İnsanlar zamanı altınla ölçmeye çalışırdı. Oysa zaman, ne satın alınabilecek bir şeydi ne de geri getirilebilirdi. Herkes onun bol olduğunu sanırdı; ta ki ellerinden kayıp gidene kadar. Ve bazı kaderler vardı ki, zamanı bile kendilerine boyun eğdirmeyi başarırdı.
Küller her zaman bir sonu temsil etmezdi. Bazen yeni bir başlangıcın ilk izleriydi. Ve bazen bir kehanet, tam da her şeyin kül olduğu yerde doğardı.
...
Göz kapaklarım ağırca açılırken bedenimde hissettiğim yoğun bir ağrı vardı. Burnuma değen rutubet kokusu midemi bulandırırken aralık gözlerimin arasından etrafa bakındım. Buraya nasıl geldiğim hakkında hiç bir fikrim yoktu. Hiç birşeyi hatırlamıyordum. Hafızamın silindiğini hissettim. Her tarafım uyuşmuştu.
Yerimden doğrulmaya çalışırken belimde hissettiğim acıyla daha çok inledim. Etrafa bakarken nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum.
Güçlükle yerimden kalkıp, yerden destek alarak oturdum. Bir odadaydım, fakat nerede olduğumu bilmediğim bir oda. Odanın içini aydınlatan mum haricinde odada görebildiğim hiç bir şey yoktu.
Desteğimi duvardan alarak ayağa kalktığımda inlememek için dişlerimi sıktım. Kapıya doğru adımlarken bedenim titriyor, nefes alışlarım hızlanıyordu.
Elimi kapıya uzatıp açtığımda, görmeyi beklediğim manzara şu an gördüklerimle uyuşmuyordu. Ne görmeyi beklediğimi bilmiyordum ama elf görmeyi beklemediğim kesindi.
Karşımda, upuzun kulakları ve uzun beyaz saçlarıyla bana gülümseyerek bakan bir elf vardı.
Çığlık atarak kendimi geriye attığımda ellerim refleksle karnıma gitti, kesik nefeslerimin ardından inledim. Elime değen ıslaklık beni germişti. Gözlerimi karnıma çevirdiğimde akan kan şelalesi beni yine şaşırttıı. Bugün yaşadıklarımı unutamayacaktım.
Ellerimi nasıl olduğunu bilmediğim yaraya bastırırken hâlâ korkuyordum. Farkında olmadan zaman yolculuğu yapmış olamazdım, değil mi?
Bedenimdeki titreme hâlâ devam ederken bir kaç adım sesi işittim. Her tarafım kan ter içinde kalmışken aklıma son yaşadıklarım geldi. Zehirlenmiştim, daha sonra ise bayılmıştım. Şu an rüyada olabilir miydim?
Adım sesleri devam ederken, gözüme çarpan bir sandalyeye oturdum ve ellerimle karnımdaki yaraya bastırmaya devam ettim. Her şeyi düşünmem gerekiyordu. Yaşadığım çoğu şeyi hatırlamıyordum ya da bilmiyordum.
Adım sesleri durduğunda, arkamda birinin varlığını hissedip geriye baktığımda bir yabancı bana bakıyordu. Üstelik elindeki tepside ne olduğunu anlamadığım şişeler ve garip otlar vardı.
Odayı ilk başta inceleme fırsatım olmamıştı. Ama şu an bakınca bir oda değil de dükkan gibi bir yerde olduğumu fark ettim. Duvarda çokça raflar ve raflarda da şişeler, otlar ve daha bir çok şeyler vardı.
"Uyanmışsın." Yabancı bana doğru yaklaşırken yüzünde ayırt edemediğim bir gülümseme vardı. "Uyanmanı bekliyordum." Gözleri belimdeki yaraya kaydığında bakışları değişmişti. Yanımda doğru adımlarken elindeki tepsiyi masanın üzerine koydu.
Şu an konuşacak durumda değildim. Evime gitmem gerekiyordu. Ayrıca başıma gelenleri hatırlamıyordum. Belimdeki yaranın nasıl olduğu hakkında bir fikrim yoktu, bu konuda bir şeyler yapmalıydım.
"Ben neredeyim? Sen kimsin?"
Ayağa kalkıp ondan uzaklaşırken geriye doğru adımlıyordum. Şu an içimde yaşadığım panik ve korku tarif edilemez türdendi.
"Adım, Elian."
Hâlâ geriye adımlarken sırtım duvara çarptığında durmak zorunda kaldım.
Bir elimi karnımdan çekip, yabancıya doğru doğrulttuğumda kendimi korumak ister gibi bir halim vardı.
"Bana zarar mı vereceksin?"
Gülüşü yanaklarında derin çukurlar açarken elleriyle beni teselli etmek ister gibi elimi tuttu. "İzin verirsen sana yardım edeceğim, Evelia"
Adımı biliyordu. Ama ben onu tanımıyordum. Ya da adını bilmiyorum. Beni nereden tanıyor olabilirdi?
"Seni tanımıyorum." Dediğimde sesim güvensiz ve panikli çıkmıştı. Elini üzerimden çekerek onu ittirdim ve acıyan yarama rağmen en uzak köşeye geçip ona en ters bakışlarımı attım.
"İzin verirsen o da olacak." Daha fazla zorlamayarak eline masanın üzerindeki tepsiyi aldı ve yanıma gelip tepsiyi elime tutuşturdu.
"Yarana bakmalısın. Seni yalnız bırakıyorum, işini çabuk bitir."
