Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Eğer bir insanın kelimeleri ruhunuza bir kez dokunduysa, artık onun sesini hiç duymamış olmanızın bir önemi kalmıyor. Dün gece, odamın zifiri karanlığında yatağıma uzanmış tavanı izlerken tam olarak bunu düşünüyordum. Saat gece yarısını çoktan geçmiş, akreple yelkovan 01.30’u gösterdiğinde telefonumun komodinin üzerinde hafifçe titremesiyle yerimden fırlamıştım.
Ekranı açtığımda, o gizemli numaradan gelen iki fotoğraf karesiyle karşılaştım. Bembeyaz, çizgisiz bir kağıda kurşun kalemle, inanılmaz düzenli ve dik bir el yazısıyla iki sorunun çözümü dökülmüştü. Ama beni asıl sarsan çözümlerin doğruluğu değil, her bir adımın yanına, sanki karşımda oturmuş da bana sabırla anlatıyormuş gibi düşülen küçük notlardı. Birinci adımın yanına, parantez içinde, "Burada paydaları eşitlerken acele etme Bilinmeyen, senin gibi heyecanlı birinin en çok yapacağı hata budur," yazmıştı. İkinci sorunun sonuna ise çok hafif, neredeyse silik bir kurşun kalem çizgisiyle şu cümleyi iliştirmişti: "Sınavı gözünde büyütme. Sen sadece bu gece rahat bir uyku uyu. Yarın her şey güzel olacak."
O notu okuduktan sonra kalbimin göğüs kafesime vuran ritmini değiştiren şeyin ne olduğunu sabaha kadar çözememiştim. Üç yıldır her gece rüyalarıma giren, okul koridorlarında arkasından melül melül baktığım Berk, o gece aklımın ucundan bile geçmemişti. Ben sadece, hayatımda hiç görmediğim, sesini duymadığım, adını bile bilmediğim o numaraya ait dik el yazısını düşünerek uykuya dalmıştım.
Pazartesi sabahı, okul bahçesinden içeri adım attığımda havadaki o klasik, kasvetli sınav stresi yüzüme çarptı. Herkes elindeki kağıtları ezberlemeye çalışıyor, panik içinde koridorlarda koşturuyordu. Ben ise şaka gibi ama inanılmaz derecede sakindim. Üzerimde her zamanki okul üniforması, saçlarımda salaş bir at kuyruğu vardı.
"Günaydın Doğa!"
Sesin geldiği yöne döndüğümde Berk’i gördüm. Basketbol takımının o meşhur ceketini omuzlarına atmış, her zamanki gibi etrafına ışık saçan o kusursuz gülümsemesiyle bana doğru yürüyordu. Eskiden olsa bu sahne karşısında dizlerimin bağı çözülür, heyecandan ne diyeceğimi bilemezdim. Ama bugün... Bugün Berk bana doğru yürürken içimde en ufak bir rüzgar bile esmedi. Onun o çok havalı bulduğum saçları, parlak dişleri ve özgüvenli duruşu gözüme o kadar sıradan, o kadar yapay geldi ki, kendime şaşırdım.
"Günaydın Berk," dedim, sesim beklediğimden bile daha düz ve normal çıkmıştı.
"Sınıf grubunda dün gece bende çözümler var yazmıştın. Şu hatalı olan soruları bana da göstersene, neye dikkat etmem gerekiyor?" diye sordu, elini ensesine atarak.
Dün gece o gizemli çocuğun kurduğu cümle zihnimde yankılandı: "Başkalarının gözüne girmek için bu kadar risk almanıza gerek yok. Özellikle de sizin bu çabanızı fark etmeyecek insanlar için."
Berk’in gözlerinin içine baktım. O benim çabamı, ona yardım etmek için çektiğim uykusuzluğu ya da hislerimi hiçbir zaman önemsememişti. O sadece işine yarayacak notların peşindeydi. "Şey... Berk, ben o notları dün gece kaybettim ya. Telefonum çöktü, silindi hepsi. İnternetteki çözümler de zaten yanlışmış, seni yanıltmak istemem," dedim.
Berk’in yüzündeki o parlak gülümseme bir anlığına söner gibi oldu, hayal kırıklığıyla iç çekti. "Hadi ya... Neyse, sağlık olsun. Ben kantine iniyorum o zaman, görüşürüz," deyip arkasını döndü ve gitti. Arkasından bakarken içimde ne bir pişmanlık ne de bir üzüntü vardı. Sadece büyük bir özgürlük hissi kalmıştı. Kalbimin prangalarından biri o an tamamen kırılmıştı.
Sınav salonuna, yani kendi sınıfıma girdiğimde öğretmen çoktan sıraları düzenlemişti. Herkes tekli oturuyordu. Şansıma pencere kenarında, orta sıralardan biri düşmüştü. Çantamı sıranın yanına asıp sandalyeme yerleştim. Kalbim yavaş yavaş hızlanmaya başlamıştı ama bu seferki Berk için değil, o gizemli yabancının bana verdiği sözü tutup tutmayacağını görmek içindi. "Yarın okulda karşılaştığımızda beni tanıyabilecek misiniz, gerçekten çok merak ediyorum," demişti.
Sınav kağıtları dağıtılmaya başladığında, sınıfa derin bir sessizlik çöktü. Kağıdı önüme çektiğimde gözlerim anında 4. ve 7. soruları aradı. Gerçekten de dün gece o el yazısıyla çözülen soruların tıpatıp aynısıydı. Derin bir nefes aldım, kurşun kalemimi elime aldım ve dün gece zihnime kazınan o adımları tek tek kağıda dökmeye başladım. Kalemi her oynattığımda, o dik ve düzgün el yazısının hayali gözümün önüne geliyordu. Sınavı neredeyse yirmi dakikada bitirmiştim. Hayatımın en rahat, en huzurlu matematik sınavıydı.
