Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Arabayı çalıştırıp askeri alandan çıktığında içeride yalnızca motorun gürültüsü ve dışarıdaki hafif yağmurun sesi vardı. Pamir, çenesini kasmış bir şekilde yola odaklanmıştı. Ben ise başımı cama yaslamış, yol boyu sıralanan sokak lambalarının ışıklarını izliyordum.
İnatçıydı. Gerçekten tam bir buzdağıydı. Ama madem beni eğitmek zorundaydı, en azından birkaç dakika insan muamelesi yapabilirdi.
Sahil yoluna girdiğimizde denizin kokusu arabanın havalandırmasından içeri doldu.
Sessizliği bozan bu ses üzerine Pamir’in direksiyonu tutan parmakları kasıldı. Dikiz aynasından bana kısa, buz gibi bir bakış attı.
Gözlerimi devirip kafamı çevirdim. "Açlıktan ölürsem antrenman yapacak birini bulamazsınız Yüzbaşı," diye mırıldandım.
Pamir cevap vermedi. Arabayı sürmeye devam etti. Hah, şaşırtmadı, diye düşündüm kendi kendime. Tam "odun işte" deyip ümidimi kesecekken, araba ani bir sinyalle sağa yanaştı ve balıkçı teknesinin tam karşısında durdu.
Şaşkınlıkla başımı çevirip ona baktım. Pamir emniyet kemerini çözdü, arabanın motorunu kapattı ama bana bakmadı bile.
"İn," dedi sadece.
"Hani çoluk çocuk işiydi?" dedim, tutamadığım hafif bir gülümsemeyle.
Pamir bana doğru döndü. Gözlerinde o her zamanki disiplinli, ciddiyet dolu ifade vardı. "Sesini kesip bir şeyler ye diye Sare.. Ayrıca on dakikan var. Yarın 05.00’teki koşuda bayılırsan seni sahanın ortasında bırakır giderim."
Hiç istifimi bozmadım. "Emredersiniz Komutanım," deyip arabadan fırladım.
Sahildeki küçük tahta masalardan birine oturduğumuzda yağmur hafifçe atıştırıyordu. Pamir balıkçıya iki tane balık ekmek söyledi. Kendisi masaya oturmak yerine arkasındaki direğe yaslanıp kollarını göğsünde birleştirerek durdu, gözleri sürekli etraftaki hareketlilikteydi. Bir an bile gardını düşürmüyordu.
Balıkçı ekmekleri getirdiğinde sıcacık ekmeğe adeta fırladım. İlk ısırığı aldığımda yaşadığım mutluluğu tarif edemezdim. Pamir ise elindeki ekmeğe öylece baktı, tek kelime etmeden birkaç ısırıkta bitirdi.
"Süren bitti. Arabaya geç," dedi, saatine bakarak.
Ekmekten son ısırığımı alıp peşinden arabaya yürüdüm.
Yolun geri kalanında aramızda yine o ağır, askeri sessizlik hakim oldu. Benim ailem, evim veya geçmişim hakkında hiçbir şey bilmiyordu; ben de onun hakkında... Aramızda sadece o sert antrenmanlar ve komutan-öğrenci disiplini vardı.
Nihayet bizim sokağa girdiğimizde arabayı apartmanın tam önünde durdurdu. Motoru kapatmadı, gözlerini önündeki karanlıktan ayırmadı.
Emniyet kemerimi çözerken bakışlarımı ona çevirdim.
"Teşekkür ederim Yüzbaşı," dedim, sesimdeki yorgunluğu gizlemeye çalışarak. "Her şey için."
Pamir yine yüzüme bakmadı, sadece çenesini sıkıp sert bir sesle konuştu:
"Teşekkürünü yarın sabah sahanın etrafında atacağın ekstra iki turla ödersin Sare. 05.00'te nizamiye kapısındasın. Bir dakika bile geç kalma."
"Anlaşıldı Komutanım," dedim.
Arabanın kapısını açıp indim. Tam kapıyı kapatıp apartmana doğru yürüyecekken, birinci katın balkonundan neşeli, küçücük bir çocuk sesi sokağın sessizliğini böldü:
"Ablam geldi !"
Beş yaşındaki küçük kardeşim İlayda, kıvırcık saçları darmadağınık bir halde balkondan sarkmış, elini bana doğru sallıyordu.
Bu bölümün ilk 25 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Abe mük olmuştur he valla Ksjskskskskskskskss Devamı acil gelsinnn
Emeğine sağlık ❤️ yeni bölüm ne zaman gelirr🙃
Çok güzel olmuş bacıııııııım
Eline sağlık bebişş mükemmel lllll❤️
Mükemmelll
Yorum
Yorum bulunamadı.