Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Mira, Kadıköy’deki eski apartmanın merdivenlerini çıkarken her zamanki gibi hafifçe topallıyordu. Topallama değil aslında, sadece sol ayağını biraz daha özenle basma alışkanlığı. On iki yıldır böyleydi. Depremden sonra kalan küçük bir iz.
Kapının önünde durdu, derin bir nefes aldı. Elindeki şarap şişesi soğuktu. Kapıyı çalmadan önce birkaç saniye bekledi. İçeriden Ela’nın kahkahası ve Baran’ın bas sesi geliyordu. Her şey normaldi. Her ay olduğu gibi.
Kapıyı açtığında Kerem onu görür görmez gülümsedi.
“Geciken kraliçe sonunda teşrif etti.”
“Metroda yangın tatbikatı vardı, inanın,” dedi Mira içini çekerek.
Ela koşup sarıldı ona. Her zamanki gibi fazla parfüm sürmüştü. O kokuyu alınca Mira’nın içi garip bir şekilde ısındı. Dokuz yıldır aynı kokuydu bu.
“Özledim seni ya,” diye mırıldandı Ela kulağına.
“Üç gün oldu Ela.”
“Üç gün çok uzun.”
Salona girdiklerinde Baran koltukta yayılmış, elinde bira şişesiyle telefonuna bakıyordu. Saçları her zamanki gibi dağınık, gözlerinde o yorgun ama keskin bakış. Kerem ise mutfaktan mezeleri getiriyordu. Dört farklı hayat, dört farklı kaos… Ama bu salonda bir araya geldiklerinde tuhaf bir denge oluşuyordu.
Mira koltuğa otururken gözü masanın üzerindeki eski, ahşap kutuya takıldı. Daha önce görmemişti.
“Bu ne?” diye sordu.
Kerem omuz silkti. “Babamın yazıhanesini boşaltırken buldum. Dedemden kalmış. İçinde bir sürü saçma sapan şey var. Mektup, eski fotoğraf, defter… Atamadım. Getirdim size de göstereyim diye.”
Baran kutuyu hafifçe tekmeledi. “Antika manyağı. Mira’ya sor, o anlar. Benim için eski kağıt yığını.”
Mira gülümsedi ama gözleri kutunun kapağındaki oymaya takılı kalmıştı. Eski harfler… Belki 1940’lar, belki daha eski. Parmaklarını kutunun kenarında gezdirdi. Ahşap soğuk ve pürüzsüzdü.
Ela, “Açsana,” dedi heyecanla. “Belki içinden define çıkar.”
Kerem kutuyu açtı. İçinden sararmış fotoğraflar, katlanmış mektuplar ve kalın, deri kapaklı bir defter çıktı. Mira deftere uzandı. Kapak hafifçe aşınmıştı. Elleriyle okşadı.
Defteri açtığında ilk sayfada eski bir el yazısıyla tek bir cümle yazıyordu:
“Bizi unuttuklarında, biz de kendimizi unuttuk.”
Mira’nın parmakları bir an durdu. Nedense bu cümle boğazına bir şey tıkanmış gibi hissettirdi.
“Ne yazıyor?” diye sordu Ela, omzunun üstünden bakarak.
“Hiç… eski bir cümle işte.”
Ama Mira sayfayı çevirmedi. Bir tuhaflık vardı. Defterin kâğıdı, mürekkebi, hatta o eski el yazısının eğimi… Garip derecede tanıdık geliyordu. Sanki yıllar önce kendi yazmış gibi.
Baran birasından bir yudum aldı. “Hadi ya, bırakın o tozlu şeyleri de bir oyun oynayalım. ‘Hiç Yapmadığınız Şeyi İtiraf Et’ falan.”
Kerem güldü. “Senin hiç yapmadığın şey kalmadı ki.”
Ela da kahkaha attı ama Mira gülmedi. Hâlâ deftere bakıyordu. Kalbi tuhaf bir ritimle çarpıyordu.
O gece, Kadıköy’deki o küçük dairede dört arkadaş her zamanki gibi gülüp eğlenirken, masanın üzerindeki eski defter sessizce duruyordu.
Hiçbiri henüz bilmiyordu.
O defter, onların hikâyesini çok daha önce yazmaya başlamıştı.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları