Kara'nın yanından ayrıldıktan sonra eve gelip hızlıca odama çıkıp sıcak bir duş aldım bugün Akıncı ailesinim evine davetliydik çünkü ailelerinin miniği Alara bugün 4 yaşına giriyor. Her ne kadar Akıncı ailesine ısınamasamda Alara benim için çok kıymetliydi ve onu sevdiğim için bugün yanına gidicektim zaten bizimkiler çoktan gitmişti. Onlara beni beklememelerini söylemiştim çünkü başımdaki dertler yüzünden hediye alamamıştım ama Alara'mın ne sevdiğini biliyordum.
Duştan çıkar çıkmaz ilk iş olarak telefonuma yöneldim saat daha 18:50'ydi ve doğum günü saat 20:00 başlayacaktı. Derin bir nefes vererek saçlarımı kurulamaya başladım. Kuruladıktan sonra dolabıma yöneldim ,ne giyeceğimi hiç düşünmemiştim gözüme çarpan ilk elbiseyi üzerime giydim. Aynanın karşısına geçip çok hafif makyaj yaptım. Ayağa kalkıp boy aynama geçip kendime baktım üzerimde Ayaz'ın bana hediye ettiği dizimin biraz üstünde siyah ,kalın askılı bir elbiseydi.
Aynada daha fazla oyalanmayarak siyah topuklu ayakkabılarımı giyerek evden çıktım . Uygulamadan çağırdığım taksiye bindim ve yolu tarif ettim.Radyoda Hakan Peker-Karam çalıyordu.
"Ablacım geldik. " diyen şöfore döndüm geldiğimizi fark etmemiştim düşüncelere dalmaktan.
Parayı ödedikten sonra mağazadan içeri girdim. Burası yeğenime ve diğer çocuklara hep hediye aldığım mağazaydı. Onlarıda bazen buraya getirirdim mağazanın iç tarafında bir oyun alanı bulunuyordu. İçeriye geçip daha önceden geldiğimizde Alara'nın dikkatini çeken bir oyuncak vardı. Bir bez bebekti üstünde toz pembe bir elbise ve elbisenin üstünde de minik minik papatyalar bulunuyordu. Gözleri elaydı, saçlarıda kumraldı, saçları iki at kuyruğu yapılmış ve pembe tokalarla toplanmıştı.
"Nasıl bir modele bakmıştınız efendim? " gelen sesle arkama döndüm. Benden küçük bir kız üzerinde toz pembe eteğiyle, beyaz kısa tişörtüyle be lacivert gömleğiyle konsepti belli ediyordu.
Gülümseyerek, "Aslında bir bez bebeğe bakıyordum, toz pembe elbiseli hatta elbisesinin üzerinde minik minik papatyalar vardı. O bez bebeği arıyordum ama bulamadım yardımcı olursanız sevinirim. "
"Tabii efendim. "diyerek diğer reyonlara doğru ilerledi bende ardından ilerledim.O elindeki bebekle kasaya doğru geçerken bende parayı ödeyip hediye paketi yaptırıp çıktım. Zaten buradan sonrası ev yakındı. Yürüyerek evin önüne geldiğimde derin bir nefes alarak büyük bahçeden içeri girdim. Tam tahmin ettiğim gibi her aile için bir masa ayarlanmıştı. Beni görünce Sancak ailesi ve Karahan ailesi ayaklandı.
" Güzelim benim... "diyerek benim Yakışıklı Ayıcığı'mın kolları bedenimi sardı bende hemen kollarımı boynuna doladım. Zaten herkes Ayaz'la benim bir ilişkim olduğunu biliyordu.
" Oy benim Yakışıklı Ayıcık"ım beni mi özlemiş!? "diyerek kahkaha atmıştım aslında bende onu özlemiştim.
" Sözlükte bir araya getirebileceğin o kadar kelime varken bilemedim doğrusu, pes!" diyerek araya girdi Burak. Ayaz'la ayrıldıktan sonra onada sarıldım.
"Buna yaratıcılık denir canım sen anlamazsın. " diyerek Sıla araya girdi bu seferde.Burak'tan ayrılıp ona da sarıldım.
"İşte beni anlayacak biri sen varya birtanesin! " diyerek yanağına öpücük kondurdum. Onunlada ayrıldıktan sonra kapının önünde durmuş sohbet ederken bir yandan da etrafı inceliyordum.Sonra bir çift elayla göz göze geldim. Kara.
Üzerinde siyah gömlek ve siyah pantalon gitmişti. Açıkçası şık olmuştu.
Bir an hepimiz sustuk çünkü artık masalara geçme zamanı gelmişti. Ne kadar istemesemde sahte ailemle aynı masaya oturmalıydım.
Sırtımda bir el hissettim ardıma dönüp baktığımda Ayaz bana cesaret verircesine bakıyordu."Gel bizim masaya geçelim, zaten bizimkilerde seni özlemiş yani benim kadar olmasada. "ona gülümseyerek masaya doğru yürümeye başladık.Herkes bize bakıyordu çünkü Gökmen ailesinin kızı ve Karahan ailesinin oğlu olarak böyle bir harekette bulunmamız onlar için başka şeyler anlatırıyordu.
Evlilik.
Masaya geçip herkesle selamlaştıktan sonra Ayaz ve Irmak'ın arasına oturdum mümkün oldukça Gökmen ailesinin masasına bakmamaya çalışıyordum.
" Eliz! "diye bağırarak biri kucağıma atladı.Ben daha olayın şokunu bile atlatamamışken minik prensesim kollarını boynuma doladı.Bende ona kollarımı sararken Irmak ve Ayaz bizim bu halimize gülüyordu.
" Alara bak burada kim var? "diyerek yüzünü Ayaz'a döndürdüm.
" Bıraksana beni Eliz,ben ona gidicem!"
diyerek Ayaz'ın kucağına atladı Irmak bu halimize gülüyordu ve fark ettim ki sadece Irmak değil bütün Karahan ailesi bize gülüyordu bu halimizi gören diğer ailelerde bize bakıyordu.Artık aralarında sadece bizim ilişkimizi değil bugün yaşananlarıda konuşacaklardı.
Sefa abi mikrofonu eline alarak iki kere dokundu ve sesi kontrol etti, "Hepiniz kızımın doğum gününe hoşgeldiniz! " diyerek başladı söze ardından aile büyüklerine hürmeten isimlerini söyleyip selam verdi. Zaten bahçede ailelerin masaları U harfine benzeyen bir şekilde dizilmişti. Ortayada bir masa bırakılmış ve üzerine doğum günü pastası ile birlikte başka yemeklerde bırakılmıştı.Ardından o klasik doğum günü şarkısı açıldı ve alkışlar eşiğinde pasta kesildi Alara aynı ona aldığım bebek gibiydi.Hatta tıpatıp aynı giyinmişti.
Yemekler ve pastalar yendikten sonra sıra hediyelere geldi ilk olarak Akıncı ailesinden verilmeye başlandı. Sadece Kara onu en son gördüğümden beri ortalıkta yoktu. Alara, Kara'yı soruyordu ama herkes geçiştiriyordu. Akıncı ailesinden sonra Sancak ailesi hediyelerini verdi ardından diğer ailelerde verdi sıra Gökmen ailesine geldiğinde içimden hiç kalkmak gelmedi sahte annem, babam ve diğer herkes hediyelerini verdikten sonra üzerimde bazı bakışlar hissettim. O an fark ettim ki eğer şuan kalmazsam daha çok dikkat çekicektim.Yavaşça ayağa kalkarak Alara'nın yanına gittim bugün burada onun için olduğunu hatırlayarak gülümsedim, "İyi ki doğdun prensesim benim, nice mutlu senelere. " diyerek sarıldım. O da bana hemen sarıldı. Hediyeyi açarken gözleri merakla büyümüş dudaklarında da minik bir tebessüm vardı.
Hediyemi görünce minik bir mutluluk çığlığı atarak bebeği havaya kaldırdı."Eliz! "diyerek boynuma atladı." O benim ikizim olmuş aynı Burak ve Sıla gibi! "dedi ve sonra bebeğini kucağına alarak Asena ablanın kucağına atladı.
Bende yerime geçmek yerine lavobaya geçip elimi yüzümü yıkamak için yukarı çıktım.Elimizi yüzümü yıkadıktan sonra aşağı doğru inecekken içerideki kolidordan duman kokusu geldi burnuma. Kokunun geldiği yöne giderken öksürük sesleride geliyordu adımlarım hızlanırken neredeyse endişeden düşüp bayılacaktım. Kolidorun köşesini döndükten sonra gözlerim alevler içindeki odaya kaydı zaten bu kolidorda iki oda vardı.
Yangın olan odanın kapısının önüne geldiğimde ne yapacağımı şaşırdım yerde boylu boyunca uzanan ve bir yandan da nefes almaya çalışan biri vardı. İlk başta dumanlardan dolayı yüzünü seçemesemde en sonunda karnında bir noktada oluk oluk kan akan kişiyi gördüm.
O an dudaklarımdan tek bir isim çıktı.
" Kara... "
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Eline sağlık canımm💖
Bu nasıl sondurr
Yorum
Yorum bulunamadı.