Adının Elian olduğunu öğrendiğim yabancıya arkasından bakarken gözüm bir ona, bir de elimdeki tepsiye kayıyordu. Ne olduğunu bilmediğim şeylerle nasıl olduğunu bilmediğim bir yaraya mı bakacaktım?
Başka bir çarem yoktu. Eğer yarama bakmazsam olacakları bilmiyordum.
Son çare üzerimdeki kıyafetleri çıkarttım ve gözlerimi belimdeki yaraya indirdim. Belime sarılan sargı özensizce sarılmış gibiydi. Ve kanı taşmıştı. Ellerimi olabildiğince yavaş hareketlerle sargı bezine götürüp dikkatlice çıkardım. Bıçak yarası gibi keskin ama bir bıçağa ait olamayacak kadar büyüktü. Yaşadıklarıma bakılırsa hançer yarası da olabilirdi.
Tepside ne olduğunu bildiğim sadece pansuman eşyaları vardı. Bir tanesini alıp yaranın etrafını temizledim ve yaraya dişlerimi sıkarak pansuman yaptım. Kıyafetlerimi tekrar giydiğimde ota benzeyen şeyleri kendimden olabildiğince uzaklaştırdım. Şimdi biraz daha iyi hissediyordum.
Elian içeri tekrar girdiğinde bu sefer yüzünde derin bir tebessüm vardı. Onu tanımıyordum ama iyi birisi olduğunu hissediyordum. Bana zarar verecek birisine de benzemiyordu. Ya da ben öyle düşünmek istiyordum, bilmiyorum.
Ama şu an bunların hepsini unutup buraya nasıl geldiğimi ve bana ne olduğunu öğrenmem gerekiyordu.
"İyi görünüyorsun."
Yanıma doğru adımlarken gözleri bana verdiği ilaçlardaydı.
Dikkatle bana bakarken, aramıza mesafe koyup ona iğneleyici bakışlarımı sundum. "Buraya nasıl geldim ve tam olarak neredeyim?" Yüzündeki ifade ciddileştiğinde artık gülmüyordu. Sanki az önceki halleri birer maskeden ibaretti.
"Uzun hikaye."
Umursamazlığı beni sinir ediyordu. "Peki, neredeyim?"
"Bulunduğumuz yer Nocthara."
Dürüst olmak gerekirse dediğinden hiç birşey anlamamıştım. Düşündüm de, bir krallıkta olsam çok komik olurdu. Kitaplardaki gibi bir hayat isterdim hep.
"Buraya nasıl geldiğini sana zaman gösterecek. Beni takip et."
Dışarı çıktığında onu takip etmekten başka çarem yoktu. Onunla aramı iyi tutabilirsem bana yardımcı olabilirdi. Beklemeyi seven bir insan değildim. Dediği zamanı beklemeden her şeyi öğrenmeliydim.
"Nereye gidiyoruz?"
"Sorularının cevabını bulabileceğin bir yere."
Çıktığımız yerin gerçekten dükkan olduğunu gördüğümde etrafa bakınca buranın bir şehir olduğunu anladım. Ama şehirden çok daha farklı bir yapıya benziyordu. Etrafta benim bir kaç saat önce çığlık atıp kaçtığım elflerden bir şehir dolusu vardı. Üstelik zararsız gibilerdi, insanlarla konuşup anlaşabiliyorlardı.
Elian'ın büyük adımlarına ayak uydurmaya çalışırken peşinden koşuyordum.
Dışarıdan bakıldığında komik bir durumda olduğuma adım kadar eminim. Ama nereye gittiğimizi hâlâ bilmiyor, merak ediyorum.
Elian durduğuna ben de durmak zorunda kaldım. Kafasını çevirip omzunun üzerinden bana bakarken ben karşımda duran koca yapıya bakıyordum.
Ben neredeydim, buraya nasıl gelmiştim?
Karşımda duran yapı bir gökdeleni andırıyordu ama o kadar da yeni değildi.
Sanki bir krallık gibiydi. Ama kasvetli bir havası, kocaman iki tane kapısı vardı.
"Neredeyiz?"
"Moonveil."
Yine dediğinden hiç bir şey anlamadığım için saçlarımı savuran rüzgara karşı arkamı dönüp tekrar yürümeye başladım. Fakat kolumdan tutup gitmeme engel olan bir el vardı.
"Gidemezsin!"
Bu sefer beni nazikçe kendine çevirip hiç beklemediğim anda omzuna aldığında çığlık attım. Başım aşağı sarkarken poposunu görüyordum.
Sırtına attığım delici yumruklara rağmen beni bu garip yapıdan içeri soktuğunu hissettim. Daha fazla zorlamadan çırpınmayı bırakıp sadecr olacakları bekledim.
"İndir artık beni!"
Merdivenleri çıkarken gülme sesini duydum. Bana mı gülüyordu bu herif?
Sırtına yumruk geçirecekken beni sertçe yere indirdiği için, ben de sertçe popomun üzerine düştüm. Belimdeki yara hâlâ sızladığı için kısık nefeslerde inliyordum.
"İçeri."
Girdiği kapıya bakınca daha sonra etrafıma baktım. Kocaman merdivenlerden oluşan ve sayısız kapısı olan saray gibi bir yerdeydik. Fakat ben hâlâ neredeydik bilmiyordum.
İnleyerek oturduğum yerden kalktım ve Elian'ın girdiği kapıdan içeri yavaş adımlarla ben de girdim.
İçeride görmeyi beklediğim manzaradan daha ayrı bir manzara görmek beni şaşırtmıştı.
Ben neredeydim?
🍷
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Aşıırııı güzel canım eline sağlik
Evelia&Elian shippp
Yorum
Yorum bulunamadı.