Ben, Ela Yıldırım.
Bazıları hayatını planlayarak yaşar.
Ben ise hayatımın bir sabah ansızın altüst olacağını bilmiyordum.
O sabah alarmımı tam üç kez ertelemiştim.
Telefonumu elime alıp saate baktım.
08.17
"...Eyvah."
Yataktan fırladım.
"Ders sekizdeydi!"
Saçımı gelişigüzel topladım, dolabın önünden ilk gördüğüm siyah sweatshirtü kaptım, çantamı omzuma geçirip yurttan koşarak çıktım.
Üniversitenin kampüsü sabahın erken saatlerinde bile kalabalıktı.
Birileri kahve alıyor, birileri sınava yetişmeye çalışıyor, bazıları da çimlere uzanmış gökyüzünü izliyordu.
Benim tek derdim ise derse geç kalmaktı.
Tam fakültenin önüne geldiğim sırada...
Pat!
Birine çarptım.
Elimdeki dosyalar yere saçıldı.
"...Çok özür dilerim."
Eğilip kâğıtları toplamaya başladım.
Karşımdaki kişi de sessizce bana yardım etti.
Kâğıtları uzatırken ilk kez yüzüne baktım.
Kahverengi gözleri...
Bir anlığına zaman durmuş gibiydi.
Kalbim garip bir şekilde hızlandı.
Hayır...
Onun gözlerine benzediği için.
Sadece o yüzden.
"...İyi misin?"
Sesiyle düşüncelerim dağıldı.
"İyiyim."
Teşekkür bile etmeden dosyaları alıp uzaklaştım.
Arkamdan bakıp bakmadığını bilmiyordum.
Bilmek de istemiyordum.
Çünkü o gözler...
Bana sadece tek bir kişiyi hatırlatıyordu.
Kerem'i.
...
Ders boyunca hocanın anlattıklarından tek kelime anlamadım.
Defterimin kenarına farkında olmadan aynı ismi yazıyordum.
Kerem.
Yanıma oturan Defne dirseğiyle beni dürttü.
"Yine daldın."
Defteri kapattım.
"Bir şey yok."
Defne kaşlarını kaldırdı.
"Sen bana 'bir şey yok' dediğinde kesin dünyada bir felaket oluyordur."
İstemeden gülümsedim.
"Abartıyorsun."
"Abartmıyorum."
Çantasından kahve çıkarıp bana uzattı.
"Al."
"İstemiyorum."
"İç."
"Defne..."
"Ela."
Birbirimize birkaç saniye baktık.
Sonunda kahveyi aldım.
"Teşekkür ederim."
"Gördün mü? Hâlâ beni dinliyorsun."
Ders bittiğinde kampüse çıktık.
Defne telefonuna bakarken bir anda durdu.
"...Of."
"Ne oldu?"
"Yine geliyorlar."
"Kim?"
Başımı kaldırdığımda herkesin aynı yöne baktığını gördüm.
Kalabalık ikiye ayrılmıştı.
Ortada siyah tişörtlü, elleri cebinde yürüyen biri vardı.
Yanında üç arkadaşı.
Herkes dönüp ona bakıyordu.
Fısıldaşmalar başladı.
"Aras."
"Yine bütün ilgi onda."
"Çok yakışıklı ya."
Defne gözlerini devirdi.
"Şu popülerlik olayını hiç anlamıyorum."
Ben ise sadece bir anlığına ona baktım.
Ve...
Sabah çarptığım kişinin o olduğunu fark ettim.
Aras.
O da bana baktı.
Göz göze geldik.
Sadece iki saniye.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp geçti.
Kalbim neden hızlandı?
Hayır.
Aras yüzünden değil.
Çünkü...
Onun bakışları bile bana Kerem'i hatırlatıyordu.
Ve ben...
Kerem'i unutabilecek biri değildim
Bölüm Yorumları