Alora’nın bilinci tamamen kapanıp Başmuhafız’ın kollarına yığıldığı an, muhafız birliğinin arkasında bir panik dalgası kopar. İçlerinden biri, askeri disiplini ve emirleri tamamen unutarak öne fırlatır kendini.)
(Genç muhafız Kael, kılıcını kınına bile sokmadan kalkan barikatını yarar. Gözleri Alora'nın solgun yüzünden başka hiçbir şeyi görmemektedir. Nefes nefese, neredeyse dizlerinin üzerine düşerek Alora’nın yanına kapaklanır.
Kael: (Panik içinde, titreyen elleriyle Alora'nın soğuk yüzünü hafifçe kavrar)
"Alora! Hayır, lütfen... Lütfen uyan! Bak bana, buradayım!"
(Gözlerindeki korku ve Alora'ya duyduğu derin aşk tüm çıplaklığıyla yüzüne yansır)
"Komutanım, nefes alıyor mu?! Ne olur bir şey söyleyin, kalbi atıyor mu?!"
Başmuhafız: (Kael'in bu kontrolsüz çıkışına kaşlarını çatarak)
"Kael! Kendine gel! Disiplinini koru, şifacılara yetiştirmemiz lazım!"
(Bu sırada köşede sessizce duran Dawn, Kael’in Alora’ya dokunuşunu, gözlerindeki o çaresiz adanmışlığı izlemektedir. Göğsüne oturan kıskançlık yumrusunu yutkunarak bastırmaya çalışır.
Yumruklarını sıkarken tırnakları avuç içine batar, ancak yüzüne soğuk ve profesyonel bir maske takar.)
Dawn: (Sakin görünmeye çalışarak adımlarla yanlarına yaklaşır, sesi düz ve mesafelidir)
"Kael. Bırak onu."
(Kael'in omzuna elini koyup hafifçe geriye doğru çeker, bakışlarında gizlemeye çalıştığı keskin bir sitem vardır)
"Onu bu şekilde sarsarak veya paniğe kapılarak sadece durumunu kötüleştiriyorsun. Burası duygusal krizler geçirme yeri değil."
Kael: (Gözleri yaşlı, başını kaldırıp Dawn'a bakar)
"Görmüyor musun Dawn?! Büyüsü tamamen bitti! Rengi bembeyaz, elleri buz gibi! Ya ona bir şey olursa... ben..."
Dawn: (İçindeki kıskançlık sızısını bastırmak için bakışlarını Alora’nın solgun yüzüne çevirir. Sesinde hafif incinmiş, ama dışarıdan katı görünen bir ton vardır)
"Bir şey olmayacak. Leydi Alora güçlüdür... Sandığından çok daha güçlü. Şu an ihtiyacı olan şey senin gözyaşların değil, zaman."
(Kael'e dönüp gözlerinin içine bakar, alt metinde kıskançlık yatan bir uyarıyla)
"Kişisel hislerini bir kenara bırakıp muhafız görevini yap. Cirex'in ne zaman geri döneceği belli değil. Onu korumak istiyorsan önce çevreyi emniyete al."
Kael: (Zorlukla da olsa Dawn'ın sözleriyle kendine gelir, elini Alora'nın üzerinden yavaşça çeker)
"Haklısın... Haklısın, özür dilerim."
(Ayağa kalkar, kılıcını çekip Alora'nın hemen yanı başında çelikten bir siper gibi durur)
Dawn: (Yan gözle Kael’in Alora’ya bakmaya devam edişini süzer. Kendi kendine, fısıltıyla karışık derin bir nefes verir)
(İçinden: "Sadece onun için endişeleniyorsun... Her zaman sadece onun için...")
(Sesini sertleştirerek muhafızlara bağırır)
"Ne duruyorsunuz?! Sedyeyi getirin! Leydi Alora'yı derhal saraya taşıyoruz!"
(Muhafızlar Alora'yı dikkatle taşımak üzere harekete geçerken, Dawn arkada kalıp karanlığa doğru bakar. İçindeki kıskançlığı ve Alora'ya duyulan bu aşka karşı hissettiği karmaşık duyguları gecenin gölgelerine saklar.)
Muhafız Yüzbaşısı: "Hadi, daha hızlı! Dikkatli tutun, başını sarsmayın!"
Sarayın şifahanelesine ulaşana kadar geçen her saniye, taş koridorlarda çınlayan yankılı adımlarla ağırlaştı. Leydi Alora, ipek kılıflı bir sedyenin üzerinde, hayata tutunmaya çalışan narin bir fidan gibi cansız yatıyordu. Dawn, şifahanenin ağır meşe kapılarının dışında, koridorun karanlık bir girintisine çekilmiş, kollarını göğsünde birleştirmişti. Gölgelerin arasına sakladığı gözlerinde öfke, fırtınalı bir kıskançlık ve önüne geçemediği buruk bir acı birbirine karışıyordu.
İçeriden çıkan Saray Başhekimi’nin ağır adımları, kapının önünde volta atan muhafızların nefesini kesti. Yüzbaşı, doktorun önüne atıldı.
Muhafız Yüzbaşısı: "Doktor! Söyle derhal, durumu nasıl? Leydi Alora iyileşecek mi?"
Başhekim, ellerini önünde birleştirip derin bir iç çekti. Yüzündeki çizgi çizgi olmuş yorgunluk ve tedirginlik, haberin hiç de iç açıcı olmadığını fısıldıyordu.
Başhekim: "Bedensel yaralarını saracağız, yaşaması mucize ama hayatta... Lakin..."
Muhafız Yüzbaşısı: "Lakin ne?! Sözünü kesme, ne oldu Leydi'ye?"
Başhekim: (Sesini kısarak, endişeyle çevreye göz gezdirir) "Ruhu büyük bir yıkıma uğramış Yüzbaşı. Zihnindeki o ulu ışık... tamamen sönmüş. Leydi Alora uyanacak, evet... Fakat kim olduğunu, buranın neresi olduğunu ve en önemlisi o efsanevi güçlerini tamamen kaybetmiş. Zihni bomboş bir sayfa gibi. Ne bir büyü kırıntısı var içinde, ne de geçmişine dair tek bir hatıra."
Sessizlik, koridora zehirli bir gaz gibi yayıldı. Muhafızlar birbirine bakakaldı. Kadim güçleriyle krallığın en büyük kalkanı olan Alora, artık sıradan, savunmasız bir faniydi. İçlerinden biri tedirginlikle fısıldadı:
Muhafız: "Bu... Bu imkânsız! Düşmanlar onun gücünü kaybettiğini öğrenirse sarayı bir günde yerle bir ederler! Krallığa ne diyeceğiz? Lordumuzu nasıl koruyacağız?"
Muhafız Yüzbaşısı: "Kesin sesinizi!" (Sesi titriyordu ama çaktırmamaya çalıştı) "Bu odadan tek bir kelime dışarı çıkmayacak! Duyuyor musunuz beni? Leydi Alora güçlerini dinlendiriyor denecek, o kadar!"
O sırada, oda içerisindeki ağır ve şifalı ot kokulu havanın ortasında, ipek yatakta bir kıpırdanma oldu. Alora, göğsünü sıkıştıran derin bir nefesle gözlerini araladı.
Tavanı kaplayan oymalı taşlar, duvardaki meşalelerin titrek ışığı... Hiçbiri tanıdık gelmiyordu.
Ellere, kollara baktı; sanki bu beden kendisine ait değilmiş gibi yabancıydı. Zihninde tutunabileceği tek bir anı, tek bir isim aradı ama derin bir boşluktan başka hiçbir şey bulamadı.
Kapının açılmasıyla içeri giren yüzbaşının ve muhafızların gölgelerini görünce yatakta geriye doğru sindi. Korkuyla kumaşı sıktı.
Alora: "S-siz... Kimsiniz?"
(Sesi kısıktı, boğazı kurumuştu. Göğsündeki o eski, yakıcı gücün yerinde sadece büyük bir boşluk ve soğukluk hissediyordu.)
Alora: "Burası neresi? Bana... Bana ne yapacaksınız?
"Lütfen yaklaşmayın!"
Yüzbaşı adımını durdurdu. Karşısındaki kadın, bir zamanlar tek bir hareketiyle orduları dize getiren o kudretli Leydi Alora olamazdı. Gözlerindeki o heybet gitmiş, yerini ürkek bir ceylanın bakışları almıştı.
Alora: "Ben... Ben kimim?" (Ellerine baktı, parmakları titriyordu) "İçimde bir şey eksik... Sanki çok büyük bir parçamı koparmışlar gibi. Hiçbir şey hatırlamıyorum... Lütfen söyleyin, ben kimim?"
Bölüm Yorumları