Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Saatlerdir süren ağır antrenman bittiğinde güneş batmış, havadaki ayaz tamamen çökmüştü.
Ağır yeleklerle yapılan koşunun, kütük taşımanın ve kum torbasına indirilen yüzlerce yumruğun ardından pestilim çıkmıştı. Üzerimdeki eşofman terden ve çamurdan ağırlaşmış, kıvırcık saçlarım banttan kurtulup başımın etrafında darmadağınık bir hal almıştı.
Nefes nefese sahanın kenarındaki banka çöktüm. Avuç içlerimdeki bandajları çözerken canım yanıyordu ama çaktırmamaya çalışıyordum.
Pamir Yüzbaşı elindeki kronometreyi cebine koydu. Üzerindeki siyah askeri kabanın yakalarını kaldırdı. Saatine bakıp o buz gibi, emredici bakışlarını bana dikti.
"Bugünlük bu kadar," dedi, sesi akşamın sessizliğini bıçak gibi keserek. "Yarın sabah 05.00’te yine buradasın. Bir dakika bile geç kalırsan kapıda kalırsın."
Tam arkasını dönüp gidecekti ki, bir anlık cesaretle doğruldum. Midemden gelen gurultuyu bastırmaya çalışarak ona baktım.
"Yüzbaşı?"
Pamir duraksadı. Başını yavaşça bana doğru çevirdi. Gözlerinde "Yine ne var?" der gibi bıkkın bir ifade vardı.
"Ne var Sare?"
"Balık ekmek," dedim pat diye.
Pamir kaşlarını çattı. Yüzünde 'bu kız ne saçmalıyor' der gibi bir şaşkınlık belirdi. "Ne dedin sen?"
"Balık ekmek yiyelim," dedim, sesimi olabildiğince kendinden emin tutmaya çalışarak. "Saatlardır çamurda sürüklüyorsunuz beni. Şekerim düştü, acıktım. Sahildeki o seyyar balıkçılardan birine gidelim. Siz de bir şeyler yersiniz."
Pamir ilk defa duyduğu bu abuk teklif karşısında birkaç saniye öylece durdu. Sonra o her zamanki soğuk, alaycı ve sert ifadesi yüzüne geri yerleşti. Bana doğru bir adım atıp boy farkıyla tepeme dikildi.
"Ben senin arkadaşın değilim Sare," dedi, sesi buz kesecek kadar netti. "Sana burada antrenörlük yapmıyorum, seni eğitmiyorum; seni bir savaşa hazırlıyorum. Çoluk çocuk işleriyle, balık ekmekle uğraşacak vaktim yok benim."
"Aptal bir balık ekmek sadece Yüzbaşı, alt tarafı acıktım—"
"Açlığını evinde bastır," diye kesti sözümü. Sesi tartışmaya kapalı bir duvar gibi yükseldi. "Arabaya geç. Seni eve bırakıyorum. Bir daha da bana böyle saçma sapan tekliflerle gelme."
Arkasını dönüp arazi aracına doğru yürüdü.
Gözlerimi devirip arkasından baktım. Onca sertliğine, o katı komutan edalarına rağmen beni o saatte yine tek başıma bırakmıyordu işte. Kıvırcık saçlarımı hırsla geriye atıp peşinden yürüdüm.
"Buz dağı," diye mırıldandım kendi kendime. "Alt tarafı bir balık ekmek dedik..."
Pamir sürücü koltuğuna geçerken dikiz aynasından bana soğuk bir bakış attı.
"Mırıldanmayı kes Sare. Duymuyorum sanma."
"Duy diye dedim zaten!"
Arabanın kapısını sertçe kapatıp koltuğa kuruldum. dışarıdaki yağmuru izlemeye başladım. Pamir Yüzbaşı sertti, tavizsizdi, duvarları çelikten örülüydü... ama o duvarların arkasında bir yerlerde beni koruyan bir adam vardı. İtiraf etmese de.
Bu bölümün ilk 23 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzel bölümdü...tatliş Romantik sahneler gelsinnn🫶🫶🫶🫶
Çokk güzel acaba ne zaman aşik olcakk
Çoook güzelll
Çok iyiii🤍
Yorum
Yorum bulunamadı.