyor Doğu bana,” dese de Aydan abla, “Bizim Doğu mu? Getir Eylülüm, Doğu oğlum da yesin,” dedi ve getirdiğim kaseye sarma doldurdu. Ben de Hazan için içeride yaptığım tatlıdan kaseye koyup çantasına çaktırmadan attım. Annem bütün olan bitenleri sakince izleyip sessizliğini korurken Hazan’ın annesi ile ilgili konuda dedikleri ve bakışları aklıma geldikçe kafam ağrımaya başlamıştı. Çok kaçamaktı ve bir şeyler biliyor gibiydi.
2. Bölüm sonu
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
güzel olmuss
PUUAHAHAHAHAHHAHAGAGGAGAGA
Yorum
Yorum bulunamadı.