Kağıdımı kürsüye bırakıp sınıftan çıkan ilk kişi ben oldum. Koridor henüz bomboştu. Kantinin önündeki büyük çınar ağacının altına gidip derin eenfes almak istedim. Bahçeye çıktığımda, serin sonbahar rüzgarı yüzüme çarptı. Telefonumu cebimden çıkarıp ekrana baktım. Henüz bir mesaj yoktu.
Tam o sırada arkamdan bir ayak sesi duydum. Adımlar o kadar sakin ve ritmikti ki, istemsizce arkama döndüm. Gelen, okulun o satranç kulübünün başkanı olan çocuktu. Gözlüklerini düzelterek yanımdan geçti. Onun hemen arkasından ise okulun en mesafeli, kendi halinde takılan ve herkesin biraz gizemli bulduğu Meriç ağır adımlarla yürüyordu. Elindeki kalın fizik kitabını göğsüne bastırmış, kimseye bakmadan çınar ağacının diğer tarafındaki banka oturdu.
Üzerindeki okul ceketinin düğmeleri her zamanki gibi nizami bir şekilde iliklenmişti. Siyah saçları hafifçe alnına düşmüştü ve o koyu renk gözlerinde her zamanki o dingin, ne okunduğu belli olmayan ifade vardı. Kulaklığını taktı ve kitabının sayfalarını çevirmeye başladı. O kadar sakin, o kadar kendi dünyasındaydı ki... "Kesinlikle o değil," diye düşündüm kendi kendime. "Bana mesaj atan çocuk çok daha esprili ve tatlı. Meriç ise okulun yürüyen buz kütlesi."
Cebimdeki telefonun titremesiyle irkildim. Heyecanla ekranı açtım. Gelen mesaj tam da tahmin ettiğim gibi o gizemli numaradandı.
053X...: Sınavdan ilk çıkan sen oldun Bilinmeyen. Kağıdı o kadar hızlı teslim ettin ki, bir an korktum. Umarım dün geceki emeğimizi kağıda doğru dürüst yansıtabilmişsindir. (10:12)
Gülümseyerek hemen bahçedeki kalabalığı taradım. Bankta oturan Meriç’e baktım; elinde telefon bile yoktu, tamamen kitabına odaklanmıştı. Koridorun diğer ucunda telefon kurcalayan çocuklara baktım. Hangisiydi bu zeki çocuk? İçimdeki merak duygusu çığ gibi büyüyordu.
Bilinmeyen Numara: Çok iyi geçti! Hayatımın en iyi sınavıydı diyebilirim. 4. ve 7. soruları tıkır tıkır çözdüm. Sayende dahi çocuk! Ama şu an bahçedeyim ve gözlerim fırıldak gibi dönüyor. Nereden izliyorsun beni? (10:13)
053X...: (Hafif bir kıkırdama emojisi) Bahçedeki çınar ağacının altında, rüzgara karşı dururken çok savunmasız görünüyorsun Bilinmeyen. Ayrıca... Kim olduğumu bulmak için etrafa öyle dedektif gibi bakman, oyunumuzu daha da eğlenceli hale getiriyor. (10:14)
Bilinmeyen Numara: Pislik! :) En azından bir ipucu ver. Yoksa bütün okulu sırayla sorguya çekeceğim. Bak az önce Meriç yanımdan geçti, bir an o mu acaba diye düşündüm ama çocuk dünyaya küsmüş gibi kitap okuyor. Kesinlikle o değilsin. (10:15)
Mesajı gönderdikten sonra "Yazıyor..." ibaresinin belirmesini bekledim. O sırada çınar ağacının altındaki Meriç, kitabının sayfasını çevirirken çok hafifçe, neredeyse belirsiz bir şekilde kafasını kaldırdı. Bakışları bir anlığına benim olduğum yöne düştü, göz göze geldik. Yüzündeki o soğuk, mesafeli ifade hiç değişmedi ama gözlerinde yakalayamadığım, çözemediğim çok derin bir parıltı vardı. Başını nezaketle hafifçe eğip selam verdi ve tekrar kitabına döndü. O kadar profesyonelce, o kadar mesafeliydi ki, içimdeki tüm şüphe kırıntıları yok oldu. O olamazdı.
Telefonum tekrar titredi.
053X...: Meriç mi? (Gülümseme emojisi) Demek beni o ulaşılamaz, sessiz çocuğa benzettin... İlginç. Belki de gerçekten öyle biriyimdir, belki de tamamen zıttıyım. Sana ilk ipucumu vereyim o zaman: Tam olarak karşında duran şeyleri görmek, bazen en zorudur Bilinmeyen. Kafanı çok uzaklara yorma. (10:17)
Mesajı okurken içimdeki o tatlı karmaşa daha da büyüdü. Berk benim için tamamen bitmişti, bunu çok iyi biliyordum. Artık kalbimin ritmini değiştiren, beni bu kedi fare oyununun içine çeken tek bir kişi vardı: Numaraların ve maskelerin ardına saklanan, beni her cümlesiyle kendine biraz daha aşık eden bu gizemli çocuk. Ve onun kim olduğunu bulmak, hayatımın en heyecanlı macerası olacaktı.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları